Sıradaki içerik:

Mamafih

e
sv

Bayram O Bayram Ola

avatar

Merve Diken

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Bir Kurban Bayramını daha geride bırakmanın hüznünü yaşadığım, bu canı verene ‘nasıl kurban olamadık’ sorularıyla boğuştuğum bir anda, sokakta oynayan çocukların iki kelimesi sanki hızla hücum etti beynime. Cümlenin  ‘Oooo bayram ederiz .’ kısmı zihnimde yanıp yanıp sönen bir ışık gibi dikkatimi üzerine toplamıştı. Bayram etmek; çok sevinmek, sevinçten gününü BAYRAM olarak kutlamak anlamına gelen bir deyimdir. Demek ki bayram demek aşırı sevinçli gün demekmiş. Günlerin en mutlu olunanıymış ki, üzerine deyim bile söylenmiş. Peki normal bir günü bayram gibi yaşamayı bir kenara bırakalım, bayramları bayram gibi yaşayabiliyor muyuz? Duyduğum 2 kelime uzun uzun düşündürdü beni. Gerçekten bayram geceleri uyku tutmaz, karnıma ağrılar girerdi. Bayramlıklarımı seyretmeye doyamazdım.

Babamın namazdan gelmesiyle kahvaltı sofrasında başlayan bayram, iliklerime kadar neşesini hissettirirdi. En sevdiğimiz yiyecekleri o sofraya koyardı annem. Babam, belki de aylardır hazırladığı bozuk paraları o sabah cebimize koyardı. Ziyaret ettiğimiz hanelerde şekerlemelerin dibini vurur; eğer Kurban Bayramı ise akşama kadar kapı önünde kurbanlıkların zikirlerini tamamlayışlarına şahitlik ederdik. Kimin kurbanlığı olduğuna bakılmaksızın, pişen etler sokaktaki herkese, bir parça ekmek içinde servis edilir. Sanırım o günlerde yediğimden daha lezzetlisini hiç yemedim.  İç çeke çeke eskiyi eskiyi anıp ‘nerede o eski bayramlar2 deme derdinde olmadığım aşikardır. Ancak yitirdiğimiz bazı değerler olduğunu görmezden de gelemeyiz.

Ailemizde küçük bir havuz oluşturduk. Kurban Bayramlarında dağıtılacak eti, Ramazan Bayramlarında da dağıtılacak gıda kolilerini aramızda bu havuzda topluyoruz. Sonrasında ihtiyacı olduğunu tespit ettiğimiz ailelere havuzda biriktirdiklerimizi taksim ediyoruz. 2 yıl önce kurban etlerini sahiplerine ulaştırmamız tatil! dolayısı ile 1 hafta gecikti. Dağıtımda ailenin birinin kullandığı cümle hatırladıkça içimi yakıyor; ‘Günlerdir bu eti bekliyorduk. Mahallede kesen komşular oldu ancak et getiren olmadı. Çocuklar günlerdir et diye ağlıyorlar.’ Oysa kurban paylaşmayı iliklerimize kadar hissetmekti. ‘Geçen yıldan kurban etim duruyor’ diyen arkadaşların varlığı, gözlerimi, yoksulun halinden daha çok yaşartıyor.

Bu bayram, et girmeyen kaç hane buram buram kavurma koktu, misafir girmeyen kaç tane haneden muhabbetleşme sedaları yankılandı, kaç büyüğün eli öpüldü, kaç gönül alındı bilmiyorum. Kayıtlara sığamayacak kadar çok olduğunu hayal ediyorum. Bayramları bayramlaştıramazsak, bayram edeceğimiz günlere ulaşmamız imkansızlaşabilir.

O halde önce bayramları bayram tadında yaşamaya gayret gösterelim. Toplumda sürekli yeni nesilden şikayet edilip, kaybettiğimiz değerlere ah vah edildiğine şahit oluyoruz. Fakat; konuşmaların ve şikayetlerin üzerine, durumdan rahatsız olan kitlenin dahi değişim için elini taşın altına koymadığını görmek ürkütücü oluyor. O halde durumu eleştirenler olarak yapmamız gerekeni arkaya atıp sadece durum değerlendirmesi yaparak ve sürekli bir şeyler yapılması gerektiğini söyleyerek çözüm üretemeyiz. Kendi içimizde ufak ufak değişimi başlatmak belki de çığır açacak bir davranışı tetikleyecektir.

Bu bayram bir Büyüğün (k.s) kapısında bayramı bekledik. Ailenin büyük küçük tüm fertleri sabahın o saatinde en güzel kıyafetleri ile kapıda ip gibi dizilmiş bekliyorlardı. Bayram namazının ardından tanıdık tanımadık herkese şifa kokan bayram yemeklerinden ikram edildi. Benim bayram için miladım, bu bayrama şahitlik etmek oldu. Bayramı bayram edenlerin yanında, eksikliğimi görüp bayramın üzerimizdeki hakkını zerrece idrak etmeye gayret ettim.

Farkındalık olmazsa ilerlemenin olması imkansız olur. Çünkü; kişi zaten yaptığını en iyi göreceğinden değişime gerek görmeyebilir. Bu ay ki yazımızın da bayramı bayram etmek adına bir farkındalık oluşturması duası ile…

1991 İstanbul doğumlu olup, Sosyoloji Lisans ve Yüksek Lisans mezunuyum. ‘Dert’im’ ile tanışıp, öğrenimimi sürdürdüğüm Balıkesir şehrinde ‘Kuantum ve Tasavvuf’ merakımla yazmaya başladım. ‘Niyetiniz Ümmeti Muhammedi Ateşten Kurtarmak Olsun’ sözünün muhatabı olarak gençler üzerinde çalışmaya, gençlik kulüplerinde eğitimin içinde olmaya ve en önemlisi yazmaya devam etmekteyim. İyi okur, iyi yüzer, iyi kahve içerim. Şimdilerde bir de iyi yazmaya niyet etmiş olup; ‘iyi’ anılmak isterim.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.