Sıradaki içerik:

Nizamülmülk ve Nizam-ı Âlem

e
sv

Arslan Karadayı’ya Mektup

avatar

Cihat Barış

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Bu mektubu Dilhâne şairlerinden Cihat Barış yine Dilhâne yazarlarından olan Arslan Karadayı’ya yazmıştır…

Sevgili kirvem;

Mektupların artık tarihe karışıyor olduğu bir dönemdeyiz malûm. Eşimize-dostumuza, akrabamıza, sevdalımıza mektuplar yolladığımız zamanlar artık bizi terk ediyor; yoksa terk eden vefasızlar bizler miyiz? Hem mektupları, hem o halisane, samimi hisleri, duyguları, sevdaları.

Büyük bir hevesle köyümüzün dükkânından, semtimizin kırtasiyesinden buram buram kâğıt kokan çizgili bir “yaprak” alır başlardık yazmaya. Her şeye olduğu gibi, mektuplarımıza da Besmele ile başlardık. Sonra “nasılsın(ız), iyi misin(iz), iyi olamnı(zı) Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim” diye girizgâh yapar; derdimizi-tasamızı, sevincimizi, hüznümüzü, esenliğimizi, kafiyeli kafiyesiz dilhanemizde birikenleri arz ederdik. Akabinde büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden hasretle öperek nokta koyardık mektubumuza. Sayfanın arka tarafına bazen elimizi koyar, parmaklarımızın arasında kalemi gezdirip elimizin şeklini çizerdik, bir hatıra, bir hasret giderme vesilesi diye belki. Bazen de bir kalp çizer, içinden bir ok geçirirdik. Okun geçtiği yerden birkaç damla kan akıtırdık; sevdiklerimize, sevdalımıza olan hasret ve özlemimizin sembolü ve adıydı aslında o.

Kâğıdı büyük bir ihtimamla katlar zarfın içine koyardık. Zarfın ağzını ıslatır, kalbimizi koymuş gibi zarar görmesin diye güzelce kapatırdık. Sonra mektubumuza cevap gelmesini beklerdik dört gözle.

Mektup kirvem… Eskiyi, eskiye dair ne varsa özleriz. En hazini de kaybettikten, yitirdikten, uzaklaştıktan sonra anlarız kıymetini.

Dost-kirve, ekabir, sevgili birer mektup çoğu zaman.

Kalemlerimiz kıraat edip neşrediyorsa, birlikte yarelerimize merhem de sürüyoruzdur. Burnumuzun direği sızlıyordur kaybettiklerimize; kaybettiren “kazanım”larımıza! Gençliğimize, gençlerimize, geleceğimize hayıflanıyoruzdur. “Kimliğimizin” dûçar olduğu bunalıma bir reçete arıyoruzdur. Sağımızda, solumuzda, önümüzde, ardımızda; ne yöne dönsek etrafımızda yükselen ”Abuzittin” enflasyonuna iç çekiyoruzdur.

Ve elbet;

Bir mazlumun “âh”ını duymuş, “ahhh” çekmişizdir, ağlamışızdır. Bir muhacire ensar olmuşuzdur. Beraber bir taş atmışızdır cümle iblise; bir taş daha. Bir şiir ateşlemişizdir emperyalizmin suratına. Avlumuzdan bir yumruk yükseltmişizdir, küfr sahnesine. Sövmüşüzdür; eğitim sistemine, Batı(l) dünyasından ithal edilen cümle “müfredat”a, “monşer bürokrasisi”ne, laiklik “tanrı”sına, “ekran terörü”ne; bizi yoldan çıkaran her ne varsa, alayına “quzzulqurt”!

Bir çay ikindisinde buluşmak ümidiyle, hürmet ile selam ederim kıymetli kirvem.

Cihat Barış
21.02.2020
Dursunbey / Balıkesir

10.04.1978 Malazgirt doğumlu. İlk ve orta okul eğitimini Malazgirt'te, Liseyi Afyon'da tamamladı. Dönemin şartlarından dolayı 1998'de ailesi Bursa'ya taşınır, orada yaşar. 2006'da kamuda çalışmaya başlar. Halihazırda Erzurum'da yaşamakta. Anadolu Üniversitesi, İşletme Fakültesi, İşletme bölümünü bitirdi. Ortaokul döneminde şiire sevdalanır, lise yıllarında şiirler yazmaya başlar. Hâlâ yazmaya devam eder. Şehrengiz, Heybedar, İlham dergilerinde şiirleri yayımlandı. Birkaç internet sitesinde makaleler yazdı. Diriliş Postası Gazetesi'nde Perşembe günleri köşe yazısı yazar. Evli ve 2 çocuk babasıdır.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.