Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Azerbaycan Cumhuriyeti Aslında 102 Yaşında!

avatar

Meryem Aybike Sinan

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

Azerbaycan Türk dünyasının kilididir.

Türk dünyasının ilk Cumhuriyeti olan Azerbaycan’ı ne kadar tanıyoruz? Maalesef Türk dünyasını da Azerbaycan’ı da yeterince tanımıyoruz. Sovyet işgalini saymazsak Azerbaycan Cumhuriyeti 102 yaşında.

Peki 102 yıl önce Çarlık Rusya’sı esaretinde yaşayan bu ezeli ve ebedi Türk yurdunda cumhuriyet nasıl kuruldu? Bu Cumhuriyetin temelinde bir avuç gerçek aydının ismi ve alın teri vardır. Bugün üzerinde herkesin ittifak ettiği, Uluslararası hukukun tanıdığı topraklar işte bu ilk Cumhuriyetin kurulduğu dönemde sınırlara dahil edildi.

Azerbaycan’da neredeyse bütün ilklerin merkezi Gence vilayetidir. Çarlık Rusya’sının Ermeni terörüne ve bölgedeki taşkınlıklarına bigâne kalması üzerine Genceli aydınlar bir araya gelerek Sosyal Federalist Türk Devrim Komitesi’ni kurarlar. Bu komite Azerbaycan tarihindeki ilk siyasi örgütlenmedir.

Kısa bir süre sonra 1905-1908 tarihlerinde ikinci bir örgüt daha kurulur. Yer yine Gence idi ve bu örgüt “Gayret” adını taşıyordu. Bu parti Karabağlı aydınlar ve varlıklı aileler tarafından destekleniyordu. Partinin başkanı Gence’nin önemli hukukçularından Ali Ekber Refibeyli, yardımcısı ise Adil Hasmemedov idi. Kuzey Azerbaycan Türkleri, Ermeni terörüne karşı ayağa kalkmışlardı. Bu parti Türk Devrim Komitesinden daha ciddi bir örgüt yapısına sahipti nitekim parti tüzüğünün ve resmî evraklarda kullanılan mührünün olduğunu görüyoruz. Gayret, Balkan Harbinde Osmanlı’yı savunan bildiriler de yayınlamıştır.

Ermeni terörü artık Gence, Bakü gibi büyük şehirlerde nüfuzlu ve önemli şahsiyetlere yönelince, halk galeyana gelmiş ve bunun akabinde Ermenilere karşı silahlı savunma hareketi başlamış ve bu harekete “Difai Mücadele-i Millî Fırkası” adı verilmiştir. “Defeden, mücadele eden” anlamını taşıyan bu partiyi kuran kişi ise daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında önemli görevler üstlenecek olan Ahmet Ağaoğlu’dur.

Difai Millî Fırkası, amacını şu şekilde duyurmuştur:

“Ermeni Taşnaklar, Müslüman Türkler üzerine hain ve acımasızca saldırılarına devam ederlerse, bizden gereken cevabı alır ve Kafkaslar kanlı bir coğrafyaya dönüşür. Bu Ermeni Taşnaklar bilsin ki, bizler hiçbir zaman milletimizin mezarı ve toprağımızın külü üzerinde sadece Ermeni milletinin ve devletinin keyif sürdürmesine izin vermeyiz!”

Artık Azerbaycan halkı silahlanıyor ve Çar’ın göz yumduğu Ermenilere karşı silahlı mücadele veriyordu. Difai Teşkilatı, bunun dışında bölgeyi Rus işgalinden kurtarmak için Osmanlı Devleti ile iş birliği içindeydi. O dönem şartlarında Difai Teşkilatının, Azerbaycan halkının öz güven bulmasında çok önemli bir öncü teşkilat olduğunu söyleyebiliriz.

Yer yine Gence ve bu kez Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurulmasında etkin rol oynayan parti kuruluyordu. Uzun yıllar Kırım’da kalan ve İsmail Bey Gaspıralı’nın kızı Şefika Hanım Gaspıralı ile evlenen Nesip Yusufbeyli, ani bir kararla Gence’ye döner ve “Türk Âdem-i Merkeziyet Fırkası” adında tarihte ilk kez “Türk” adını taşıyan partiyi kurar.

Bu tarihlerde Bakü’de Mehmet Emin Resulzade’nin kurduğu İslami hassasiyetleri yüksek “Müsavat” ve Neriman Nerimanov ’un kurduğu sosyalist “Hümmet” partileri seçimlere hazırlanmaktadır. Bir dergi vasıtasıyla tanışan Nesip Yusufbeyli ve Mehmet Emin Resulzade partilerini bir araya getirip güçlerini birleştirirler ve Müsavat adı altında seçimlere girerler.

