Sıradaki içerik:

Mamafih

e
sv

Bertan Rona ile Faunus Düşünce Atölyesi Üzerine Söyleştik

avatar

Hasna Para

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 4 dakika)

Merhaba Bertan Bey. Danışmanlığını yaptığınız Faunus Düşünce Atölyesi hakkında okuyucularımızı bilgilendirmek istiyoruz. Faunus Düşünce Atölyesi nedir? Atölye çalışmalarınızın içeriği hakkında bilgi verir misiniz?

Merhabalar efendim. Elbette… Faunus Düşünce Atölyesi; felsefe tarihinden kültür tarihine, etimoloji ve kültür tarihinden ikonolojiye, dinler tarihinden şiir analizine, klasik Batı müziğine varıncaya dek düşünsel ve sanatsal pek çok alanda internet üzerinden online olarak ders veren bir oluşum. Bu oluşumu, “yeni nesil akademi” olarak tanımlamak mümkün. 

Atölye çalışmaları neyi hedefliyor?

Faunus Düşünce Atölyesi çalışmalarının esas hedefi, son yüzyıllarda yaşanan malum ve çok üzücü hadiseler dolayısıyla ülkemiz insanının tamamen unuttuğu, bigane kaldığı dünya kültürünü, özellikle gençlerimize, mukayeseli bir bakış açısıyla tanıtmaktır. Mesela felsefe tarihi atölyemizde, Batı düşüncesinin moderniteye hatta Aydınlanma’ya kadar olan tarihini İslâm ilahiyatı ile karşılaştırmalı olarak ele alıyoruz. Bunun katılımcılarımıza çok yönlü bir yararı oluyor. Söylediğim döneme dek zaten Hristiyan teolojisi ile iç içe ilerlemiş bulunan Avrupa felsefesini, bizim dinimiz olduğu için kendimizi adeta evimizde hissettiğimiz İslamiyet’e özgü kavramlarla kıyaslayarak öğrenmek, bu noktada önemli bir rahatlık ve avantaj sağlamakta. Ya da klasik Batı müziğini tanımak isteyen bir katılımcı, bu müzik kültürünün, temel kabulleri ve protokolleri bakımından klasik Türk musıkisine zıt yönleri bulunmakla beraber oldukça paralel yönleri de bulunduğunu, bu iki müzik kültürü arasında güçlü bir tarihsel etkileşim ve transfer olduğunu anlıyor. Biz bu hususu çok önemsiyor ve ülkemizde özellikle gençlerin bu kozmopolitizme çok ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz.

Faunus Düşünce Atölyesi derslerini online olarak veriyor. Bu özelliğin katılımcılara kazandırdıkları nelerdir?

Online ders, bir defa alıştıktan sonra kolay kolay vazgeçilemeyen bir imkan. Çünkü hocanızı görmek, onun tahta üzerindeki anlatımını takip etmek ve kendisine soru yöneltmek gibi reel bir derste bulunan ortamı neredeyse aynen yaşadığınız gibi, gerçek derste sahip olamayacağınız bazı avantajlardan da yararlanabiliyorsunuz. Mesela ulaşım için hiçbir sıkıntıya girmeden kendi evinizin sıcaklığında, odanızın rahatlığında ders yapabilmek. Ama online dersin kanımca katılımcıya sunduğu en büyük imkan, biten bir dersin daha sonra istendiği kadar izlenebilmesi, tekrar edilebilmesi. 

Atölye çalışmalarınızdan en çok rağbet gören hangisi?

Faunus Düşünce Atölyesi, açıldığı günden bu yana büyük ilgi gördü. Dolayısıyla şu an aktif durumda olan atölyelerimizin hepsinde katılımcılarımız var. Yine de gördüğü rağbet bakımından felsefe tarihi ile etimoloji / kültür tarihi atölyelerimizin bir adım önde olduğunu söyleyebiliriz.

Çalışmaları devam edip, gerçekleştirilmesi planlanan yeni bir atölye çalışmanız var mı?

Evet. Şu an itibarıyla faal durumda olan, yani derslerin devam ettiği atölyelerimizi “düşünce atölyeleri” olarak sınıflandırabiliriz. Çünkü felsefe tarihinin yanı sıra, dinler tarihi ile etimoloji / kültür tarihi atölyeleri de bu nitelikte. 1 Mart ile birlikte ise “sanatsal atölyeler” kapsamında üç yeni sınıf, derslere başlıyor. Bunlar Şiir Analizi, Klasik Batı Müziği ve İkonoloji (resim analiz ve yorumları) olacak. Özellikle Şiir Analizi ile İkonoloji’nin, daha önce pek karşılaşılmayan yöntem ve içeriğiyle dikkat çektiğini belirtmek isterim.

“Bertan Rona ile Duyuşlar” adlı radyo programınızdan okuyucularımız için bahseder misiniz?

