Az Gelişmiş

Çirkin ördek yavrusu masalı vardır hani. Bir ördeğin yavruları yumurtadan çıkarlar ve biri diğerlerinden farklıdır bütün yavrular farklı olanla çirkin diye dalga geçerler. Tabi bu alaylar ve dalga geçmeler onu çok üzer. Bu zavallı hem kendisini tam tanımamaktadır hem de nasıl bir şey olduğunu onlardan neden farklı olduğunu bilmemektedir.

Bir zaman sonra bu ördek ve yavruları bütün dünyalarını oluşturan göllerinde yüzerken bir kuğu sürüsü gelir uçarak. Tabi kuğuların güzelliği büyüler bütün ördekleri. Ve hepsi hayran hayran bu kuğular gibi güzel olmak ve uçmak isterler ama nafile… Kuğu yavrusu da kendisini ördek yavrusu sanarak hatta çirkin, tipsiz, şekilsiz bir ördek sanarak bu ördeklerin imrendikleri kuğulara daha çok özenir. Fakat büyüyene kadar kendisinin kuğu olduğunun farkına varamayacaktır. Oysaki bu yavru bir kuğu yavrusudur ve büyüyünce yani kendini bulunca ördekler familyasının en güzeli olacaktır fakat kendisi de bunun farkında değildir. Ve ne olduğunun farkında olmadığı için, kendisini tanımadığı için onların alayları ve aşağılamaları kendisini tanıyana kadar yahut kendisi olana kadar devam edecektir. Tıpkı batılı olmaya çalışan ve batının barbar, kaba ve yabani olarak nitelediği bizler gibi…

Batılı devletler için sınıflandırma çok önemli ve elzemdir hem dünya milletleri arasında kendi konumlarını korumak hem diğer insanlardan üstün olduklarını onlara anlatmak için onlarda tüm insanları sınıflandırırlar. İnsanları sınıflandırdıkları gibi devletleri de sınıflandırırlar. Bu sınıflandırma çok gelişmiş, gelişmiş, gelişmekte olan, az gelişmiş ve geri kalmış diye derecelendirilir. Devletlere bu yaptıkları sınıflandırmaya göre muamele ederler. Onların klasında olmayan devletleri hakir görür ve onların sınıfında olmayan milletler onlar için hizmetliden yahut evcil hayvandan değerli değildir.

Türkiye Cumhuriyeti bu sınıflandırmada eskiden az gelişmiş devletler içerisindeydi şu anda ise gelişmekte olan devletler sınıfında. Bir üst sınıfa geçmek için batının size verdiği ödevleri iyi bir şekilde çalışmak ve dersleri geçmek zorundasınız. Bu ödevlerin ve kazanımların temelinde yatan hedef batılılaştırmaktır. Ne kadar batılılaşmış olursanız batıya göre o kadar gelişmiş sayılırsınız. Ülkemiz kendini ördek sanan kuğu yavrusu misali ördekler topluluğu olan Avrupa Birliği'ne girmek için çaba gösteriyor. Yıllardır celseler açılıp celseler kapatıyor fakat ne kuğu olduğumuzun farkındayız ne de ördek olabiliyoruz.

Az gelişmiş bir ülke olmaktan çıkıp gelişmekte olan bir ülke olduğumuz için seviniyoruz. Oysaki farkında olmadan her geçen gün özümüzü kaybedip batılılaşıyoruz. Batılılaştıkça ördekleşiyoruz ve ödlekleşiyoruz. Tarihimizi batıdan okumaya ve onların penceresinden bakmaya devam ettikçe tarihimizden daha çok korkuyor kendimizden daha çok kopuyoruz.

Kadim ve naif bir medeniyetin beşiğinde büyümüş olan bizler artık batının kavramıyla kendimizi barbar olarak görüyoruz. Kendi kavramlarımız ile yetiştirmediğimiz genç nesiller artık geçmişinden ve atalarından utanmaya başladı.

Başkasının kavramları ile kendimizi tanımlayıp kendimize onların oluşturduğu sınıfa kayıt oluyoruz. Başkasının aynasına bakan kendisini göremez. Kendi beyin dünyasından ve kendi hatıratından habersiz; başkaları gibi olmaya çalışan varlıklar kendi biçimlerini kaybettikleri gibi başkalarının formunu da birebir alamayacakları için başkalaşım geçirmiş ve ne olduğunu belirsiz bir hal alırlar.

Modern dünyanın terazisinde kendimizi tarttığımızda çok farklı bir konumlandırma yapıyoruz. Oysaki onlar bizim sıkletimizde değil. Aynı sıklette olmayanların güreştirilmesi adilane bir sonuç ortaya çıkarmaz. Batı akıl ve madde topluluğudur. Biz ise hem ruh hem akıl; hem madde hem mânâ topluluğuyuz. Biz ruh ve mana bulundurduğumuz için batı bize çirkin ördek muamelesi yapıyor biz de bir an önce ruhumuzu ve mânâ gömleğimizi soyunup onlar gibi makina topluluğu olmaya çalışıyoruz, ödlek olmak istiyoruz.

Oysaki kendi aynamıza bakıp kendi ölçeklerimizle değerlendirirsek ve öz değerlerimizi ölçüt olarak kendimizi sınava çeksek bu sınıflandırmaların çok çok üstünde performans sergilediğimizi ve geçmişte onların çok gelişmiş dediği medeniyetlerin ufuklarının bile ulaşamayacağı bir noktaya ulaştığımızı görebileceğiz.

İhtiyacımız olan kendimize başkalarının gözüyle bakmak değil batıya kendi gözümüzle bakmak. Eğer olaylara ve nesnelere kendi gözümüzle bakmayı fark edersek kim olduğumuzu ve nereden geldiğimizi çok daha iyi kavrayabiliriz. Eğer yönümüzü onların gösterdiğine değil kendi yüzümüze, gönlümüze ve özümüze dönersek güzelliklerimizi görüp geçmişi ihtişam dolu bir millet olduğumuzu ve asırlarca dünyayı yönettiğimizi fark edeceğiz.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Sezai Karakoç'un Ardından

Çirkin ördek yavrusu masalı vardır hani. Bir ördeğin yavruları yumurtadan çı...

Gönül Dağı Dizisi ve Güneş Toplayan Adam Hikâyeleri

Çirkin ördek yavrusu masalı vardır hani. Bir ördeğin yavruları yumurtadan çı...

Kokun Hatrına

Çirkin ördek yavrusu masalı vardır hani. Bir ördeğin yavruları yumurtadan çı...