Bir Nefesle Başlar Ömür, Ardından Veysel Türkü Fısıldar

Elimde bağlama, sahnenin ucuna oturup türküler çalıp söylemek için bindallı ne de yakışır cana türküler timsali. Bağlamaya da ne hacet bir yüreğin çığlığı yeter her şeye. Başlayalım öyleyse, kim bilir belki de bir türkü derdimize derman olur.

“Ötme bülbül ötme şen değil bağım
Dost senin derdinden ben yana yana
Tükendi fitilim eridi yağım
Dost senin derdinden ben yana yana”

Başındaki siyah yazmaya kurbandır Canan. En önde oturmuş ne de güzel dinlersin beni. Vardır bir acın bilirim, bağlamazsın karaları boş yere başına, vurmazsın kınaları alnına. Gel hele çık şuraya, tut elini, bas bağrına acılarını.

Ey can dolanıp durursun, başını taşlara vurursun. Duysan bir ağıt toprak olursun, yakarırsın Mevla’ya türküleri aracı edip. Can değildir derdimiz, yurdum toprağında kâh güler kâh ağlarız, gün olur horon teperiz, gün olur halay tutarız, gönül zinciriyle dost bağı kurarız.

“Bir acı rüzgâr esince
Sallanmadık dal mı kalır
Dost dostunu arzularsa
Aşılmadık yol mu da kalır”

Türkülerdir sevdam, türkülerdir davam. Kara toprağı bağrına basan babamın kokusudur, memleket hasretidir. Türküler candır, nefestir. Gönül işi, ruh eşidir türküler.

Seslenmişler babam Mehmet’e, “Koş gel bir kızın oldu. Nasıl da gül yüzü, bakmaya kıyamazsın. Al hele koyu ver adını.” Koşarak gelmiş babam nefes nefese, azıcık soluklanmış; “Verin kızımı kucağıma.” Alır almaz kucağına başlamış ezanı okumaya kulağıma, ardından Canan Nisan demiş üç kere. “Bahar gibi olsun her mevsim etrafına neşe, mutluluk dağıtsın.”

Sivas topraklarında salınmışsa kökün en sadık dostun kara toprak olmaz mı? Başlamış babam Aşık Veysel’in türküsünü söylemeye;

“Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yârim kara topraktır”

Türküler eşliğinde gözümü açtığımdan olsa gerek, nerede kulağıma türkülerin tınısı gelse gözlerim babamı arar.

Her birimiz ayrı yaşarız türkülerin hikâyesini. Kimisi sevdiğini, kimisi anasını babasını, kimisi de kardeşini arar. Acısını bulmak ister. Şifadır türküyle haykırır ruhumuza.

Mevsimler kovalarız, türküler yoldaşımız olur. Baharda çiçekler açar teselli buluruz acılara. Kışın kar yağar, dondurur sıkıntıları, çok uzaklardan gelen bir türkü ertele biraz der gibi her şeyi yüreklere dokunur durur.

“Güneşe yıldızlara sorar seni ararım
Yağmura bulutlara sorar seni ararım
Yorgunum aramaktan
Gördüğüme sormaktan
Güneşe yıldızlara sorar seni ararım”

Bitmez anlatmakla türküler, sığmaz sayfalara. Veysel’in görmeyen gözü, yüreklerin memleket diye çarpan sesi olur türküler. Döner durur bulutlar gibi başımızın üstünde.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Selam Olsun

Elimde bağlama, sahnenin ucuna oturup türküler çalıp söylemek için bind...

Dikkat, Açımız Daralıyor!

Elimde bağlama, sahnenin ucuna oturup türküler çalıp söylemek için bind...

At Murattır

Elimde bağlama, sahnenin ucuna oturup türküler çalıp söylemek için bind...