Nesip Bey Yusufbeyli bir fedaidir!

Bir fedaidir zira kendisinin lideri olduğu “Türk Ademi Merkeziyet Fırkası” ezici bir çoğunlukla oy aldığı halde, milletvekillerin çoğu kendisinde olduğu halde Müsavat Partisiyle birleşirken liderliği Mehmet Emin Bey’e vermiştir.  Tabii bunda İsmail Bey Gaspıralı’nın rahle-i tedrisinden geçmesinin de etkisini göz ardı etmemek lazımdır.

Müsavat Partisinin ideoloğu olmasından kaynaklanan bir iş bilirlik, meselelere hâkimiyet, uzak görüşlü olması Nesip Bey’i ayrıcalıklı bir konuma getirmiştir. Mehmet Emin Resulzade dahi her yerde şunları konuşmaktaydı:

“Azerbaycan ideasını siyasi bir talep maddesi şeklinde formüle etmek şerefi Nesip Bey’indir!

Ve 1918 yılının mayıs ayında Tiflis’te “Azerbaycan Halk Cumhuriyeti” ilan edilir. Cumhurbaşkanı Mehmet Emin Resulzade, Başbakan Fethali Han Hoyski, Milli Eğitim ve Dış İşleri Bakanı Nesip Yusufbeyli olur. Ancak bir süre sonra Fethali Bey, kabineden çekilince Nesip Yusufbeyli 2. Başbakan olarak kendi kabinesini kurar.

Ve devletin bütün kurum ve kuruluşları onun döneminde tamamlanır. Nesip Bey kısa zamanda ülkesini dünya devletleri tarafından tanınan demokratik bir cumhuriyet yapmıştır. Kısa zamanda Bakü’ye yabancı birçok ülkenin elçileri gelmeye başlamıştır. İngiltere, Belçika, İsviçre, Hollanda, Çekoslovakya, Gürcistan, İran, Yunanistan, Danimarka, İtalya, Fransa, İsviçre, İngiltere, ABD, Ukrayna, Litvanya, Polonya ve Finlandiya elçilik   binası bakmaya başlamışlardı.

“Kıymetli Vatandaşlarım!

Azerbaycan’ın bağımsızlığı büyük Avrupa milletlerinin yüksek şurası tarafından oybirliğiyle tanınmıştır. Azerbaycan’ın batı halkları ailesinin tam hukuklu üyeliğine dahil olması onun tarihinde en ışıklı gündür. Bugünden onun manevi güçlerinin yeni çiçeklenme devri başlıyor.  Hükümet inanıyor ki bütün vatandaşlar yeniden herhangi bir engel ve tehlike oluşursa bile özgür ve bağımsız vatanın güzel talihini temin etmek için birleşecekler. Yaşasın Azerbaycan halkı!”

Heyyeti vükela Reisi: Nesip Bey Yusufbeyli

Nesip Bey, başbakanlığı sırasında pek çok yeniliğe imza atar. Bakü Üniversitesi’nin kurulması, kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması, devletin resmi dilinin Türkçe olması, tarih bilincinin artırılması için kitapların hazırlanması, milli marşın bestelenmesi, petrolün ihracı vesaire. Azerbaycan’ın her yönüyle milli bir devlet olması onun döneminde gerçekleşmiştir.  Ve iki yıl süren bu genç cumhuriyet uzun ömürlü olmaz. Bolşevikler Bakü’ye dayanır, zaten Osmanlı da yoktur zira Mondros Ateşkes imzalanmıştır.

Bolşevik ihtilali, ihanetler… Düşman kapıya dayanınca bir akşam nefes nefese eve gelerek eşi Şefika Hanım’a şunları söyler:

-Şefika bitti! Cumhuriyeti kurduk lakin yaşatamadık! Bolşevikler kapıdalar ve maalesef bugün Parlamento’da istifam istendi ve Sovyetlere katılma kararı alındı. Derdim ya, bizi dost kazığı öldürür hep!

Ve kısa zamanda bu Cumhuriyete el veren herkes tutuklandı, yönetici kesimi görüldüğü yerde infaz edildi. Nesip Yusufbeyli Kür yakınlarında infaz edilip cesedi nehre atıldı. Kabinede mezarı olmayan tek kişidir. Mehmet Emin Resulzade önce tutuklandı, Moskova’ya götürüldü, Stalin tarafından ziyaret edildi ve serbest bırakıldı. Almanya üzerinden Türkiye’ye geldi ve ömrünün sonuna kadar Türkiye’de yaşadı.

Nesip Bey Yusufbeyli ise unutuldu!

Affedersiniz, unutturuldu!

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.