Sıradaki içerik:

Mamafih

e
sv

Ayasofya Açıldı: Sevinenler ve Sevinmeyenler

avatar

Yusuf Duru

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

Heyecanlı bir milletiz.

En küçük bir kıvılcım damarlarımızdaki kahramanlık duygusunu, mücadele ve mücahede fitilini ateşlemeye yetiveriyor. İşte Ayasofya ve açılışı.

Dün tüm gün çeşitli haber kaynaklarından bu coşkuyu takip ettim. Kim olduğunu bilmediğim bir vatandaşımız, sokakta yürürken, hem de kalabalık bir yerde avaz avaz coşkuyla bağırıyordu kollarını iki yana açarak; “Ayasofya açıldı, Ayasofya açıldı” diye.

Evet Müslümanlar aydınıyla, okumuşuyla, az okumuşuyla ya da ümmisiyle, sadece islam dinine olan düşmanlığın eseri olarak, yaklaşık yüz yıldır kapısına kilit vuruldu.

Sadece Müslümanlar için ibadete kapatılan bu cami düna kadar mahzun, mey’us ve mükedder adeta kaderine terkedilmiş bir vaziyette tekrar içinde tekbirlerin yankılanacağı, salvatların çınlayacağı, namazların kılınacağı günü beklemekteydi. Fethin getirdiği haklarla Camiye çevrilip içinde namaz kılınması için gerekli düzenlemelerin yapıldığı, hem islam alemi için, hem tüm mezhepleriyle Hristiyanlık alemi için bir sembol haline getirilen ibadethaneye, Müslümanlar dünden itibaren artık namaz kılmak için girebilecekler. Bugünleri gösteren Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun. Çünkü milletlerin tarihinde semboller vardır. Bunlar o milletin geçmişini geleceğine bağlayan köprü işaretlerdir. Ayasofya da bunlardan biri, hatta en önemlilerinden diyebiliriz.

Kurtubadaki büyük camiyi katedrale çeviren ehli küfür (hangi ırk olursa olsun küfür tek millettir) sergilediği iki yüzlü tavırla ruhundaki vandalizmi bariz bir şekilde göstermektedir. Turist olarak girdiğiniz camide, mihraba yaklaşarak kemerbestei edeb ile durup, gözlerinizi kapattığınız zaman, güvenlik görevlileri hemen yanınıza gelip size müdahele ediyor. Burada ibadet edemezsiniz diye. Müslüman olduğunuz anlaşıldığı ve duruşunuzdan sizin derin bir tefekküre doğru yürüyüp Kurtuba’nın manevi ikliminden istifade edeceğinizi anladıkları zaman hiç vakit geçirmeden böyle bir müdahalede bulunuyorlar.

Ayasofya’nın açılışı tüm İslam aleminde büyük bir coşku, büyük bir sevinçle karşılandı. Gerçekten sevinenler oldu. Peki açılışa sevinmeyen ya da daha doğru bir ifade ile Ayasofyanın ibadete açılışını hazmedemeyenler için ne demeli?

Hiçbir şey söylemek istemiyorum. Sadece bir tahlilde bulunmak istiyorum. Okuyucularım kendi yorumlarını bu tahlilden sonra kendileri yapsınlar.

Bir kere bu insanlar iki ruhlu, dolayısıyla iki yüzlü insanlardır. Bu tür insanlara millet hayatımızda defalarca rastlamışızdır. Onlarla bir çok alanda karşılaşmışızdır. Özellikle demokrasi alanında. Hatta seçim meydanlarında bu insanların varlığını defalarca görmüşüzdür. En güzel nutku çeker, milletin istediği, arzuladığı, görmek istediği konuları çok güzel bir şekilde anlatır. En güzel ahlaki sözleri sıralar ardı ardına ancak gittiği yol tamamen farklı bir yol olunca millet şaşırır.

Unutulmaması gerekir ki, insanlara hayırlı olan, hizmet eden ve milletine faydalı olan insanlar olduğu gibi görünen ya da göründüğü gibi olan insanlardır. Sözleri ve hareketleri ayrı olan, bu gün söylediğinin arkasında yarın duramayan, tutarsızlık eseri konuşmalar yapan insanların tamamı ruhi bir hastalık ve iradi bir zayıflık içerisindedirler.

Halkın karşısında söylediği faziletli, erdemli ve güzel sözlere, çektikleri nutuklara kendileri de inanmamışlar, ikna olmamışlardır. İnsanlar için en tehlikeli varlık kendisi hakkında hüküm verirken bile halkı şaşırtan insanlardır. Bu arada Allah’ın verdiği zekayı şer odaklı kullananlar, kendilerini gizlemekte mahir, suçlarını örtmekte usta ve halka zarar veren en tehlikeli varlıklardır.

Nitekim Beyhaki’de geçen bir hadis naklinde Peygamber Efendimiz aleyhisselam şöyle önemli bir hatırlatmada bulunmaktadır.

“Senin düşmanlarının en şiddetlisi, iki tarafın arasında kalan nefsindir.”

Şunu hiç bir zaman unutmayınız ki bir insanın sözleri ve akabinde sergilediği hareketleri arasındaki ahenksizlik, düzensizlik ve tutarsızlık, onun ruhi sefaletini gösteren, ortaya koyan en kuvvetli delildir.

Hazreti Mevlanaya atfedilen “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” ikazının idrakine varmış insanlar ruhi inkişafları kemalata ermiş insanlardır.

Bu konuda büyük alim ve mütefekkir, aynı zamanda büyük imam Abdülkadir-i Geylani Hazretleri’nin benzetmesi çok güzeldir. Derki üstat,

“Su üzerinde beyaz köpükler olur. Çoğunun altı yine sudur. Ancak bazı beyaz köpüklerin altı mezbebelik ve kazurat yığını olarak ortaya çıkar”

Birde şu tespiti yapmakta fayda var. İç dünyası ve dış görünüşü birbirine müsavi insanlarla şeytan bağdaşamaz, yanlarına yaklaşmaz, onları ele geçiremeyeceğini bilir. Taç kapısı ne kadar süslü olursa olsun, girişi ne kadar güzel olursa olsun içine girdiğiniz bina mezbebelik, harabe ise değersizdir.

Maalesef günümüzün en büyük hastalıklarından biri olarak, insanların dış görünüşlerini süslemek, dış dünyalarını abad etmekle hem kendilerini, hem de etraflarını aldatmakla uğraşmalarını görüyoruz. Mamafih kendi iç alemlerine çekildikleri zaman ağır bir buhran hali yaşamaktadırlar. Çünkü tutarsızlık insanın ruhunu, çaresi olmayan bir illet gibi çürütüp perişan eder. İşte milletler, toplumlar böyle insanlardan hep sıkıntı çeker, onların idaresinde kaldıkları sürece rahat edemezler. Sophokles’in tespiti de çok güzeldir. Der ki, “Bir insan iktidar mevkiine yükselmeden, onun hayatı boyunca yazdıklarına, söylediklerine ve yaptıklarına bakınız. Böylece kalbi, zekası ve muhakeme kudreti hakkında sağlıklı ve sağlam bir hüküm verebilirsiniz.”

Buradan hareketle yorum sizlerin efendim vesselam.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.