Sıradaki içerik:

Demir Yaylı Dukak ve Kör Derviş

e
sv

Arz-ı Mukaddime

avatar

Arslan Karadayı

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 1 dakika)

Hep bahşeden, hep affeden, sonsuz merhamet sahibi Yüce Allah’ın adıyla.

Efendim, yüreğimizin en görkemli depremlerinde ve ruhumuzun en afili şölenlerinde bir mindere çöküp de yollarını gözlediğimiz kelimelerimizin, Kalem Burak’ı ile kendi fakir miraçlarımıza ermesi umuduyla…

İnsanlık hikayemizin en zarif nişanelerine şahitlik ederken biz, Sahiplik Eden’e teslim olan bu coğrafyanın üzerimize yüklediği hem sevinç ve hem de sorumluluk ile…

Dünyanın tüm sömürülenlerinin ahını sırtlanan karınca misali koşarak ateşe su yetiştirme telaşında bir külliyatın en nadide cildinde düşmüş mürekkeple…

Çay denen sadık yoldaşın kahve ile aşkında biraz ahşap biraz küf hatta biraz nem kokan mahzenlerde bir toz zerresi miktarı tefekkür niyetiyle…

Geldik, gördük, hoş olduk. Bu gökkubbe’de bir hoş seda niyetine yönümüzü dönüp emredilen yöne…  Saf tutma azminde fakir heybemizi aldık yanımıza.

Efendim,

Dünya seyrimiz devam ederken, Hz. İnsan olma şuurunun sorumluğunda bin bir nehirden, heybetli dağlardan geçecek; kâh hasret ile fırkata düşüp vuslata gurbet edeceğiz. Kaleminden başka ziyneti olmayanların zarif yalnızlığına cem eden saflarda buluşmaya niyet eden gayret ile nasip talebinde duaya imza edeceğiz.

Her şeyi Allah’ın izni ve lütfuna dayanarak arzu edecek, bu arz-ı hâl ile irademizi cüzi ölçüde son nefese dek adayacağız.

Ve biz Dilhâne’mizi açarken dilhânelerinize, bu engin sofrada herkese var diyerek yer açacak, yer açtıkça genişlik umacağız.

Sözlerin içerisinde bir söz.

Demler içerisinde bir dem.

Ve biz, “Vel’muhabbet ven’nihâl, vel’fikri vel’fakri leyl-i cemal” bir iklimde size ilk harf ile selam edeceğiz.

Çile bizi beklerken, biz karanlık taş binaları kelâmıyla aydınlatan nur’a sığınacağız. Seküler dünyanın tüm nimetlerini “Bu da geçer ya Hu” diyerek tahlil edecek, abdest alırken bize eşlik eden güvercinin emniyetine yaslanacağız. Yorulduğumuz anlarda bir ocak üzerinde kaynayan çaydanlıktan çıkan buharın selametine tutunacağız. Bir ocak başı şiiri şurada dururken, biz telveden meşveret çıkaracağız.

Kudüs, bizi kucaklarken biz İstanbul’da ağlayacağız.

Çorak ovalarda biz, havzalar devşireceğiz. Denizlerin içerisinde sırlanan incileri, balıklardan soracak; balıklar içerisinde bir sırla hikmeti tefekkür edeceğiz ve bunları yaparken alacağımız sabır da O’nun yardımıyla olacak.

Yolculuğumuz hayr’olsun.

Vesselâm… Veddua… İnşaAllah…

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.