Bebeğin Sessiz Çığlığı

“Yok sessizlikten başka sesimiz”

Kirkor Yeteroğlu

Herkes tarifsiz acılar yaşayabilir veya yaşanan acılara şahit olabilir. Bu acının etkisi ile kişi yaşamış olduğu veya şahit olduğu acıları dile getirme cesareti gösteremeyebilir. Fakat toplumların ortak acılarını mücessemleştiren sanatçılar, yapıtlarıyla ciltler dolusu kitapla ancak anlatılabilecek olan acı gerçekleri, insanın duygu düşünce evrenin en derinliklerinde yer alan kuyudaki Yusuf (a.s) misali durmadan haykıran sesini, kulakları sağır eden sessiz çığlıklarını, kimi zaman bir şiirin satır aralarında, bir melodinin tınısında ya da bir fırçanın, bir çekicin tılsımlı darbelerini maddeye nakşederek yaşanan tarifsiz acıları, geleceğe aktarmışlardır. Sanatçıların, insanı nisyan denilen unutkanlık hastalığından kurtardıklarına insanlık tarihi çokça şahit olmuştur.

Onlar, kendi dönemlerinin konjonktürü içerisinde üç maymunu oynayan güruhu, çıkarına uygun hareket etmeyi marifet bilen akıllılara inat(!) Hakkı ve hakikati her ortamda haykırmayı farz bilmişlerdir. Bu haykırışları sağırların kulaklarını patlatırcasına, körleri görür kılarcasına bıkmadan, usanmadan, yılmadan sürdürmeyi bir görev tellaki etmişlerdir.

Onlar, kanlı tarihleri yaratmadılar veya kimseye acılar yaşatmadılar, yaşanılan onca acının müsebbipleri de değiller. Onlar, yaşanan acıları Allah’ın kendilerine bahşetmiş olduğu beyan yeteneği ile ölümsüzleştirdiler. Tıpkı Picasso’nun İspanya iç savaşının tüm yıkıcılığına, vahşetine, basın ve yayın kuruluşları ile insan yığınlarının olanlara vurdumduymazlığına olan isyanını “Guvernika” adlı tablosunda dile getirdiği gibi. İnsanlığın ortak acılarını sanatsal bir potada eritme becerisine sahip Rüçhan Keçeci ise endüstriyel atıklardan vücuda getirmiş olduğu “Bebeğin Sessiz Çığlığı” adlı eseri ile kültür ve gönül coğrafyamızda yaşanan acıları bağrından hissederek ruhsuz, soğuk, eski, paslı demir ve teneke parçalarına ruh vererek yaşanan acıları, binlerce masumun dökülen kanını, akan gözyaşının son bulması ve bir daha yaşanmaması adına bize yakın tarihte yaşanan Enfal’i, Halepçe’yi, Filistin’i, Doğu Türkistan’ı, Hocalı’yı Yemen’i, Myanmar’ı, Bosna’yı, Hiroşima’yı, Nagazaki’yi ve tarihin tozlu raflarında unutulan ya da unutturulmaya çalışılan nice masumun, zulmümün her yerde kol gezdiği dünyamızın sessiz çığlıklarını yerelden evrensel uzanan bir atmosferde duyurmayı gösterme cesaretine nail olmuştur.

“Bebeğin Sessiz Çığlığı” adlı yapıt, basit bir metalin ötesinde işlemiş olduğu tema ile çağları aşabilen evrensel bir mesajdır. Yapıt her ne kadar “Bebeğin Sessiz Çığlığı” adı ile biliniyor olsa da karnında süngülenen hamile bir annenin yüreğindeki feryadının gökleri parçalarcasına haykırmasının resmidir. Heykelin sağ gözünün sol gözüne nispeten dışarıya fırlarcasına bakışı zalimin kendince düşman olarak nitelendirdiği mazluma olan kininin kusmasını andırmaktadır. Annenin karnındaki bebeği ise solmaya çalışılan umutları resmeder gibidir. Yapıt bu yönü ile Eugene Delacroix tarafından yapılan ve tüm dünyada Fransız ihtilalinin sembolü olarak kabul edilen “Halka Önderlik Eden Özgürlük” adlı tabloda yaralı ve ölüler arasında geçen baskı ve zulme başkaldıran insanların çığlıkları asırlar ötesinden duyurmaktadır.

İnsanlığı zulme giriftar eden zalimler, yaptıkları zulümler ve yarattıkları korku iklimi ile bireyleri ve toplumları sindirebileceklerini zannederler. Ama unuttukları bir şey var o da zulmün kısmaya çalıştığı sesin, boğmaya çalıştığı nefesin Rüçhan Keçeci gibi sanatçıların zulme ve zalime karşı dik duruşları, zalimlerin başlarına inen bir balyoz darbesi etkisi yarattığı gerçeğidir. Bu durum zalimlerce, öldürmeye çalışılan bir cana mukabil binlerce canı gaflet uykusundan uyandırmaya vesile olmakta, zalimlerce yaratılmaya çalışılan demir perdeleri, sınır yasalarını zirüzeber etmekte bu da zalimin ve yarattığı zulmün ömrünü kısaltmaktadır.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yerin Altındakiler, Üstündekilerden Çok

“Yok sessizlikten başka sesimiz” Kirkor Yeteroğlu Herkes tarifsiz acılar yaşayabil...

Boşluk

“Yok sessizlikten başka sesimiz” Kirkor Yeteroğlu Herkes tarifsiz acılar yaşayabil...

Hayali Olmayanın Hayatı Var Mıdır?

“Yok sessizlikten başka sesimiz” Kirkor Yeteroğlu Herkes tarifsiz acılar yaşayabil...