Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Aynaya Gidelim Mi?

avatar

Emrullah Atabey

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

“Aynaya gidelim mi?” diye fısıldadı kucağındaki bebeğe. Beni göz ardı ediyor görünüyor. Onda da tüm çocuklarda görülen, büyüdükçe istidat kazanılan rol yapma vardı. Yalnız, nedendi şunun çoğunlukla kadınlarda daha belirgin olması? Çekirdeğinde ağaç olmak olanın çimen olması beklenmezdi. Fakat bu kodlamanın alt metni neydi? Dahası bu kadar girift düşünmeye ne gerek vardı? Basit yaşayan insanlar benden daha mutlu değil mi?

Aynaya yürüdüler. Bebeğin tepkisine baktı. Bebeği salladı biraz kucağında. Ardından benim olduğum tarafa yürüdü. Önümde durdu ve “yoruldum. Bebeği sen alsana.” dedi. Bebeği bana uzattı. Bana karşı, dokuzlarındaki bir çocuğun bu kadar konuşması normal miydi? Dahası, neden onun bana bu şekildeki hitabını duyan diğer yetişkinler, onu uyarmak ihtiyacı duyuyorlardı. Bir otorite boşluğu ile mi dolmuştum?

Yoksa, aslında, bu sadece yetişkinlerce ya da en azından bir yetişkince kabul edilmiş olmak için verilen savaşın tezahürü müydü? Belki de kendinden eksik ya da fazla olmayan yetişkinlerin; yaşı sebebiyle kendisine ve davranışlarına gösterdikleri tepkilere davranışsal bir eleştiri ve içinde tepki görme kaygısı ile de olsa bir ayaklanma, bir isyandı. Fakat, onun bu davranışlarını kim analiz edecek, kim ona istediğini verecekti? Etrafında, doğrudan söylenilenler dışında, davranış ve söylem analizi yapıp, ders alacak, ona, onun gibi imgelerle yanıt verecek kaç kişi vardı? Ya da o imgeleri kavrayabilecek miydi? Yoksa, o da diğer yetişkinlerin onu anlamadığı gibi kendisine verileni anlayamayacak mıydı?

“Yoruldun, demek…” dedim düşünceli bir şekilde. Sahiden, bu kadar kolay mıydı yorulmak? İki dakika bir bebeği kucağında tutup, nasıl yorulabiliyorsun ki?.. Olabilir, gerçi… Benim iyi kötü onu tartacak ve daha uzun süre taşıyabilecek kaslarım vardı. Ama neden “tartacak” kelimesini düşündüm ki? Bilinçaltımıza işlenen, tartılan şeyin bir eşya olduğu düşüncesiydi bana bunu düşündüren. Oysa, tartılan şeyler arasında düşünce olduğuna göre, insan neden olmasındı ki?

Bebeği aldım. Kanepeye kuruldu yeniden. Televizyon izlemeye koyuldu. Bebek huzursuz bir şekilde hareket etmeye ve mızmızlanmaya başlayınca kucağımda; sırtını göğsüme yasladım ve ayağa kalktım. Mutfağa yürüdüm önce. Ardından evin diğer odalarına. Yeniden ilk çıktığım odaya(salona) döndüm. Çocuğa gittim. “Bebeği almak ister misin?” diye sordum. Yattığı yerden doğrulmadan, bebeği kucağına bırakmamı işaret etti.

İstediğini yaptığım hâlde, bebeğin yeniden ağlayacağını bildiğim hâlde bıraktım. Ve saymaya başladım. “Beş,” diyememiştim huzursuz bir şekilde hareket etmeye ve mızmızlanmaya başlamadan önce. “Durmaz o öyle,” dedim. Doğruldu yerinden. Kanepede oturdu. Bebeğin sırtını göğsüne yasladı. Bir eli bebeğin koltuk altından geçmiş, göğsünü, diğeri ile bacaklarını destekliyordu. Sessizce duruyordu bebek şimdi. Bir süre ayakta kalıp, yeniden bebeğin bana sunulup sunulmayacağını anlamaya çalışıyordum. Sunulmadı. Eski yerime kuruldum ben de.

