Aşk Yolunda Gönüllü Bir Sevda Eri: Yunus Emre-1

(Okunma Süresi: 3 dakika)

Derviş bağrı taş gerek
Gözü dolu yaş gerek
Koyundan yavaş gerek
Sen derviş olamazsın
Sen Hakkı bulamazsın…

Anadolu irfanının yetiştirdiği ve özellikle şiirlerinde kullandığı temiz Türkçe ile gönüllerde taht kuran, günümüze kadar unutulmadan gelen Yunus Emre, aslında okuması yazması olmayan ümmi bir derviştir.

Anadolu insanı sevdiği, gönlünde yer buldurduğu büyük Hakk dostları için çok büyük bir paye oluşturmuştur.

Birden fazla yerde makam vermiştir ona ve cesedi kendisine tahsis edilen makamda olmasa bile sanki orda imişcesine ziyaretler etmiş, Fatihalar, Yasinler okumuş ve gönüllerinde engin bir yer açmışlardır.

Yedi ayrı yerde makamın olan bizim Yunus, hoşgörüsü, nezaketi, insanlığı, sevgisi ve daha önemlisi herkese örnek olan aşkıyla bu payeye layık görülmüş ve asırlardır yüreklerde yaşamaya devam etmektedir.

Bir karınca yuvasının başında oturup hikmet dolu şiirler okuması, bir serçenin ölmüş bedenini görüp, tüylerinin dağınıklığı ve gözünün boşluğa bakan ifadesi üzerine ölümü anlatan deyişler söylemesi, hep kendi üzerinden insanı, nefsi, hayatı, sonrasını anlatan güzellemeler ortaya dökmesi Yunusun büyüklüğünü bir kere daha gözler önüne seriyor.

Yalancı dünyaya konup göçenler
Ne söylerler ne bir haber verirler
Üzerinde türlü otlar bitenler
Ne söylerler ne bir haber verirler
………

Yunus derki gör taktirin işleri
Dökülmüştür kirpikleri kaşları
Başları ucunda hece taşları
Ne söylerler ne bir haber verirler

Bugün olduğu gibi doğruyu söyleyen, farklı bir dille gerçekleri insanların yüzüne nazikçe dillendirenleri çekemeyenler, o günde vardı. Öyle ki Yunusun okuduğu şiirleri şirk olarak görüp, katline dahi ferman çıkaranlar olmuştu. Bunların en katısı ve şiddetlisi ise Molla Kasım isminde, sonradan yaptığı hatayı anlayan ama o ana kadar kaba softa ham yobaz bir şekilde Yunusu eleştiren bir zattı. Öyle ki Yunus Emre’nin şiirlerine karşı en sert eleştirileri, Yunus Emre’nin vefatından yıllar sonra yapmış, hatta eline geçirdiği orijinal bir nüshadaki şiirleri, oturduğu dere kenarında tek tek okuyup fesuphanallah diye öfke ile yırtarak suya atmakta tereddüt göstermemiş biridir. Ta ki kendi isminin anıldığı şiire gelinceye kadar;

Ben dervişim diyene
Bir ün edesim gelir
Tanıyuban şimdiden
Varup yetesim gelir

Sırat kıldan incedir
Kılıçtan keskincedir
Varıp anın üstüne
Evler yapasım gelir

Altında gayya vardır
İçi nâr ile pürdür
Varıp ol gölgelikte
Biraz yatasım gelir

Ta’n eylemen hocalar
Hatırınız hoş olsun
Varuban ol tamu’da
Biraz yanasım gelir

Ben günahımca yanam
Rahmet suyunda yunam
İki kanat takınam
Biraz uçasım gelir

Andan Cennet’e varam
Hak’kı Cennet’te görem
Hûri ile gılmanı
Bir bir koçasım gelir

Derviş Yunus bu sözü
Eğri büğrü söyleme
Seni sıygaya çeker
Bir Molla Kasım gelir

Bunu okuyunca kendinden geçmiş, yaptığı hatanın farkına vararak Yunus Emre’nin ne kadar büyük ve saf bir hak dostu olduğunu anlayıvermiş ve ondan sonra her sohbetinde, her konuşmasında pişmanlığını dile getirmiş ben yaptım diye ömrü boyunca yırtıp attığı hikmet dolu şiirlere yanmıştır.

Yunus Emre’nin Hacı Bektaşı Veli hazretlerine varışı da, oradan ayrılıp kendisine gösterilen Taptuk Emre dergahına varışı da ayrı bir maceradır.

Çok çetin bir kış geçirmiştir yaşadığı Sarı Köy. Hem nasıl bir kış? Kar dam boyu yağmıştır. Zaten verimsiz geçen bir hasat mevsiminin sonunda gelen bu kış evlerde, ocaklarda, diplerde, bucaklarda ne var ne yok silip süpürmüştür. Artık açlıktan yaşlılar ve bebeler hayatlarını kaybetmektedirler.

Her ölüm Yunusa farklı bir acı yaşatmaktadır. Bu yüzden havalar ısınır ısınmaz, duyduğu Suluca Karahöyük’e doğru yola çıkar. Bilir ki orada bir dergah, dergahta da horasandan gelmiş biri vardır. Akıllı, bilgili, görgülü. Hem de tedbirli. Anbarları buğday, arpa, çavdar, darı doludur. Gidip ondan isteyecektir.

Giderken eli boş gidilmez elbette. Amma götürecek bir şey yok ki. Her şey bitmiş. Dağ alıcı toplar. Heybenin iki gözüne doldurur dağ alıcını. Uzun bir yolculuktan sonra varır Hacı Bektaşı Veli’nin makamına. Çıkar huzura.

Hacı Bektaşı Veli hazretleri Yunusun içindeki yangını görür, kalbindeki aşkı fark eder.

Sorar, “Derviş buğdayımı vereyim, yoksa getirdiğin her alıca on himmet mi:” Yunus şaşırır. İlk defa gördüğü bir adam. Kendisine derviş diyor ve hemmet teklif ediyor. Oysa o buraya köyde kendisini umutla bekleyenler için buğday almaya gelmiştir.

“Himmeti neyleyim, karın doyurmaz ki, bana buğday ver” der. Yüklenir arabası onlarca çuval buğdayla ve yola çıkar. Yarı yolda içine bir ateş düşer. Acep himmet dedikleri ne ola ki. Bırakamaz buğdayları da. Amma yanar içi Geri döner. Tekrar huzura çıkar ve Al buğdayını ver himmetimi diyerek isteğini dile getirir.

Hacı Bektaşı Veli tebessüm eder ve delici nazarlarla kalbine doğru bakar. Yunusun yangınını bir kere daha görür ama iş işten geçmiştir. Der ki “senin zincirin bizde değil artık. Var git Taptuk dergahına. Bağın oradadır.”

Yunusun arayışı böylece başlar. Taptuk Emre dergahına varıncaya kadar yaptığı yolculuk adeta onun çilesi olmuş ve olgunlaşması için vesile oluşturmuştur.

Yolda da susmamıştır Yunus Emre. Derdini, çilesini, yüreğindeki yangınını hep şiirlere dökmüştür.

Yar yüreğim yar, gör ki neler var,
Bu halk içinde bize gülen var.

Ko gülen gülsün, Hak bizim olsun,
Gafil ne bilsin, Hakk’ı seven var.

Bu yol uzaktır menzili çoktur,
Geçidi yoktur derin sular var.

Girdik bu yola aşk ile bile,
Gurbetlik ile, bizi salan var.

Her kim merdane gelsin meydane,
Kalmasın cana kimde hüner var.

Yunus sen bunda meydan isteme,
Meydan içinde merdaneler var.

Bu yolculuğu Yunusun penceresinden incelediğimiz zaman karşımıza genç, toy, tecrübesiz ve kendisini çevreleyen nimetin farkında olmayan bir delikanlı ile karşılaşıyoruz. Tasavvuf terbiyesi dediğimiz çileye, Yunus yola çıkıp Taptuk dergahını aramaya başladığı andan itibaren giriyor. Girdiği çile onu uzun, meşakkatli ancak sonu güzellikle biten bir yola sokuyor.

Yazımızın birinci bölümünü burada bitirelim. İnşallah gelecek sayıda ikinci bölüm ile Yunusun bu uzun, meşakkatli ama yüreğinde yanan aşk ateşini gül bahçesine çeviren yolculuğunu anlatmaya devam edelim inşallah.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir