Aziz İstanbul’umuzun Manevi Fatih’i: Akşemseddin Hazretleri

(Okunma Süresi: 3 dakika)

Tarihin seyrini değiştiren Aziz İstanbul’un Fethinin manevi Fatihi, gönüller sultanı, Fatih Sultan Mehmet’in hocası, Hacı Bayram-ı Velî’nin müridi Akşemseddin Hazretleri 70 senelik ömrü boyunca gönlünü Hakka ve halka adamış bir Allah dostudur. 15. yüzyıl alimlerinden, Osmanlı Mutasavvıfı, hekim ve şairlerinden olan Akşemseddin Hazretin hayatını Hacı Bayram-ı Velîye intisabı öncesi ve sonrası olarak dönemlendirebiliriz.

Hacı Bayram-ı Velî öncesi

Esas adı  Muhammed bin Hamza olan hazret  1389–1390 (H.792) Şam (Dımışk)’da doğmuştur. Babası devrin en ünlü şahsiyetlerinden Şeyh Şihabûddin Sühreverdi’nin torunlarından Hamza Efendi’dir. Bu nedenle soyu Hz. Ebubekir’e kadar uzanmaktadır. Babası Hamza Efendi Akşemseddin sultan 7 yaşında iken Anadolu’ya gelerek Amasya’nın Kavak ilçesine yerleşmiştir. Eğitimli bir aileden gelmesiyle küçük yaşta hem zahiri hem batini ilimlerde birçok kazanımlara sahip olan Akşemseddin, medreselerden de  devrin geçerli bilimlerini tahsil etmiş ve Osmancık Medresesi’ne müderris olmuştur. Aynı zamanda küçük yaşlarda iken Kur’an-ı Kerim’i hıfzetmiştir.1

Gönül dünyasında bitmek bilmeyen bir arayışta olan Hazret kendisine kamil bir şeyh bulmak arzusu ile  Fars ve Maveraünnehir ülkelerine gittiyse de gönlüne uygun bir yer bulamadan geri dönmüştür. Akşemseddin Hazrete Hacı Bayram-ı Veli’ye intisab etmesi önerilmesine rağmen Hacı Bayram-ı Velî Hazretlerinin çarşıda ve pazarda dilencilik yapmasını ve müridlerine çerçilik  yaptırmasını kabul edemiyordu.2   Aslında Hacı Bayram-ı Velî Hazretleri bunu nefsini terbiye etmek, yoksul ve borçluların borçlarını ödemek için yapıyordu.  Akşemseddin Sultan bunu bilmediği için Anadolu’da ünü yaygın olan, devrin tasavvufi  alimlerinden Zeynüddin el- Hafi’ye bağlanmak maksadı ile Halep’e gitmek üzere yola çıkar. 2

Hacı Bayram-ı Velî Hazretlerine İntisabı sonrası

Halep’e varınca gecelemek için bir Han’a gider, niyeti gün ağarınca Zeynüddin el- Hafi Hazretleri ile görüşmektir. Gece rüyasında Hacı Bayram Veli Hazretlerinin zincirle boynundan çektiğini görür. Bunun üzerine yaptığı hatayı anlayan Akşemseddin Sultan, hemen geri döner. Hacı Bayram Veli Hazretlerini müridleri ile Çubuk ovasında Burçak imecesi yaparken bulur. Lakin hiç itibar görmez. Hemen müridlerin arasına katılarak çalışmaya koyulur.3 Öğle yemeği vaktinde yoğurt ve buğday çorbası dağıtılır. Köpeklere dahi yemek verilmesine rağmen kendisine hiç iltifat edilmeyen Akşemseddin Hazretleri, köpekler ile yemek için hazırlanır. Tam yemeğe elini uzatırken, Hacı Bayram-ı Velî; “Hay Köse: Bizi yaktın!” diyerek onu sofrasına buyur ederek şöyle der: “ Zincirle zorla gelenin ağırlanması da böyle olur.”

Hacı Bayram Veli’nin disiplini altına giren Akşemseddin Sultanın çile dönemlerinde sadece yedi günde bir kaşık sirke ile beslendiği kaydedilmiştir. Akşemseddin Hazretleri ruhi ve nefsi olgunlaşmasından sonra hocası Hacı Bayram-ı Velî’den hilafet alır. Akşemseddin Hazretlerinin kısa bir süre de halifelik almasına şaşırıp soranlara Hacı Bayram-ı Velî şöyle der: “O gördüğü ve işittiği şeylere canı gönülden, tüm samimiyeti ile inandı; hikmetini sormadan teslim oldu. Fakat dergahımızda kırk yıldan fazla zamandır olan dervişler, gördükleri ve işittikleri şeylerin hikmetini sordular. Bundan ötürü Akşemseddin manevi makamlara kısa sürede erdi.”

