Ayna

Avizenin kristallerinde kayboldu. Ortadaki ihtişamlı kristal ve etrafını saran irili ufaklı kristaller... Güneş ışığıyla parıl parıl parlarken bir şimşek çaktı. Gençliğinde buldu kendini. Kolundaki çantası ve elindeki cüzdanıyla çarşıda geziniyordu. "Giydikçe açılır ablaa!" sözüyle çıkardı ayakkabısını. Karşıdaki yüzde elli indirimli gömleklere döndü. "Gelişine veriyoruz, başka yerde bulamazsınız. Ekmek mushaf çarpsın ki hepsi pamuklu! Bizde kalitesiz kumaş olmaz!" yeminleriyle uzandı birine.

-Aşk olsun! Niye kalkıyorsun? Söylesen ben uzatırdım tuzluğu. Aaa! Doğru söyle, beğenmedin mi yoksa? Yeni tarif aldım sabah programından. Hemen açtım videoları izledim. Kadının eli bir yavaş, bir yavaş. İçim şişti dinlerken! Hemen bir yetmiş beş hızına alıverdim. Kapıverdim tarifiii!

Ufak kristale takıldı gözü bir an. Havada kaptı, başına çarpmak üzere olan topu. Başına hafif eğse, kurtarırdı halbuki. Ama bu sefer de Fatma Teyze'nin camları giderdi. Koşa koşa bahçedeki erik ağacının altına saklandı. Ahmet Amca, eriklerden yemelerini izin verirdi nasılsa. Birkaçını cebine attı. Kütür kütür, ekşi... Usulca çeşmenin arkasına doğru emekledi. Dizlerine çalılar battı. Can havliyle zıplayıp kalktı. Karşısında annesi "Akşam ezanından önce evde ol demedim mi? Aklım çıktı sana bir şey olacak diye! Nerdesin sen bu saate kadar, sokak çocuğu oldun çıktın iyice!" der gibi bakıyordu. Korkuyla eğdi başını.

-Sen de bir alemsin. Kaldır şu başını da iki çift laf edelim. Ağzını bıçak açmıyor. Haksız mıyım komşum? Geldiğinden beri ne kısırın tadına baktın ne de çayından bir yudum aldın. Vallahi güceniyorum bak. Hadi, bak buz gibi olmuş çayın. Kızıım, Hülya Abla'nın çayını tazeleyiver.

Avizenin en arkasındaki görkemli kristale daldı. Damar damar ellerinde, çay dökülmek üzereydi. Bastonuna dayanarak bir iki adım daha attı. Çayı, sehpanın üzerine bırakıp yavaşça sedire oturdu. Sabah beri ayaküstü kalmıştı. İhtiyar beli, artık bedenini taşımaz olmuştu. Emanet ağır gelmişti belli ki. Başını pencereden yana çevirdi. Takvim yaprakları gibi dökülmüştü yapraklar. Hasat vakti gelmişti.

-Beş çayına mı geldin, taziye evine mi belli değil! Bundan böyle biz susuyoruz, sen konuşuyorsun. Anlat bakalım, neler oldu dün akşam? Çığlık seslerini duyunca aklımız başımızdan gitti. Koştuk dayandık kapıya ama... Sesler kesildi, açan da olmadı. Polisi arayalım dedik, başımıza iş açmaktan korktuk. De hele, meraklandırma yahu!

-Ayna kırıldı.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Şemsiye

Avizenin kristallerinde kayboldu. Ortadaki ihtişamlı kristal ve etrafını saran irili ufaklı kristall...

Gülden Terazi

Avizenin kristallerinde kayboldu. Ortadaki ihtişamlı kristal ve etrafını saran irili ufaklı kristall...

Sen Güle Bakıyorsun

Avizenin kristallerinde kayboldu. Ortadaki ihtişamlı kristal ve etrafını saran irili ufaklı kristall...