Kız, bebeği seviyor. Diğer bebeği de seviyor. Bu bebeğin abisini. Acaba bu genel tutum mu? Bebekleri sever kız çocukları.

Kendim de küçükken, akranım ve büyük kızlarda bu durumu gözlemlemiştim. Ama bunun altında ne var? Sahiden, bu onlara bir toplumsal öğreti ile mi geçiyor? Yoksa, aslında bebek sevmek onlarda fıtri mi? “Bebeği alsana. Yoruldum.” dedi ve bebeği bana uzattı. Ben, sıkıldığım için ona bebeği teklif ederken, onun içsel motivasyonundan yararlanmak istemiştim. Buydu nedeni teklif ederken, bebeği almak isteyip istemediğini sormamın. O ise, eylemini maskelemek için fiziksel zayıflığını kullanmayı seçiyordu. Benim, içsel motivasyonunu bildiğim çocuk, benim de onun fiziksel zayıflığını ya bildiğimi biliyor ya da kabul edilecek bir maske sunuyordu. Ya da ben çok hesapçıydım. Ki bu doğru da olamazdı. Çünkü, bir keresinde demiştim ki: O fırtınada yerlere kadar esneyen ama devrilmeyen ağaç gibi olmaktansa, çok güçlü fırtınada kökünden sökülen o ağaç olmayı tercih ederim.

Acaba bunu derken de mi bir performans sergiliyordum?

Bebeği aldım. Yine bekledim. Bebek aynı tepkileri verince, yeniden kalktım. Evde dolaşmaya başladım. Abisini uyutmak için sallayan annesinin yanına gittim. Az önce uyanmıştı çocuk, gözlerinde uykudan eser olmayan çocuğu görünce, “uyumadı mı?” diye sordum annesine. “Hayır,” dedi. “Bırak, sallama. Uyumaz o.” dedim. “Uyumayacak mısın?” diye sordu ve baktı bebeğe. Bıraktı sallamayı. Ben de yanına gidip, teklifsizce, bebeği annesine uzattım. O da aldı. Almaması mümkün değildi. Annesiydi. Yine sıkılmışlığımı böyle maskeledim.

Mutfağa gittim. Balkona çıktım. Yağmur çiseliyordu. Telefona göz attım. Çantamdaki kitabı düşündüm. Bir gün ebeveyn olduğumdaki hâlimin nasıl olabileceğini tahmin etmeye çalıştım.

Kapı açıldı. Bebeğin abisi geldi. Elimden tuttu, içeri çekti. Annesinin yanına götürdü. Bebeği işaret etti bana. Bebeği aldım. Annesine sarıldı abisi. Hepimiz durduk ve ona baktık.

Küçüklerin eylemlerinin alt metnini okumak basit. Maskesiz ve genelde fiziksel eylemler. Oysa, yaş ilerledikçe, kişiler yalnızca kendilerine maske ile yetinmezler. Eylemlerine de maske giydirmeye başlarlar. İşte, belki de bir zamanlar çocuk olduğunu unutan yetişkinlerin en büyük problemi de belki budur.

İstanbul Üniversitesi, Dilbilimi bölümünden mezun, çeşitli dergilerde çalışmalarına yer verilmiş, 24 yaşında, arkadaşlarının çoğu hayata gözlerini yummuş kişilerden meydana gelir. (yazar burada okuduğu ve beğendiği yazarlardan söz etmektedir) Şiir ve öykü yazar. Eserse, yazarın tinsel ve içinde bulunduğu ortamı göz önünde bulundurarak, bazılarının da tabii olduğu Alımlama Estetiği çerçevesinde, kitap yorumu yapar. Artık bir klişe görüntüsü verilse de, fani ve faniliğinin bilincinde. Misafir olduğu dünyada Ev Sahibi'nin istediği surette yaşamaya çalışır. Ve bazen günde bir kitap okur. =)

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.