Hacı Bayram Veli Hazretleri Akşemseddin Sultana saçı, sakalı, yüzü bembeyaz bir kişi olduğundan, aynı zamanda insanlardaki manevi kir ve pasları temizlemede mahir gördüğü için Akşemseddin ve Akşeyh lakaplarını vermiştir.

Akşemseddin Sultan sonrasında Beypazarı’na, daha sonra da Göynük’e yerleşerek burada mescid ve değirmen inşa ederek, çocuklarının ve dahi dervişlerinin eğitimleri ile meşgul olmuştur. 1

Başarılı bir Hekimdi

Tarihte mikroorganizmalardan bahseden ilk kişi olarak mikrobiyolojinin babası sayılır. Akşemseddin  Hazretleri hastalıkların insanlara küçük tohumcuklar ile bulaştığını söyleyerek İtalyan Mikrobiyolog Pasteur’dan 400 yıl önce mikrobun tarifini yapmıştır. Bu konudaki eseri Maddetü’l-Hayat’tır. 4

İstanbul’un manevi Fatih’i odur

Akşemseddin  hazretlerinin İstanbul’un fethi öncesinde iki kez Edirne sarayına gittiği bilinir. Birincisi Fatih Sultanın babası II. Murad’ın Kazaskeri Çandarlıoğlu Süleyman Çelebi’yi tedavi için, diğeri de Fatih’ in kızını tedavisi için gitmiştir. 3

Fatih Sultan, İstanbul’u kuşatmak için orduya manevi katkı sağlamaları için içerisinde Akşemseddin hazretlerinde  bulunduğu alim ve devlet adamlarıyla istişare etti. İçlerinden bazı devlet adamları ve danışmanlar fethe rıza göstermiyorlardı. Kuşatmanın en zor anlarında Akşemseddin Sultan hem Fatih’e hem de orduya moral vererek, Fatih Sultan’a fethin gerçekleşeceği müjdesini verdi. Aziz İstanbul Akşemseddin Hazretlerin manevi katkısıyla fethedildi. Fetihten sonra Ayasofya camiye dönüştürüldü ve ilk Cuma hutbesini Akşemseddin hazret okumuştur. 3

Fetihten sonra Fatih Sultanla birlikte zafer alayı şehre girer. Fatih Sultan’ın yanında Akşemseddin Hazret olmak üzere diğer alimler de bulunmaktadır. Bizans kızları ellerindeki çiçekleri Akşemseddin Hazretlerini sultan sanarak vermek isterler. Akşemseddin hazret kendisinin sultan olmadığını söyleyerek Fatih’i işaret eder. Fatih Sultan: ”Hayır, gidiniz, ona gidiniz ve çiçekleri ona veriniz. Ben Sultan Mehmet’im, lakin o benim hocamdır.” diyerek Akşemseddin Hazrete olan saygı ve sevgisini göstermiştir. Fatih Sultan, fetihten sonra Akşemseddin hazreti ziyaret ettiği bir gün ona mürid olmak istediğini söyler. Lakin Akşemseddin hazret: “Sultanım, Tasavvufta lezzet vardır, eğer o lezzet sebebi ile devlet ve millet işlerini aksatır iseniz adalet ortadan kalkar. Sizin adaletli bir şekilde bu devleti yönetmeniz bizim yanımızda derviş olmanızdan daha faziletlidir.” demiştir.

Akşemseddin Hazret belli bir süre Zeyrek Caminde ders verir. Fatih onun için medrese yaptırmak ister. Akşemseddin Sultan kabul etmez ve Göynük’e gider. 1

Ebû Eyyûb el Ensârî’nin kabrini Keşfi

İstanbul’u İslam ordularının önceki kuşatmasında şehit olan ve Efendimiz (sav) mihmandar-ı diye bilinen Hz. Halid bin Zeyd yani Ebu Eyyub el Ensari Hazretlerinin kabrinin bulunduğu yeri Fatih Sultan merak ediyordu. Fatih’in ricası üzerine Akşemseddin sultan manevi bir işaret ile kabrin yerini keşfetmiştir.

Hakka Yürüyüşü

Fetih’ten sonraki hayatını Göynük’te geçiren Ak Sultanımız  Şubat 1459 (H.863) Rebîülâhirinin sonunda Göynük’te rabbine kavuştu. Türbesi Süleyman Paşa Cami yanındadır. Sevenleri tarafından her daim ziyaretgahtır.1

Eserleri

Risaletü’n-Nûriye, Mektubat, Maddetü’l Hayat, Makamat-ı Evliya başlıca eserlerindendir. 1

Kaynakça:

  1. Doç. Dr. Bilal Aktan, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Güneş, İbrahim Akkuş. (Ed.). (2011). Menakıb-ı Akşemseddin. İstanbul: H yayınları
    2. http://isamveri.org/pdfdrg/D01929/1999_16-17-18/1999_16-17-18_ATESS.pdf
    3. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/583674
    4. https://somuncubaba.net/camii-guzellemesi/istanbulun-manevi-fatihi-aksemseddin-turbesi/

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir