Batı'da Aile Kavramı

Bir toplumun yapısını belirleyen, ilişkilerini dizayn eden çeşitli sosyal kurumlar vardır. Bu kurumlardan en önemlisi hiç kuşkusuz ailedir. Aile kavramı birçok sosyolog tarafından değişik türlerde tanımlanmıştır. Popüler ifade ile toplumda oldukça önemli mihenk taşı olarak tanımlanan aile, günümüzde büyük bir dönüşüm yaşamaktadır. Bu dönüşüm yalnızca ailenin şekli yapısında değil, geleneksel içeriğinde de gözlenmektedir. (Canatan ve Yıldırım, 2011: 9).[1] Aile bugüne kadar kurulmuş olan tüm medeniyetlerde, dinlerde ve hukuk sistemlerinde toplumsal hayatın birliğini, bütünlüğünü sağlamaya yöneliktir. (Kahraman Sürücü, 2006:12).[2] Kubbealtı lügatindeki tanıma göre aile; aynı evde birlikte yaşayan, en küçüğü karı kocadan, daha genişi anne, baba, çocuk, akraba ve yakınlardan meydana gelen topluluk ya da ev halkı anlamına gelmektedir. Bu yazıda hem genel manada aileyi hem de Batı’nın aileye bakışını kendi penceremizden ele alacağız.

Aile, Türk-İslam kültür ve geleneğinde çok önemli bir yere sahiptir. Yıllardır süregelen aile kutsiyeti sayesinde ayakta kalabilmeyi başardık. Gerek Kuran-ı Kerim’de gerekse Peygamber Efendimizin söz ve davranışlarında ailenin ne kadar mühim olduğunu açıkça görebiliriz. Dolayısıyla ailenin korunması noktasında dışardan gelebilecek her türlü kirli saldırıya karşı uyanık olmamız gerekir.

Toplumların hayatı algılama ve yorumlama biçimleri; alışkanlıklarına, kültürlerine ve davranışlarına doğrudan yansır. Ortada dinî bağlamdan mütevellit bir hassasiyet yahut kıstas yoksa o toplum muhtelif mevzularda bozulmaya yüz tutar. Toplumlardaki bozulma ve dağılma öncelikle aile kurumuna yansır. Ayrıca sanayileşme beraber değişen ve dönüşen yaşam tarzları, ekonomi, hukuk, eğitim ve son on beş yıldaki teknolojik gelişmeler de sosyal bir kurum olan aileyi doğrudan etkilemektedir. Aileye bakışı, ailenin değerini ve aile olmanın önemini bu minvalde okuyabiliriz. Batı’nın içinde bulunduğu durumu ailevi yönden değerlendirdiğimde son derece sıkıntılı verilerle karşılaştım. Batı’nın dinle arasına ciddi bir mesafe koyması, endüstrinin getirdiği ekonomik refah ve teknolojinin ulaştığı boyutlar, onların aile müessesine bakışını günden güne değiştirmiştir. Gelinen noktada birçok Batılı ülkede aile hassasiyeti neredeyse yoktur.

Batı’nın aile anlayışı bir süredir adeta can çekişmektedir. Batı toplumlarında özellikle son yıllarda cereyan eden hastalıklı yaklaşımlar ve uygulamalar aile kurumuna büyük bir darbe vurmuştur. Bununla birlikte ortaya birçok problem çıkmıştır. Ailenin parçalanmasıyla beraber bireysel yaşama arzusuna bürünenler bizim değer yargılarımıza göre gayriahlâkî eylemlerde bulunmuşlardır.

