Beşik

(Okunma Süresi: 1 dakika)

Mabedin önünde duran aşılmaz eşik
Nurun altında topraktan sallanan beşik
Açtım gözümü sabaha sanki bir değişik
Geçmişin geleceği gizli bir noktada birleşik
 
Yerden göğü yarıyor tek boynuzlu at
Kolay değil ki yürümesi ince boylu sırat
Düşün nasıl da zarif yaratılmış sanat
Anlarsan eğer büyük sır bu saltanat
 
Beyaz karaya bulanmış kanıyor yeryüzünde
Boynu eğilen başağın süzülüyor gözyaşı yüzünde
Yerleşti hayır ile şer dört odacıklı adanın içinde
Ahdi var asi olanın tek gözlü nefsin elinde
 
Yoksa özünde dirhem kadar merhameti
Faydası olmaz ne yazık ki varsa da insaniyeti
Topraktan beşikte nice canlar oyalanıp gitti
Son nefesi verdiğin anda artık oyun bitti
 
Okursan kâinatı her satırda farklı bir mana var
Dört mevsim yaşadığını son baharda ancak anlar
Cahildir ne kendisi bilir ne de bilene sorar
Sırra erenin gönlü Hakk’ın ateşiyle yanar
 
Aralıkta aralanmış sonsuz karanlık bir kapı
Geçmişin pişmanlığı ile avunur vicdanın sabrı
Can boğaza gelince görür çetin olan azabı
Yusuf olsan da kaybolmazmış o anda benliğin ıstırabı

Yusuf Koray

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir