Sıradaki içerik:

Gece Vardiyası – 4

e
sv

Ah İle Gül

(Okunma Süresi: 2 dakika)

– Bir kimsesizden bir kimseye yahut kimsesize

 

Safi bir kalple gelmeliydim kapına. Oysa kalbimde tarumar olmuş birçok dünyanın enkazı vardı. Gelemedim. Bahçemdeki her sabah fidanlarını sevdiğim güllerim, dokunduğumda boynunu büktüğü için uzaktan sevdiğim küstüm çiçeğim güneşin doğuşuna ağlamak kala gitmişlerdi benden. Zalim olsam hicret ettiler derdim. Terk ettiler demeye dilim varmıyor. Çünkü ellerimle sevmiştim tomurcuk gülleri, parmaklarıma zulmet batarken. Her bahçıvanda olur böyle yaralar deme.. Sana ellerimdeki yaralardan bahsetmiyorum. Ay ışığında gölgeleri düşerdi alnıma. Yıldızlı gecelerde bahçelerine serinirdim. Küstüm çiçekleri küsmeye yer ararken yağmurlarda, kendimi gererdim göğe, gökle araları bozulmasın.

Bazen yapraklarını temizlerdim ama incitmezdim. Bir baba kızının saçlarını tararken tarağı elinde nasıl pamuğa evirirse öyle temizlerdim yapraklarını. Kim derdi ki gülden şikayet edeceğim. Arkasından atıp tutmak da istemem. Kalbimi hüzne gark etti. Sularken suyuna üflerdim bildiğim sureleri. Böylece rayihası; kirpiklerimde sallanan, burnuma dokunup kaçan ufak bir çocuk olurdu. Bazen kokladıkça kendimi gülden sayardım. İnsan bu, ne ile meşgul oluyorsa ona dönüyor bir zaman sonra. Herkes şiirler yazıyor güllere, bülbül bahsini açmak dahi istemem. Küstüm çiçeği pek kaprisliydi ondan beklerdim bu vefasızlığı ancak gül..

Bir gün perişan ve ağlamaklı halde gül fidanının başına geldim. Bir bayram günü… Yine kimsesiz kulübemin kapısını benden başka açan olmamıştı. Bayram namazı çıkışı cemaatle bayramlaştım. Bayramımı mübarek ettiler. Kulübeme  koştum belki çocuklar gelir. Her bayram olduğu gibi yine almıştım ucuz şekerlerden. Ben pek anlamam şekerden. Üç – dört bayram öncesi iki ufaklık gelmişti onlara ikram ettiğimde almadılar, ucuz şekermiş öyle dediler. Ne edeyim elden geldiğince alıyorum, o bayram da ucuzdu şekerler. Bekledim bekledim gelen olmadı. Herhalde çocuklar şekerleri beğenmediklerinden uğramıyorlar artık bana. Her zaman cebimde saat gibi taşıdığım yalnızlık bayram günleri boynuma dolanan urgan gibi oluyordu. İçlendim. Yaşlı bir insan da olsanız içleniyorsunuz. Çocukken ağlarken hık hık ederdi gövdem durduramazdım kendimi ağladıkça, insan yaşlanınca çocuklar gibi ağlamayı da özlüyor. Şimdi içlensem de utanıyorum ağlamaya.

Kulübem  beni ıslak  çamaşırları kınalı elleriyle sıkan annem gibi sıkınca kalktım bahçeme gittim.  Çiçekler benim evladım sevgilim eşim dostumdur.  Bayramlaşmaya gittim işte. Elimde bir ibrik.  Tüm çiçeklere biraz su biraz gülümseme..

Küstüm çiçeğiyle küstük o zaman. Ama onunla da bayramlaştım. Bayramda küslük olmaz dedim. Gül fidanının yanına geldim. Ne de güzel açmıştı bir görsen.. Önce hayran hayran bakındım, suyu ellerime döküp çiçeklerine damlalar damlattım. Bir gülde bir su damlası bir kalpteki aşka denkti.  Tutamadım kendimi ağladım.  O güne dek güle hiç gözümün yaşını göstermemiştim. Ağladım anlattım derdimi. Dedim ki kimsem yoktu ben de sana geldim bayramda. Gerçi her gün sana geliyorum…

Sen dünyada gözümün parladığı tek şeysin. Kıyamıyorum rüzgar belini azıcık kırsa.. Derdimi dahi sana diyorum. Sabah seher vakti seni seyre geliyorum. Ey gönlümün sürur sebebi yalnızlığıma şifa oluyorsun dedim. Sanki anladı beni. Gönlümde bir hafiflik peydah oldu. İnandım ben bir gülün siyaha çalan alındaki güzelliğe. Benim de bir yanım siyaha çalıyordu hep. Bayram günü ılık rüzgarla meşk ettik.  ‘’gönül çalamazsan aşkın sazını/ ne perdeye dokun ne teli incit/ eğer çekemezsen gülün nazını/ ne dikene dokun ne gülü incit’’ nağmelerle geceyi ettik. Söz verdik bir nevi.

Böyle işte .. Bir gülü şikayet eden bir bahçıvanım. Şikayetim dikeninden değil gülün kendinden.  İnsan bir şeye umut bağladığı vakit umduğu gibi olmadığında dünyası çatlıyor  kurumuş topraklar gibi.

Şimdi en hüzünlü makamdır dilhânem.

 

Selam ederim kimlere selam ettiğimi bilmeden.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.