‘’İngiliz Ulusal İstatistik Bürosu'nun yaptığı araştırmaya göre ülkede 1 milyon çift aynı evde yaşamıyor. Araştırmada, aile yaşamı açısından yeni bir olgunun oluştuğu ve resmî deyişle "ayrı evlerde beraberlik" olarak sınıflandırıldığı belirtiliyor. Bunun sonucu olarak İngiltere'deki çocukların yüzde 46'sının 16 yaşından önce ebeveynlerinden ayrıldıkları görülüyor. Özellikle Avrupa'da bu krizin önüne geçmek için aile kurumunu teşvik edici yasalar çıkarılmasına rağmen, boşanma ve evlilik dışı ilişki oranı her geçen gün artıyor.’’ [3]

Bu araştırmalar Batı’daki aile kurumunun ne denli zedelendiğini açığa çıkarmaktadır. Ülkeler kanuni açıdan çeşitli tedbirler almaya çalışsalar da durumun gidişatı son derecede ürkütücüdür. İlerleyen yıllarda çok daha keskin sorunların yaşanması muhtemeldir.

Boşanma oranlarının had safhaya yükselmesi ilişkilerdeki çarpıklığı ve güvensizliği ortaya koymaktadır. Çocuklar, boşanmış aileler yüzünden birçok sorunla karşı karşıya kalmaktadır. Aile sıcaklığından yoksun biçimde büyüyen çocuklar, yetişkinlik evrelerinde sağlıklı kararlar alamamaktadır. Ayrıca bireysel yaşam tarzını benimseyerek de neredeyse ailesiz bir hayat sürmektedir. Gençlik evresinde evden kopan ve aile kavramına uzak kalan bireyler anneanne, dede ve babaanne gibi şefkat pınarlarından mahrum kalmaktadır.

Aile bağlarının iyice zayıflaması yaşlı nüfusun tek başlarına umutsuzluğa terk edilmelerine neden olmaktadır. Çoğunluğu bakımevlerinde ve huzurevlerinde hayatını sürdüren yaşlılar sevgiye ve ilgiye muhtaç hâlde yalnızlığa itilmişlerdir.

Avrupa’nın sanayide ve teknolojide gelişmesiyle birlikte maddi açıdan refaha ulaşması, birçok değişimi beraberinde getirmiştir. Bunlardan biri de bireycilik anlayışının yayılmasıyla patlak veren durumdur. Böylece aile ikinci plana itilerek ferdî hazlara boyun eğilmiştir. Öncelikleri değişen Batılılar, birtakım değerleri çiğneyip aile kurumunu yerle yeksan etmiştir. Bu duruma karşı çıkanlar elbette vardır ancak Batı’nın kahir ekseriyeti aile yapısının bozulduğunu kabullenmiştir.

Batı’nın aileye bakışı konusunda geldiği durumu özetleyen aşağıdaki bilgiler kendi yaptıkları araştırmalardan derlenmiştir.

‘’Batı toplumlarında aile kavramı hızla çökmektedir. ABD ve AB’de boşanma oranları artarken evlilik dışı ilişkiler çoğalmakta, yeni doğan çocuk sayısı azalmaktadır; doğan her iki çocuktan biri ise evlilik dışı ilişkiden doğmaktadır. Bunun yanı sıra insanlar, çocuk sahibi olmak yerine kedi köpekleri “evlat” edinir gibi sahiplenmeye başlamıştır.

Aile yapısının çökmesi kısa sürede meydana gelen bir olay değildir ve tek bir nedeni de bulunmamaktadır. Bu çöküşün başlıca sebepleri arasında, bireysel özgürlük tanımı içerisine yerleştirilen ve hiçbir sınır tanımayan serbestlik anlayışı, dinden uzaklaşma, aile kavramının özündeki kutsallık ve ulviyetin yitirilmiş olması ve homoseksüelliğin normal olarak algılanması gelmektedir.

Günümüzde gençler evlenmekten ziyade nikâhsız beraber yaşamayı tercih etmektedir. Çoğu zaman evlilik, hamile kalındıktan sonra formalite icabı yapılan bir aktivite olarak meydana gelmektedir. Gençlerin evlilikten kaçmaları bir yana, evli çiftler arasındaki boşanma oranları da her geçen gün artmaktadır.

AB istatistik ofisiEurostat’ın yayımladığı verilere göre AB ülkelerinde 1964 yılında 3,3 milyon evlilik gerçekleşirken bu sayı 2014 yılında 2,1 milyona gerilemiştir. Aynı süre zarfında boşanan çiftlerin sayısı 330 binden 1 milyona yükselmiştir. Bu ise 1960’lı yıllarda her 100 evlilikten 10’unun boşanma ile sonuçlanırken günümüzde 50’ye yakınının boşanma ile sonuçlandığını göstermektedir. Bu verilere paralel bir şekilde evlilik dışı doğan çocuk sayısında da artış gözlemlenmiştir. Şöyle ki 1960’lı yıllarda AB ülkelerinde doğan her 100 çocuktan sadece 5’i evli olmayan anneler tarafından dünyaya getiriliyorken bu oran günümüzde %40’ın üzerine çıkmıştır. Bu oranın en yüksek olduğu Avrupa ülkeleri İzlanda, Bulgaristan ve Estonya’dır. Avrupa’da evlilik dışı çocuk oranının en düşük olduğu ülkeler ise Yunanistan, Kıbrıs ve İsviçre’dir.

OECD tarafından yayımlanan verilere göre evlilik dışı doğum oranı 1970’li yıllarda ortalama %10’un altında seyrederken, söz konusu oran 1995’te %24’e, 2014’te ise %40,5’e yükselmiştir. OECD’nin verilerini yayımladığı ülkeler arasında, evlilik dışı en yüksek oranlara sahip olan ülkeler sırasıyla Şili, Kosta Rika ve İzlanda’dır. En düşük oranlara ise Kore, Japonya ve Türkiye sahiptir’’. [4]

Netice itibarıyla Batı’nın aile kavramına bakışı iyiden iyiye bozulmuş ve bugünkü duruma gelmiştir. Özellikle son kırk yıldır cereyan eden gelişmeler ve dünyadaki baş döndüren değişimler aileyi oldukça derinden etkilemiştir. Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan sonuçlar bunu doğrular niteliktedir. Özgürlük adı altında tek başına aileden uzak yaşama kültürü ve bunun sonucunda evlilik dışı ilişkilerin had safhaya çıkması aileyi yok etmiştir. Boşanma oranlarının artması da aileye son derece olumsuz yansımıştır. Sonuç olarak Batı’da aile kavramı, muhtelif sebeplerden ötürü bilhassa son yıllarda büyük bir yara almıştır. Burada dikkat çekilmesi gereken hususlardan biri de Avrupaî aile hayatının bizde de karşılık bulmasıdır. Bizler Müslümanlar olarak Batı’nın türlü yollarla dayattığı aile yapısına karşı ihlaslı şuurumuzu, mukaddes değerlerimizi ve kültürel kimliğimizi muhafaza etmeliyiz.

KAYNAKÇA

  1. CANATAN, Kadir ve Ergün Yıldırım (2011), Aile Sosyolojisi, Açılım Kitap, İstanbul.
  2. KAHRAMAN SÜRÜCÜ, Sümeyye (2006), Kur’an ve Hadislerde Aile Kavramı, Adana.
  3. https://www.risalehaber.com/batida-aile-kavrami-cokuyor-264478h.htm
  4. KARAMAN, Metin, Yozlaşan Avrupa Ailesi, (2017) https://insamer.com/tr/yozlasan-avrupa ailesi_815.html 24.08.2017
(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Mümine Gayret Yakışır

Bir toplumun yapısını belirleyen, ilişkilerini dizayn eden çeşitli sosyal kurumlar vardır. Bu...

Tıkayıcı Taş

Bir toplumun yapısını belirleyen, ilişkilerini dizayn eden çeşitli sosyal kurumlar vardır. Bu...

Teneffüs Öğrenciler İçin Bir Ara mı Yoksa Ders mi?

Bir toplumun yapısını belirleyen, ilişkilerini dizayn eden çeşitli sosyal kurumlar vardır. Bu...