Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Aşk

avatar

Dilhâne

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Biri yanıcı öbürü yakıcı olan iki elementin bir araya gelmesiydi suyun zahir oluvermesi. Muhtevasındaki her şeyi kendiyle beraber yok etme arzusunda olan bu iki madde bir araya gelerek ab-ı hayat olmuştu. İnsan aklının önünde diz çöktüğü bu mucizeyle  her canlı nesne, her gün hayat bulurken içtiğinin ne yanan ne de yakan bir madde olduğunun tadına elbet varamaz. Yanan maddenin serinlik, yakan maddenin hayatın remzi olmasındaki hayret, bu ikisini birleştirip ateşi elde eden bilgenin hayreti kadar hayret vericiydi. Yapılan onlarca deneyin sonunda su yerine ateşi elde edişi  akıl muhtevasına sığdıramamış olacak ki bıkmadan deneyini devam ettirmişti.Ve inanması güç bu olaya inanmamış olacak ki tam yüz defa pes etmeden deneyini sürdürecekti.  Fakat her defasında elde ettiği suyun serinliği değil ateşin tam da kendisi. Peki bir maddenin cevheri kendisinin tam da tersi olabilir miydi? Yakan ve de yanan maddenin sonucu bu kadar zıt bir şey olabilir miydi ki? Oluyormuş. Yanan ve de yakan aradaki ilahî bağla ateşi söndüren oluveriyormuş. İki hidrojen bir oksijen birleşip suyun cevheri olmuştu. Serinlik olmuştu. Bu haliyle aşka ne çok benzer olmuştu.  Zira aşkın yapı taşı zannımca yanmaktı. Ve hatta aşkta elzem olan yana yana yaşamaktı. Kaynama noktası olan suyun doyma noktası yoktu. Tıpkı içtikçe içesin gelen su gibi sevdikçe sevesin gelirdi aşkta. Nuh’un gemilerini taşıyan, İbrahim’in ateşine serinlik olan su, İsmail’in topuklarından akıp abıhayat olmuştu. Fiziğinle kimyanla aşka en yakın zahir olmuştun. Zira o aşk ki su misali ruhlara hayat dağıtırdı. Bedenler kabına sığmaz olur mesafeler ışık hızından daha yakın olurdu.

Bedenden çok ruhunun nefesini hisseder kalpte bir çift odun yanışını hissedersin. Tıpkı içtikçe doyulmayan su gibi yandıkça yanasın gelir sevdikçe sevesin. İki hidrojen bir oksijen gibi kalpte birleşince; aşk, abıhayat oluverir. Yakardı, yanardı fakat tutulup kalındı mı aşkla her hücresine can dağıtırdı. Yanmanın serinlik olan hâli su idiyse yandıkça dirilten misali zannımca aşk idi. Zira aşık olunca sanki her hücre yeniden dirilir göz başka bir pencereden dünyaya bakar idi. Kâinat en güzel bir aşığın gözünden okunur ve belki de kâinatın özüne yalnızca aşkla dokunulur. Aşk; suyun, bedene serinlik ve de huşu oluveren kimyası gibiydi. Aşk 2 hidrojen bir oksijen gibiydi. İki yanıcı maddenin suya dönmesi gibi yandığı kalpte  bu dünyanın en güzel en soyut sırrını keşfederdi. Aşkın formülü yoktu lakin aşk en çok iki hidrojen bir oksijene benzerdi.

Suzan Özer

Bir insana erişmenin ve ruhuna dokunmanın en güzel yollarından biridir edebiyat. Kelimelerin birbiriyle olan aşkını anlatır ve bu anlatım sırasında insana dair olgularıyla bizlere dokunur. Dilhâne işte böylesine aziz bir uğraşın günümüzdeki temsilcisi olarak tüm topluma ulaşmayı amaçlayan bir edebiyat şiir ve fikir dergisidir.

Edebiyat sahip olduğu varlığın içerisinde bir fikre sahiptir. Bu fikirle kavurur cümleleri ve ortaya bir dünya mirası ortaya çıkarır. Varlık gösteren dışa vurum bazen bir düz yazı olur bazense bir şiir. Eğer fikir kendisi bir şiirde bulursa her kelimesinde adeta bir rengin onlarca tonuyla karşılaşır insan. Bu anlam zenginliği ise edebiyatı yeşertir, insanın özüne dokunmasını sağlar. Edebiyat, şiir ve fikirlerin insana sağladığı huzuru ve yüceliği fark eden birçok söz ve kalem ustası; ömürlerini bu alanda sarfetmişlerdir. Aynı manevi değeri arayan nice insanın varlığını hoşgörü ve güzellikle karşılayan Dilhâne dergisi bu arayışın karşılığı olarak yeni yazarlar için de bir platform görevi görmektedir.

Öyle ki söz edilen amacın sonucu olarak Dilhâne Dergisi, okuyucularından ve yazı yazarak bir uğraşı ortaya koymak isteyen herkesten yazılarını beklemektedir. Bu yazıları bünyesine katarak diğer insanlara ulaştırarak hem yazarın gelişimini desteklemektedir hem de yazara duygu ve düşüncelerini başka insanlara aktarma olanağı tanımaktadır. Eğer sizlerde yazılarınızı paylaşmak isterseniz ilgili bilgileri dilhane.net adresinde bulabilirsiniz.

Bir fikrin hamurunu edebiyat ve şiir ile yoğururken, toplumdan yazılar alarak bu uğraşa değer katmanın bir başka boyutu daha bulunmaktadır. Hiçbir bir karşılık beklemeksizin edebiyat şiir ve fikre duyulan saygıdan dolayı tüm bu uğraşları yine toplumla paylaşmak. Bu sebeple Dilhâne dergisi insanlara ulaşabilmek için aylık yayınlarını, yapılan söyleşileri, yazıları ve daha birçok yazılı ve görsel ürünü dilhane.net adresinde hiçbir maddi karşılık olmaksızın insanlarla paylaşmaktadır.

Bir yandan değişen dünyaya ayak uyduran bir yandan da sahip olduğu öze günden güne değer katmayı hedefleyen Edebiyat şiir ve fikir dergisi olarak farklı konularda ve çeşitli türdeki ele alımlarıyla edebiyat dünyasında emin adımlarla ilerlemeyi sürdüren Dilhâne dergisi, siz edebiyat aşıklarını da pür heyecanla beklemektedir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.