“Duyuşlar” programı, 15 Şubat 2017 tarihinde bendenize gelen bir teklif üzerine başlamıştı. İki bölüm önce ikinci yaşını doldurmuş oldu. Bu programı Türkiye’den Avusturya’ya, Kanada’dan Malezya’ya kadar uzanan dinleyici kitlesi için bendeniz hazırlayıp sunuyorum. Her hafta Cuma geceleri saat 22:00’de, Radyo Gerçek üzerinden canlı olarak yaptığımız “Duyuşlar”; müzik, sanat, felsefe, edebiyat, kültür ve dil üzerine birbirinden renkli konu başlıklarını, hayat ile irtibatlarını koparmadan söz konusu ettiğimiz bir program. Sosyal medya üzerinden paylaştığım resim, mimari eser ve benzeri görsellerin canlı yayında incelendiği, Thales’ten başlayarak felsefe tarihinde adım adım ilerlendiği böyle bir radyo programı daha önce yapıldı mı, bilmiyorum. Her hafta çeşitli kitapların da hediye edildiği “Duyuşlar” programı ile dinleyicileri, gerçek bir aile gibi. Birbirimizi tanıyoruz. Bizi yeni dinlemeye başlayanlar da hemen bizi tanıyorlar. Bu dinleyicilerimiz, kendilerini “Duyuşanlar” olarak adlandırıyor. Kendini sürekli yenileyen bu program için söylenebilecek son şey, geçtiğimiz aylarda başladığımız yardım kampanyaları olabilir. Van’daki bir ilköğretim okulu ile Tokat’taki bir lisemiz için yürüttüğümüz bu kampanyalar, sonunda amacına ulaştı. Bundan dolayı yaşadığım mutluluğu, size kelimelerle ifade edemem. “Duyuşlar”, önümüzdeki dönemde de zaman ve zemin elverdikçe gençlerimize yardım etmeye devam edecek. Yeri gelmişken şunu da belirteyim: Faunus Düşünce Atölyesi’nin (başlarken zikretmiş olduğumuz dersler dışındaki) başlıca hedefleri arasında, ihtiyacı olan bazı genç arkadaşlarımıza burs temin etmek de bulunuyor. Şu an katılımcılarımız arasında, Digiwall Görüntüleme ve Güvenlik Sistemleri’nin sponsorluğunda derslerimizi ücretsiz olarak alan arkadaşlarımız bulunuyor. Ancak biz, koşullar imkan verdiğinde, ihtiyaç sahibi olan gençlerin, kendi okul masraflarının karşılanmasını sağlayacak kapsamda burslar temin etmeyi de hayal ediyoruz. Umarım Allah bize bunu nasip eder.     

“Belli bir yaşa gelip de dünyanın dört bir yanını gezip görmüş ama hâlâ kendini gezip görememiş çok insan tanıdım. Ne tuhaf…” şeklinde bir söyleminiz var. İnsan kendini gezip görmeye nereden başlar?

Kanımca insan, kendini gezip görmeye kendinden başlamalıdır. Bunun dışında yola çıkılacak hiçbir ilk durak, insanı kendine ulaştıramaz. “Nefsini bilen, Rabbini bilir” düşüncesi, bu gerçeğin billurlaşmış bir ifadesidir. Avusturyalı yazar Karl Kraus, “Hedef, kaynaktır” demişti. Yani hayatımızın bir yolculuk olduğunu bilmek yetmez; bunun bir dönüş yolculuğu olduğunu da bilmek gerekir. Pek bilinmez ama Arapça bir kelime olan “kafile”, aslında “dönüş” anlamındaki “kuful” kökünden geliyor. Düştüğümüz yere tırmanıyor, kovulduğumuz yere dönmeye çalışıyoruz. Kendini gezip görmek düşüncesi, şu bakımdan da önemli ki, insan nereye giderse gitsin, ne yaşarsa yaşasın, bunları kendini tanıyarak yapmadıkça, kendini asla gezip görememiş olacaktır. Öte yandan bir insanın, nereye giderse gitsin, ne yaparsa yapsın, mecburen kendi benliğini de beraberinde götüreceği unutulmamalıdır. Yıllar önce şöyle söylemiştim: “Yolun ne kadar olursa olsun, ancak kendin kadar gidersin. Çünkü gittiğin, yol değil aslında sensin.”

Okuyucularımıza tavsiye edebileceğiniz üç kitap nedir, diye sorsak?

Bulunulacak kitap önerileri, kişilerin ilgi duydukları ya da kendilerini geliştirmeye çalıştıkları alanlara göre değişir elbette. Ancak sorunuzun kapsamından yola çıkarak en genel anlamda Dilhane okurlarına tavsiye edebileceğim üç kitap; Peter Burke’ün Kültür Tarihi, Sadreddin Konevi Hz.’nin Kırk Hadis Şerhi ve Metin Altıok’un Bir Acıya Kiracı adlı eserleri olabilir.

Dilhâne’nizde yer edinmiş bir nazireyi bizimle paylaşır mısınız?

Ahmed Arif’in “Hasretinden Prangalar Eskittim” adlı şaheserinde dile getirdiği ünlü dizelere nazire yazmıştım bir zamanlar. Onu paylaşabilirim. 

“Haberin var mı taş duvar?

Demir kapı, kör pencere…”

“Aş duvarı, devir kapıyı,

Gör pencereyi…”

Kıymetli vaktinizi bize ayırdığınız için teşekkürler.

Zaman, tek başına değerli değildir; aslında ayrıldığı iş ile değer kazanır. Benim de zamanım bu güzel mülakat aracılığıyla kıymetlenmiş oldu. Nazik teklifiniz için teşekkür ediyor ve çalışmalarınızda hayırlar ve başarılar diliyorum.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.