Bir Dengede Olmak: Çalışmak

“Kim kazanmazsa dünyada ekmek parası, dostunun yüzkarası, düşmanının maskarası.”

Mehmet Akif Ersoy’un bu sözünü ilkokul dönemlerimde kitaptan okuduğumda beynimde düşündüğüm bütün olumsuzluklar silinmiş, çalışmaya yönelik bir gayret baş göstermişti. Okuduğum yatılı okulu bırakmayı düşünüyor, ailemin yanına dönüp miskin miskin oturmak istiyordum. Ama bu söz benim kendime gelmemi sağlamıştı. Aileme faydalı olmak için okuyacaktım. Para kazanıp etrafımdakilere yardım etmek için okuyacaktım ve benim gibi görme engellileri anlamak için okuyacaktım. Hedefimi koydum, zorluklara katlandım ve sabrettim. Her zaman dengede kalmak için çaba sarf ettim.

Çalışmakla ilgili İslam büyüklerinin sözlerini not aldım, ne zaman bir bıkkınlık gelirse hatırladım, notlarımdan hiç silmedim.

Bu güzel hikmetleri sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Muhammed bin Münkedir (rahmetullahi aleyh) Hazretleri, sıcak bir yaz günü Medine dışındaki bir yere geldi. Bu saatte tarlasında çalışmak üzere buraya gelmiş yorgun bir şahsa gözü ilişti. Kendi kendine, "Bu sıcak havada, dünya işiyle meşgul olan bu şahıs kim?" diye düşündü. Biraz daha yaklaştı. "Hayret! Bu zat İmam-ı Muhammed Bakır'dır" dedi. Yaklaşarak selam verdi. İmam Bakır Hazretleri, selamına cevap verdi. Muhammed bin Münkedir Hazretleri: "Efendim bu sıcakta, bilhassa pek çok güçlüklere katlanarak dışarı çıkmak uygun mu? Allah göstermesin, başınıza ölüm hâli gelirse, ne olacak? Böylesine sıcak günlerde, zorluk ve zahmetlere katlanmanız size layık değil" dedi. İmam Bakır Hazretleri: "Eğer bu hâlde ölürsem ibadet ve taatimi yapmış olarak ölürüm" dedi. Çünkü bu işim de Allah'a ibadet ve kulluktur. Sen, ibadeti; yalnız zikir, namaz ve duayla sanmışsın. Benim geçimim ve masraflarım var. Eğer çalışmazsam ve zorluk çekmezsem, sen ve senin gibisine yardım için elimi açmam lazım. Hiç kimseye muhtaç olmamak için rızık peşinde gidiyorum. Yalnız, günah işlediğim, uygunsuz bir iş yaptığım, ilahi emre muhalif olduğum zaman, ölümün bana gelmesinden korkmam gerekir. Allah'ın emrine uyduğum zaman değil. Çünkü Rabbim, başkalarına yük olmamayı ve kendi rızkını kendi sağlamayı emretmiştir"

Tasavvuf büyükleri buyuruyor ki Allah için olan işte sevgi vardır. Dünya için olan işte sevgi yoktur. Dünyanın tabiatında sevgi yoktur. Alla Teala dünyayı yarattığından beri, bir defa olsun rahmet nazarıyla bakmamıştır. Dünya, nefis ve şeytanın azmasına yardımcı olmaktadır. İnsanın dünyalığı arttıkça nefsi azar, gurur, kibir artar, kontrolden çıkar. Ahireti bırakıp, hep dünyalığı artırmak için gece gündüz çalışmak, ızdırabı, sıkıntıyı, sevgisizliği artırmak, ahmaklık alametidir. Dünyalığı artırırken yardımseverliği akıldan çıkarmamalıyız. Bir inşaat tuğlacısının ustasına tuğla uzattığı gibi Rabbimiz bizlere nimetlerini verdikçe biz de onları yoksullarla paylaşmalıyız. Hazreti İbrahim gibi elimizi, soframızı açmalıyız. Dine ve insanlara hizmete kendimizi adamalıyız. Hedefimizi sabit tutup ayağımızın kaymaması için Yaratıcımıza her zaman dualar etmeliyiz.

Genelde insanlar, dünyada ne istiyorsa elde eder, kimi sultan olur, dine ve Müslümanlara hizmet eder, kimi imparator olur, insanlara zulmeder. Cengiz Han koskoca bir imparatordu, yetim olarak yetişti. İnanılmaz bir hırsla, bir inatla, istediğini başardı ve bizzat kendi elinden ölen insan sayısı 40 milyondan fazla. Buna niyet etmiş ve istediğine kavuşmuş. Hayırlı bir şey mi? Elbette değil. Hesabını verecek. Onun için hedefimiz, gayemiz neyse, elbette doğru tarafta olmak kaydıyla, bir tane olsun, sağlam olsun, ona dört elle sarılmalı, çok çalışmalıyız. Yani kısacası himmet sahibi olmaya çalışmalıdır. Himmet, bütün gayretin, bütün duanın, bütün düşüncenin, her şeyin aynı noktada birleşmesidir.

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki; önce ne yapacağımıza iyi karar vereceğiz. Daldan dala atlamak uygun değil... İkincisi de niyetimiz neyse onun için çok çalışacağız. Allah Teala, her şeyi hesap üzere yani sebeple yaratmıştır. Bunun için, bir şeye kavuşmak isteyenin, önce onun sebebine yapışması, sonra da dua etmesi gerekir. İnsanlar genelde tembeldir. Allah Teala’nın verdiği kapasitenin çok altında iş yaparlar. Ashab-ı Kiram zamanından itibaren tarihe bakarsak, âlim ve evliya zatların hayatlarını öğrenirsek, onların gayretleri, onların çalışmaları yanında hiçbir şey yapmadığımızı görürüz. Maksat on tane iş birden yapmak değil. Önemli olan tek bir iş de olsa, kendimizi o işe verip başarılı olmaya çalışmak, elimizden geleni yapmaktır. Demek ki, önce ne yapacağımıza iyi karar vereceğiz. Daldan dala atlamak uygun değil... İkincisi de niyetimiz neyse onun için çok çalışacağız. Bir çocuk, küçük yaşta, ben devlet başkanı olacağım diye aklına koyarsa, Allah Teala ona o kapıları açar ve muradına erer. İstediği şey hayırlıysa, düzgün bir işse, niyeti de iyi ise sevap da kazanır, ahirette de rahat eder. Hayırsız, kötü bir şey ise hesabını verir, ama o yol ona yine açılır. Herkes neyi isterse ona kavuşur.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yerin Altındakiler, Üstündekilerden Çok

“Kim kazanmazsa dünyada ekmek parası, dostunun yüzkarası, düşmanının maskarası....

Boşluk

“Kim kazanmazsa dünyada ekmek parası, dostunun yüzkarası, düşmanının maskarası....

Hayali Olmayanın Hayatı Var Mıdır?

“Kim kazanmazsa dünyada ekmek parası, dostunun yüzkarası, düşmanının maskarası....