Sıradaki içerik:

Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Vefatı

e
sv

Bahadır Yenişehirlioğlu ile Söyleşi

avatar

Dilhâne

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

Hayat üzerinden konuşarak başlamak istiyorum efendim. Hayatın acımasızlığı ve merhametsizliği günden güne artıyor. İnsanlar, depresyona giriyor, kaygı elbisesine bürünüyor. Tüm bunlara karşı insan, nasıl bir duruş sergilemeli ve nasıl bir yol izlemelidir?

Küreselleşme kültürel olarak, özellikle tüketici davranışını etkileyerek, dünya çapında kültürel tek tipliğin önünü açmıştır. Tüketmek ve daimi tüketmek iflah olmaz bir biçimde tüketmek arzu edilen bu.
Bu noktada Bütün farklılıkları ve kutsalları hedef alarak yok etmeye çalışıyor. Günümüz insanının din algısını yok etmeye çalışıyor şayet yok edemezse bozuyor ve çarpık örnekler ve örgütlenmeler ile insanların dinden korkmasını sağlıyor. Küreselleşme olgusunun, özellikle ekonomik ayağı, yani uluslararası sermayenin egemenliği, bir yandan “marka cazibesi”, öte yandan günlük tüketim alışkanlıklarının denetlenmesi yoluyla, tüm dünyayı benzer davranış kalıpları içine sokmaya çalışıyor. ‘Markayı’ kutsal hale getiriyor. Yani tek boyutlu bir kültürel kimliğe sahip olmaya doğru insanı zorluyor. Bunun içinde Sinemayı, Modayı, Edebiyatı kısacası sanatı kullanarak sanal bir modernite algısı ile insanları köleleştirmek ve tüketim aracı olarak kullanmak istiyor. Bunda da son derece başarılıdır. Küreselleşme, bir süreç, bir olgudur. İyiliği, ya da kötülüğü tartışılabilir ama kaçınılmazlığı ortadadır. Bu sebeple küreselleşmenin zararları ile mücadele etmenin ciddi manada devlet politikalarına ihtiyaç duyduğu ortada. Bu konuda yerel ve kültürel bütün unsurların yeniden ortaya konulması, harmanlanması ve cazip kılınması ciddi manada bilinçli bir eğitim çalışmasını gerektirmektedir ki aydınların, entelektüellerin, sanatçıların ve Devletin bu konuda üzerine düşün çok şey vardır.

Kastettiğim şey asla Militan bir kimlik elde edilmesi değil, ama kendi unsurlarını da içinde barındıran bir bütünleşme halini oluşturmayı öngörmektedir. Yoksa globalleşmeyelim derken içe kapalı ve tamamen savunmaya yönelik ve saldırı altında bulunduğunu hisseden bir ruh halini asla kabul etmiyorum. Küresel sömürüyü reddetmek burada son derece önem arz ediyor. Kültürel kodlarla zenginleştirilmiş özgüvenin burada önemi ortaya çıkıyor. Bu noktada bütün toplumsal konular bir yazarın ilgi alanı içerisindedir. Toplumsal hafızasını, kadim kültürünü, tarihini ve din şuurunu kaybetmiş bir toplumun depresyona girmesi, yalnızlık ve derin bir boşluk hissetmesi gayet tabi. Kendine yabancılaşmış bir insanın yolunun giderek kararması son derece tabi. Doğuda ve batıda birçok insanın İslâm medeniyeti ve onun ortaya koyduğu huzurlu ve güvenli insan önermesiyle her geçen gün daha fazla ilgilendiği çok aşikâr. İslâm geleneğinin muhteşem ve hiç eskimeyen yapısı ve insanlığın meseleleriyle olan ilgisine insanlığın kulak vermesi ve bu konuda düşünmesi doğal olarak hayatına geçirmesi büyük bir şifa olacaktır. Ve yine İslam düşmanlarının İslâm dünyasındaki çarpık öğeleri finans ederek insanları değiştirmek dönüştürmek ve gerçek İslam’dan uzaklaştırmak yolundaki çalışmalarına karşı uyanık olmaları çok önem arz ediyor.

Birçok dizi ve rollerde oynadınız fakat ‘’yedi güzel adam‘’ dizisindeki bahsettiğiniz sözleri unutamam. ‘’Kitap en sadık sevgilidir’’ Bu söz üzerine neler söylemek istersiniz.

Allah (c.c) ilk emri ‘Oku’. Kitap Aşk’ın bizatihi kendisidir. Allah kitap ile bilinmeyi istedi. Bilinmeyi isteyenin yarattığı kuluna bir fener vermesi gerekmiyor mu bu da Aşkın ta kendisidir. Yani Kuran’ı Kerim. Ana kitabımız. İnsanın kitapla olan aşkı bu sebeple ilahidir ve saygıyı hak eder. Allah kendi ilminde saklı bulunan aşk ile yaratmayı gerçekleştirdiği için ona bunu anlayabilmesi için okumayı emretti. Okuyan insanoğlunun farklı kokular duyması ve diğer insanlardan daha farklı hissetmesi doğaldır. Bu durum bilinçlenmenin ilk aşaması gibidir. Kitap dünyada Allah’ın mutlak aşkını, görebilmek ve hissedebilmek için en kestirme yoldur. Kitap ve okumak Allah’ı bilmenin ilk uyanış halidir. Bu yüzden bu aşka saygı duymak gerekir. Bu aslında Allah ile kul arasındaki aşkın ilk evresi onun kitabını okumakla başlar. Okuyan insan, okuduklarını hayatına geçiren insan başlı başına saygıyı hak eder. Bu sebeple KİTAP en sadık sevgilidir.

Peki Bahadır Bey, geçmişe dönme imkânımız olsa Abdülhamid Han
döneminde, Tahsin Paşa olmak ister miydiniz?

Sizce Tahsin Paşa olmadım mı? :))))))

Günümüz insanı çok fazla, vaktini değerlendirme noktasında sıkıntı yaşıyor. Bahadır Yenişehirlioğlu, gününü nasıl geçiriyor ve vaktine nasıl değer katıyor?

Bir Allah dostu zamanın birinde bana ‘Evladım zamanı doğru kullanırsan genişler. Eşine, ailene, arkadaşlarına, kendine ve en önemlisi seni yaratan Allah’a zaman ayır’ demişti. Ben de bunu düstur edindim. Bu sebeple bildiğiniz gibi çok çalışıyor olmama rağmen pek çok şeye vakit yetiştirebiliyorum. Genel olarak günüm çalışarak geçiyor bu çalışma içerisinde çokkkk şey var.

Oyuncu olmak isteyenlere öneriniz nedir?

Entelektüel bir alt yapısı olmayan birinin Aktör ya da Aktris olacağını düşünmüyorum. Oyunculuk bizatihi yorumdur ve bu yorumu yapmak için güçlü bir alt yapınızın olması gerekir. Bunun için çok okumak, iyi gözlem, hayata dokunmak, duygudaşlık yapma yeteneği ve insanoğluna has bütün duygulardan beslenmek gerekir. Eğitim tabi ki önemlidir. Ama bunun şart olduğunu düşünmüyorum. Bir iki kursa giderek bunu başarmak şayet alt yapınız yoksa mümkün değil. Oysaki günümüzde herhangi bir oyunculuk kursuna giderek bu işin olabileceğine inanan çok insan var. Gerçek bir Aktör ya da Aktris olmak için gerçekten istemek ve çileye talip olmak ve kendini gerçekten yetiştirmek gerekiyor.

Dilhane’nizdeki üç kelimeyi söyleyebilir misiniz?

MERHAMET, MUHABBET, ŞEFKAT

En sevdiğiniz 3 şair?

Böyle bir sıralama yapamam. Gerçekten şiir yazan pek çok şairi seviyorum ve onlardan besleniyorum.

Kesinlikle okunması gerek dediğiniz kitapları söyleyebilir misiniz?

