Ağrılar Çağı

(Okunma Süresi: 1 dakika)

İliklerine bahşedilmiş asil bir ürperti ile
Uyanıyor bozkır, asırlık ölüm uykusundan.
Üzerinde gezinen bilinmedik adlardan
Ve kahrından yapılma mahmurluğuyla karşılıyor sabahı
Rüzgarda yeleleri savrulan atlar,
Baharın haberiyle inletiyor ayazı.

Menesse,
Uyudum, yüz yıl yasa boğuldu sular
Uykumda kabusum oldu kanlı yüzleri çocukların
Başımda efsunlar gezdirildi.
Ve suni gündemler yuttum, sabah akşam tok karnına
Gözlerimi led ışıklara bağladılar sonra
Taş evleri göremedim hiç, gökdelenlere tutundum
Cehennemine ilerliyorken dünya,
Benim geri kalmışlığım ayıplandı
Ve kınandım yaşlı bunaklar parlamentosunda

Biliyorsun, yıllardır kulaklarım tıkalı yaftalara
Ulu Çınar sakladı sırlarımı, saklasın biraz daha
Çünkü bahar doğumuma şahit oluyor yeniden
Doğdum ve ruhumu parçalayan hüznümden
Muhammedî bir çağrı doğurdum.
Şimdi şahit ol, sancılar bırakıyorum ardımda
Cüretkâr ayaklar gövdemde iz bırakan,
İzmaritler bırakıyorum, antidepresanlar
Ben düştükçe daha çok üzerime basanlar bırakıyorum.
Özümü damıtıyorum saf ve duru
Kabuğumu karlı dağlar ardında bırakıyorum.
Yoldan çevirip kimlik soranlara
Hatrı sayılır ünvanlar bırakıyorum.

Menesse,
Bozkır uyandı, ben hakikatle doğruldum.
Adım Müslüman, soyadım Türk
Hüznümden Muhammedî bir çağrı doğurdum.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir