Aynamızı Bulabildik mi?

Görmüş geçirmiş diye bir tabir vardır dilimizde. İyi kötü birçok olayı yaşamış, deneyimli kişiler için kullanılır. Zaten tabir gayet açıktır. Görmüş, geçirmiş… Bakmayın siz gençliği “akil insan” kategorisinde zirveye yerleştiren sosyal medya şarlatanlarına, bir toplumu ayağa kaldıran da, yükünü çeken de, yol gösteren de o toplumda var olan görmüş geçirmiş insanlardır.

Aynadır onlar. Yolu gösterir, yordamı gösterir, doğruyu gösterir, yanlışı gösterir ama en önemlisi de seni sana gösterir. Kimi için annedir görmüş geçirmiş insan; kimi için baba, yahut bir piri fani, bir şeyh, bir bakkal, bir abi, bir abla, bir hoca. İsimleri ve cisimleri değişse de karşılarına bir oturdun mu seni senden daha iyi tanıyan, seni senden daha iyi tahlil eden, kendi içinde kaybolduğunda seni sana bulduran bir yıldızdır onlar.

İnsanın en büyük kavgası, en çetin mücadelesi kendisiyledir. Bu mücadele, bu kavga kör eder çoğuz zaman bizi, göremeyiz kusurlarımızı, göremeyiz yanlışlarımızı, göremeyiz yaklaşan tehlikeleri, yoldan çıktığımızı, kalbimizin bulandığını, niyetimizin bozulduğunu. Görmek için bir ayna gerekir insana, görmüş geçirmiş bir yıldız.

Şimdilerde “takip ettiğin kişiler kim?” diye bir soru dolaşıyor ortalıkta. Cevap olarak da akıllara ilk olarak sosyal mecralar geliyor. YouTube kanalları üzerinden benliğini inşa etme çabasındaki insanlar açıkçası beni endişeye sevk ediyor. 3-5 video serisi izlediğimizde bir hocanın talebesi olduğumuzu sanıyoruz, birkaç makale okuduğumuzda o konuda uzmanlaştığımızı düşünüyoruz. Bildiğimizi düşündüklerimiz ile kendimizi bilmez bir halde savrulup gidiyoruz. Bilmek ile tanımak aynı şey değil. Usta, hoca, önder dediğimiz kişiler tanıdığımız ve daha da önemlisi bizi tanıyan kişilerdir. Tanırlar ve tanıtırlar. Bir odundan sanat eseri çıkartan marangoz misali. Dizinin dibine oturmadığımız, yolunda yoğrulmadığımız kişinin görmüş geçirmiş olmasının kazanacağımız 3-5 malumat dışında bize bir katkısının olacağını düşünmüyorum.

Hasta olunca açıp doktor videosu izlemek ile gönlümüzü trend videolar ile imar edeceğimizi düşünmek arasında fark yoktur sanıyorum…Nasreddin Hoca bir gün tarlasında çalışırken oradan geçen bir genç kendisine şöyle seslenmiş:

Kolay gelsin hoca! Falan köye ne kadar zamanda gidebilirim?

Hoca,hiç oralı olmamış,sanki soruyu duymamış gibi işine devam etmiş. Genç adam aynı soruyu daha yüksek sesle bir daha sormuş. Hoca yine oralı olmayınca adam içinden "Sağır mıdır nedir bu adam?" diye düşünerek bir daha var gücüyle seslenmiş:

Hocaaa! Sana söylüyorum duymuyor musun! Şu köye ne kadar zamanda varabilirim diye soruyorum, bir cevap versene!...

Hoca yine cevap vermeyince adam "Bu adam ya sağır, ya bunak, ya da başka bir derdi var" diye düşünerek Hoca'dan ümîdini kesmiş ve yürümüye başlamış. Biraz yürüdükten sonra arkasından Hoca'nın şöyle seslendiğini işitmiş:

Oraya tam iki saatte varırsın.

Üç kere sorduğu halde sorusuna cevap alamadığı için canı zâten sıkkın olan adam iyice sinirlenmiş ve demiş ki:

Yâhu sen ne biçim adamsın, mâdem biliyordun, şunu baştan söyleseydin ya!

Hoca'nın cevâbı kitabın tam ortasından olmuş:

Evlâdım! Ben köyün hangi mesâfede olduğunu gâyet iyi biliyorum ama senin yürüyüşünü görmeden, ne kadar zamanda oraya varabileceğini nasıl söyleyebilirdim ki?...

Alanının ehli hocalar konuları gayet iyi biliyor da bizim yürüyüşümüzü biliyorlar mı? Dünya var olduğu günden beri kaide değişmedi; talebe 1.5X hızında videolar ile beynini çorbaya çeviren değil görmüş geçirmiş insanların dizinin dibinden ayrılmayandır. Aynasını bulanlara selam olsun…

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yerin Altındakiler, Üstündekilerden Çok

Görmüş geçirmiş diye bir tabir vardır dilimizde. İyi kötü birçok o...

Boşluk

Görmüş geçirmiş diye bir tabir vardır dilimizde. İyi kötü birçok o...

Hayali Olmayanın Hayatı Var Mıdır?

Görmüş geçirmiş diye bir tabir vardır dilimizde. İyi kötü birçok o...