Mutlaka Türk, Şark ve Garp klasikleri.

Son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz?

Okuyun ve asla yılmayın. Tertemiz kalmaya özen gösterin. Çağın sizde yaralar açmasına izin vermeyin. Pür bir ruh gerçekten en büyük zenginlik. Hayallerinizin peşinden gidin. Dünyayı gezin, insanlara dokunun. Sevin, sevilin. Gerçekten severseniz kâinatın sahibi tarafından sevilirsiniz. Paylaştığınız her sevginin ‘O’na ulaşacağından emin olun. ‘O’ yarattı diye onun yarattığı ne varsa sevin. Ben büyük acılar yaşamış biri olarak yaralarımı severek tedavi ettim. Acıların içerisinde kaybolmak yerine muhabbeti büyüterek acıları yok etmeyi öğrendim. Bunun bir ibadet olduğuna inanıyorum.

Bu güzel söyleşi için Bahadır Yenişehirlioğlu’na teşekkür ederiz.

Bir insana erişmenin ve ruhuna dokunmanın en güzel yollarından biridir edebiyat. Kelimelerin birbiriyle olan aşkını anlatır ve bu anlatım sırasında insana dair olgularıyla bizlere dokunur. Dilhâne işte böylesine aziz bir uğraşın günümüzdeki temsilcisi olarak tüm topluma ulaşmayı amaçlayan bir edebiyat şiir ve fikir dergisidir.

Edebiyat sahip olduğu varlığın içerisinde bir fikre sahiptir. Bu fikirle kavurur cümleleri ve ortaya bir dünya mirası ortaya çıkarır. Varlık gösteren dışa vurum bazen bir düz yazı olur bazense bir şiir. Eğer fikir kendisi bir şiirde bulursa her kelimesinde adeta bir rengin onlarca tonuyla karşılaşır insan. Bu anlam zenginliği ise edebiyatı yeşertir, insanın özüne dokunmasını sağlar. Edebiyat, şiir ve fikirlerin insana sağladığı huzuru ve yüceliği fark eden birçok söz ve kalem ustası; ömürlerini bu alanda sarfetmişlerdir. Aynı manevi değeri arayan nice insanın varlığını hoşgörü ve güzellikle karşılayan Dilhâne dergisi bu arayışın karşılığı olarak yeni yazarlar için de bir platform görevi görmektedir.

Öyle ki söz edilen amacın sonucu olarak Dilhâne Dergisi, okuyucularından ve yazı yazarak bir uğraşı ortaya koymak isteyen herkesten yazılarını beklemektedir. Bu yazıları bünyesine katarak diğer insanlara ulaştırarak hem yazarın gelişimini desteklemektedir hem de yazara duygu ve düşüncelerini başka insanlara aktarma olanağı tanımaktadır. Eğer sizlerde yazılarınızı paylaşmak isterseniz ilgili bilgileri dilhane.net adresinde bulabilirsiniz.

Bir fikrin hamurunu edebiyat ve şiir ile yoğururken, toplumdan yazılar alarak bu uğraşa değer katmanın bir başka boyutu daha bulunmaktadır. Hiçbir bir karşılık beklemeksizin edebiyat şiir ve fikre duyulan saygıdan dolayı tüm bu uğraşları yine toplumla paylaşmak. Bu sebeple Dilhâne dergisi insanlara ulaşabilmek için aylık yayınlarını, yapılan söyleşileri, yazıları ve daha birçok yazılı ve görsel ürünü dilhane.net adresinde hiçbir maddi karşılık olmaksızın insanlarla paylaşmaktadır.

Bir yandan değişen dünyaya ayak uyduran bir yandan da sahip olduğu öze günden güne değer katmayı hedefleyen Edebiyat şiir ve fikir dergisi olarak farklı konularda ve çeşitli türdeki ele alımlarıyla edebiyat dünyasında emin adımlarla ilerlemeyi sürdüren Dilhâne dergisi, siz edebiyat aşıklarını da pür heyecanla beklemektedir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.