Ağzına Acı Biber Sürülesi Modern Şiir

“Şiir belki dünyayı kurtarmaz ama bir ucundan tutar.”

Şiir dili sürekli değişim ve dönüşüm gösteren rejenerasyonik bir dildir. Şiirin musikiden ibaret olduğu veya felsefeden oluştuğuna dâir vb. birçok fikir vardır fakat şiir durağan bir varlık değildir ve kesin bir çizgi üzerinde asla ilerlemez. Kimi zaman günlük konuşmayla renklilik, canlılık katar kimi zamansa duygu durum hâlleri mısralarda kendini göstermeye başlar ve imge kurmacası içerisinde insanı düşünmeye sürükler. Şiirde argo söz konusu olduğundaysa yazılan değil konuşulan bir dil olduğuna kanaat gösterilir. Bu bakımdan dilin son derece canlı bir alanı olan argoda sözcükler bazen biçimde değişikliğe götürmektedir. Ferit Develioğlu, argoyu şöyle tanımlar: “Toplumda belli bir gruba veya sosyal bir sınıfa mahsus olan ve genel dilin koynunda asalak bir kelime hazinesi bulunan konuşma sistemleri ne argo (fr.argot) adı verilir, hırsız argosu, talebe argosu, asker argosu, artist argosu, umumhane argosu vb. gibi.” geçmişten günümüze argonun, şiirsellik açısından Modern Türk şiirine çok şey kattığı, alışılmışın dışına çıkıldığı düşünülmektedir.

Modern Türk şiirinde “sokak ağzı, kahvehane söyleyişisi” anlamında argonun ilk örnekleri Mehmet Akif’te, yaygın kullanımıysa Garip akımında karşımıza çıkar. Orhan Veli, Oktay Rıfat, Melih Cevdet Anday üçlüsü şiirde argoyu alışılagelmiş, kalıplaşmış durumlardan kurtarmak için kullanmışlardır. Daha sonra argo bu akımı izleyen şairlerin eserlerinde ve başka anlayışta yazan şairlerin şiirlerinden günümüze kadar ayak izlerini taşımıştır. Örnek vermeden önce Victor Hugo’nun şu sözüne değinmek isterim: “Kimi tarafından meydana getirildiği anlaşılmayan, türevsiz, ilgisiz, ilintisiz, tek kalmış, az kullanılır, korkunç kelimeler, bambaşka bir anlatım gücü taşırlar.”

Metin Eloğlu şiirlerinde argoyla belirli bir karakter oluşturan ve Modern Türk şiirinde dikkat çeken bir yöndür ve İsmet Özel onun hakkında insanlar beni okur ben Metin Eloğlu’nu der. Öncelikle onun şiirinde içerik ile biçem arasında oldukça görülen sıkı bir bağ vardır. Konularını çoğunlukla sokaktan, sokaktaki insanın yaşantısından alan şair dizelerinde de sokak ağzı söyleyişisini ele alır ve Vedat Günyol’un deyişiyle “Türk şiirinin bıçkın, hırçın ve külhan ağızlı uçarı şairi” ve acılı bir ironinin egemen mizahın vazgeçilmez olduğu bir bakımdan insanın haytalık yaşantısını konu alan şiirleriyle döneminin önde gelen şairleri arasında yer alır. Bununla birlikte Eloğlu hayatın katı, ciddi gerçeklerini bile ironiyle, mizahla şiir hayatına yansıtır ve mizah unsurlarında dilin anlattığı komik ile dilin yarattığı komik arasına bir ülke sınırı çizer. Doğan Hızlan, Metin Eloğlu’nu “Dili ve yaşamın dilini tepe tepe kullanan şair” olarak tanımlar.

Metin Eloğlu’nun şiiri zaman içerisinde değişime uğramıştır. Hayatın, aşkın tesiri üzerine sinen ve dizeler İlyas karakterinin üzerinden kurulduğu “Bekârlar” şiiri “Sen beni avluda beklersin, İlyas;/Cuma gecesi, ayışığı çıkınca./Hepsini tasarladım şu kısacık aklımca;/Sevdada karar olmaz...” somut ve kolay anlaşılır bir dile sahip olup günlük hayatın içerisinden yola çıkarak kaleme alınmıştır. Üçüncü kitabıyla birlikte dil oyunlarına ve soyut bir noktaya doğru adım atmıştır yani Metin Eloğlu’nun şiirinde somut bir başlangıç varken ve Orhan Veli tesiri, günlük hayat, günlük hayatın ironisi, evler, yemekler vb. oluştururken soyut bir şiire evrilmiştir.

Metin Eloğlu’nun toplu şiirlerini baştan sona okumak bir roman tadında keyif vericidir. Bu konuya parentez açmak gerekirse şair Bâki Ayhan T.’nin de dediği gibi imge üzerine kurulu şiirleri anlamak için roman gibi baştan sona okunmalıdır.

Eloğlu’nun tanınmış şiirlerinden biri olan “Xavier Cugat” şairin argoyu kullanış biçiminin önemli örneklerindendir ve bu şiirde “kaba ifade-söyleyiş” alanında değerlendirildiğinde tanıma uygun olabilecek ifadelere yer verilmiştir.

“Ağzına Acı Biber Sürülesi Moden Şiir”e Metin Eloğlu’nun “Xavier Cugat” şiiriyle örnek vererek kapanışı yapıyor ve sizlere şimdilik veda ediyorum. Şiir ve sevgiyle kalınız!

Amma da yaptın şıllık kız,
Dağlıysak, insan değil miyiz yani?
Koyunları sattık; vurduk üç bini,
Öküzleri sattık; vurduk beş bini,
Bu parayı mezara mı götüreceğiz?

Hele gel, seni vizon pöstekilere saram;
Koluma takıp, Kervansaray’a gidem;
Sana Chat-Noir’lar alam mı?
Koklayanın burnu düşsün.
Jote Iturbi’den, Xavier Cugat’dan
Sana pilak alam mı?
O çalsın, sen tepinedur...
Seni eşek sütünden banyolara yatırıp,
Camel’ini binliklerle yakam mı?

Naylonuna ne verem?

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yerin Altındakiler, Üstündekilerden Çok

“Şiir belki dünyayı kurtarmaz ama bir ucundan tutar.” Şiir dili sürekli değ...

Boşluk

“Şiir belki dünyayı kurtarmaz ama bir ucundan tutar.” Şiir dili sürekli değ...

Hayali Olmayanın Hayatı Var Mıdır?

“Şiir belki dünyayı kurtarmaz ama bir ucundan tutar.” Şiir dili sürekli değ...