Âdile Sultan ve Şiir

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Yaşanılan her acı, çekilen her sıkıntı damla damla birikir insanın yüreğine. Hayatın her vaktinde her döneminde bizimledirler onlar. Vakit olur, tam visale erdim dediğimiz o en tatlı, en huzurlu anlarda gelir en büyük imtihanlar. O acılar ve sıkıntılar belki de en dayanılmaz olanlarıdır. İşte kalemin, kelamın gücü tam bu noktada devreye girer. Yürek hazinesine damlayıp biriken her acı, bir kelam suretine bürünüp kalemle vuslata ererek kâğıda dökülüverir. Eş acısı, kardeş acısı ve evlat acısı ve daha nice sıkıntılar. Osmanlı hanedanının en büyük kadın şairi Âdile Sultan’ı bu mertebeye getiren, içindeki sıkıntıları şiirle vücut bulduran da yüreğine biriken bu acılarıydı belki de…

Dönemin padişahı II. Mahmud ve Zernigar Sultan’ın kızları ve Sultan Abdülaziz’in de kız kardeşi olan Âdile Sultan’ın hayatı, o daha küçük yaşlardayken en büyük acıları karşısına çıkarmış. Çok küçük yaşlarda annesini kaybettikten sonra büyütülmek üzere başka bir hatuna verilmişken on üç yaşında babasını da kaybetmiş.

Yirmili yaşındayken hayatının en mutlu günlerine adım atarak 19. yüzyılın en görkemli düğünlerinden kabul edilen bir törenle Mehmed Ali Paşa ile hayatını birleştirmiş. Fakat bu mutluluğu yine acı dolu imtihanlara gebe olmuş. Bir anne olarak üçü küçük yaşlarda olmak üzere dört evladını da kendisi hayattayken toprağa vermiş. Yirmi yıldan fazla hayat arkadaşlığı yaptığı ve gönülden bağlı olduğu eşini de erken yaşlarda kaybetmiş. Henüz kırklı yaşlarında sevdiklerini bir bir toprağa emanet eden yüreği acılarla yoğrulmuş bir hanım olarak hayatına devam etmek gayretini kendini tamamen hayır işlerine adamakta ve en büyük manevi desteği olan Bâlâ Tekkesinde bulmuş.

Âdile Sultan’ın şiir anlayışını kavrayabilmek için yaşamı boyunca izlerini taşıdığı acılarını öğrenmek, inancının kuvvetini ve maneviyata yönelişinin ondaki etkilerini bilmek son derece önemlidir. Onu altı asır devam eden Osmanlı hanedanı boyunca Divan sahibi tek hanım şair yapan temel sebepler şüphesiz ki hayatında gizlidir.

Manevi hayata yöneliş ve Bâlâ Tekkesine intisap etmesi olayları onun şiirinin mihenk taşıdır. Kaleme aldığı şiirlerin büyük bir kısmı dinî-tasavvufî etkiler taşır. Mersiyeler ağırlıkta olmak üzere münâcât, na‘t; ehl-i beyt, ashap ve tarikat kurucularına ithafen yazdığı methiyeler; babası, kocası, kızı ve kardeşleri için yazdığı manzumeler onun şiirlerinde geniş bir yer tutar.¹  Dünya hayatının geçiciliği, ahiret hayatı, nefis mücadelesi, ilahi aşk, Allah’ın rızasına uygun yaşamanın ve emirlerine uymanın gerekliliği gibi konularda şiirleri mevcuttur. Şiir anlayışı olarak kendini Fuzuli, Şeyh Galip ve Yunus Emre gibi şairlere yakınlık hisseder. Hatta Fuzuli ve Şeyh Galip’e yazdığı nazirelerle de bilinir. Yunus Emre’den etkilenmesi nedeniyle hece ölçüsüyle birkaç şiir de kaleme almıştır.²

Onun şiiri kendi hayatına aynı zamanda yaşadığı döneme de tutulan bir aynadır. Kendisinden önce vefat eden hanedan mensupları için yazdığı “Tahassürnâme” ve “İftiraknâme” gibi manzumelerinde hem kendi yaşadığı acıları ve kayıplarını hem de o dönem yaşanan bazı olayları şiirinde işlemiştir. “Tahassürnâme” manzumesinde ve “Mersiyye Der Hakkı Cennet-Mekân Sultan Abdülaziz Han” isimli mersiyesinde Sultan Abdülaziz’in hainlerce katledildiğini dile getirerek kardeşinin ölümüne de ışık tutar. Bu minvalde Âdile Sultan’ın şiirinin; kimi zaman bir günlük gibi kendi tarihine ve yazılı tarihe dair duygularının/yaşadığı olayların kaydını tutmaya, kimi zamansa sadece bir iç dökmeye vesile olduğunu söylemek mümkündür.3

Duygu ve hissiyat bakımından oldukça başarılı şiirler yazmış olsa da şiirlerinde kafiye hatalarına ve vezin uyuşmazlıklarına rastlamak mümkündür. Hanedan mensubu kadın şairlerden olan Leyla Hanım ve Fitnat Hanım ile karşılaştırıldığında da çok başarılı bir şair olduğu söylenemez.1  Fakat o dönemde sosyal hayatın kadınlar için son derece kısıtlı olduğu, saray içindeki bir takım kaidelerinde bu kısıtlamaya eklendiğini göz önünde bulundurursak döneme ışık tutan şiirler yazmak, asırlardır devam eden divan geleneğinde ilk defa hanedan mensubu bir hanım olarak divan yazmak şüphesiz ki takdire şâyan bir iştir. İşte Âdile Sultan bu işi başarmış; yaşadığı sıkıntıları, yüreğinde biriktirdiği acıları, dönemindeki olayları vakarlı aynı zamanda yürekli bir duruşla kâğıda dökmüş ve Osmanlı hanedanında divan sahibi tek hanım şair olmuştur.

Kaynakça:

1) AZAMAT, Nihat, “ÂDİLE SULTAN”, TDV İslâm Ansiklopedisi
2) http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/Âdile-Âdile-sultan
3) https://www.artfulliving.com.tr/edebiyat/meyus-ve-davudi-sesin-ardinda-dile-sultan-i-15176

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir