Bin Atlı Çocuklar Gibi Şendik

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
Haykırdı, ak tolgalı beylerbeyi “ilerle!”
Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafilelerle”

Büyük şairlerimizden Yahya Kemal Beyatlı bu şiiri yazarken atlarımızın ayak izlerinin kaldığı toprakların kaybedilişi ve O’na duyulan hasreti dile getirmiştir şüphesiz.

İslâmiyet öncesi Türk tarihinde özgürlük, bağımsızlık ve yeni yerleri ele geçirme isteğimizin her bir anında Türk ordusunun vazgeçilmez unsurlarından olan Atlar, Türk milletinin İslâmiyet’i kabulünden sonra ise sinelerimizde atan Rabbimizin adını cihana yayabilme sevdamıza da tarih boyu tanıklık etmiş, sadık, seven ve sevilen, en önemli yardımcısı olmuştur Türk ordusunun.

Dev gibi orduları yenişimizi haykırır iken asla unutamaz atlarımızın varlığını ve bin atlı çocuklar gibi şendik diyerek bizlere unutulmaz mısralar bırakmıştır.

Tuna’dan Bosna’ya, Sofya’dan Viyana’ya, askerlerimiz ve sadık yardımcıları olan asil atlarımız tarihe damgalarını vurarak sessizce çekilmişlerdir ata yurdundan.

At; asırlar boyu yoldaşlık yapmıştır Türk milletine, kâh onunla beldeler fethedilmiş, kâh yol alınmıştır.

Bazen bir dervişin, mürşidine kavuşmasına tanıklık etmiş, bazı zamanlarda ise üzerinde taşıdığı gelini, eşinin evine götürmesine. Atlar sadık dostlar diye tanımlanmıştır bu topraklarda her daim. Çin kaynaklarında “attan” bahsederken “Atlar, Türklerin kanadıdır, her şeyidir.” diye bahsedilmesi bile binlerce yıllık geleneğin ve değer verişin farklı diller ile anlatımıdır.

Osmanlı Padişahlarından Sultan Yıldırım Bayezid’e unvanını kazandıran da, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul'u fethettiği esnada şehre girilirken Koca Sultan’a eşlik eden de, Yunus Emre’nin diyarlar dolaşırken bazen dertleştiği, o mübarek elleriyle dokunup sevdiği de, asırlar boyu bir can dostu olarak atlara verdiğimiz önemi anlatan sahnelerdir.

At; Türk milletinin özgür ruhunun, bağımsız yaşama isteğinin sembolü olmuştur daima.

Ruhlara dokunan bir yanının olduğuna inanılarak, milletimizin yürüdüğü her yolda yanı başında durmuştur.

At; şiirlere konu olmuş, Anadolu’muzda, sevenlerin buluşma anına her daim şahitlik etmiştir. Tarihimizde, Osmanlı sultanlarının hediyeleşmelerine konu olmuş, değerli görülmüş ve sultanların birbirlerine at hediye etmesinin şeref duyulacak bir simge olması dikkatlerden kaçmamıştır.

Başkalarına teslim edilemeyecek kadar kutsal kabul edilerek, baş tacı edilişine tanıklık edilmiştir bu topraklarda.

Teknolojik gelişmeler ile birlikte ata verilen değerde azalmış ve günümüzde büyük şehirlerde belirli bir ücret karşılığı birkaç tur atılan ve bir daha geriye dönüp bakılmayan, bir köşede sessiz çığlıklar ile tarihte gördüğü değeri belki de bakışları ile dile getiren kadim dostlarımız olarak öylece durmaktadırlar.

Kıtalar dolaşan, nice sultanların gazâlarına, cihatlarına, heyecanlarına, umutlarına tanıklık eden sadık dostlarımız bir gün hak ettikleri değeri tam manasıyla göremeyecek olsa da asaletleri anlaşılacak ve tarihçilerimizin, araştırmacı yazarlarımızın kalemleri ile değerlenecek, tanıtılacak ve yetişecek gençlerimizin bu asil dostların varlıklarından haberdar olmaları ile birlikte kültürel değerlerimiz önem kazanacaktır.

Kültürdür bir milleti ayakta tutan ve o parçalar birbirinden ayrılırsa bir daha toparlamak imkânsız hâle gelebilmektedir. Binlerce yıllık tarihi mirasımızda Türk milletinin ve Türk ordusunun vazgeçilmez unsurlarından olan atlarımız konu başlığı ile bu sayımızda unutulmaya yüz tutmuş bu değere bir nebze olsun katkı sağlayacaksak ne mutlu bizlere ve bizlere bu imkânı sağlayan dergimizin değerli idarecilerine.

Atalarımızın şu güzel sözleri ile yazımı sonlandırmak isterim:

Altın yere düşmüş olsa da değerinden asla bir şey kaybetmez.

Selam ve dua ile

Hayırla kalınız.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Türk Değilse Yüktür

“Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendi...

Önden Giden Atlar

“Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendi...