Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Âdab-ı Muâşeret

avatar

Ahmet Hamdi Köksal

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

Edep: yerine göre davranmaktır.

Rasulullah a.s “ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” diyor. Eğer ki yaşamayı tamamlamak istiyorsak, kaliteli bir hayattan bahsediyorum, sünnete uygun şekilde hayatımızın tüm alanlarını süslemeliyiz. Edebe riayet etmek kendimizi yetiştirmekten geçiyor. Kendimizi yetiştirip her alanda görgü kurallarını uygularsak insanları da hâl ile eğitmiş oluruz. En güzel eğitim hâl ile olandır. Tıpkı Rasulullah (s.a.v) gibi. Onun aile içindeki edepleri, ziyaret ve misafirlik adabı, hastayı ziyaret etme adabı, taziye ve başsağlığı dileme adabı, sohbet ve konuşma adabı, nikah ve düğün merasimleri gibi hayatın her noktasındaki edeplerini bilmek ve bu en güzel davranışları uygulamaktan başka çaremiz yoktur. Kısaca bu adaplardan bahsedeceğim. Lakin, daha detaylı öğrenmek için “İslam’da Âdab-ı Muâşeret Görgü Kuralları” kitabını okumanızı şiddetle öneririm.

Sıra ile:

1) Muhakkak ki yumuşaklık (kibarlık) bulunduğu şeyi güzelleştirir. Bir şeyden yumuşaklığı alındığı zaman da bu alınma o şeyi çirkinleştirir. (Sahih-i Müslim, Kitabu’l-Birr, Sıla ve Âdab,c.4, s.2004, Hadis No: 2594) 2) Eve girip çıkarken kapıyı sert bir şekilde kapatmamalı ve kapıyı şiddetli kapanacak şekilde bırakmamalıyız! Çünkü bu davranış, müntesibi olmakla şeref duyduğumuz İslam nezâketine aykırıdır. Bilakis kapıyı elimizle yavaş bir şekilde kapatmalıyız!

3) Eve girerken veya evden çıkarken ehlinden olan kadın-erkek herkese İslamın şiarı ve Müslümanların selâmı olan “Esselâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berakâtuh” diyerek selam vermeliyiz. İslamın alâmeti olan bu selâmı “iyi sabahlar”, “günaydın”, “tünaydın” ve “merhaba gibi lafızlarla değiştirmemeliyiz!
 
4) Eve geldiğimiz zaman, içerdekileri korkutmamak için veya ailesine güvenmeyip baskı yapan biri durumuna düşmemek için, yanlarına girmeden önce geldiğimizi onlara bildirmeliyiz!
 
5) Kendi odalarına girmek istediğimiz kimselerden izin almalıyız ki, onların veya bizim sevmediğimiz hâl üzerine onları görmeyelim!
 
6) Arkadaş, kardeş, tanıdığımız ve tanımadığımız bir kimsenin kapısını çaldığımız zaman, kapıda bulunduğumuzu fark ettirecek şekilde kapıya hafifçe vurmalıyız! Zâlim ve kötü kimselerin yaptığı gibi, kapıya sert ve şiddetli vurarak, edebe aykırı hareket etmemeliyiz!
 
7) Bir kimsenin kapısını çaldığımız zaman, bize: “Kim o?” denilince, bizi tam olarak tanıtan açık ismimizi söylemeliyiz! “Bir kimse”, “Ben” veya “Bir şahıs” gibi sözler söylememeliyiz! Çünkü bu sözler, soru soran kimseye, kapıyı çalan kişi hakkında bir bilgi ifade etmez.

8) Bir kimseyi, önceden görüşme talep ederek, kararlaştırarak veya habersiz bir şekilde ziyarete gittiğimiz vakit, ziyaret ettiğimiz kimse özür dileyip ziyareti kabul edemeyeceğini bildiren bir mazeret sunduğunda, ziyaret edeceğimiz kimsenin mazeretini kabul etmeliyiz!

9) Ziyaret etmek istediğimiz kimsenin evine girmek için izin verildiğinde, gözlerimize sahip olmalıyız! Evi ve içerisindekileri gözlerimizle süzmemeliyiz! 10) Kendi evimize veya başkasının evine girip çıkarken, sert bakışla ve sert ses tonuyla kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde, ince ve yumuşak olmalıyız!

11) Ziyaret için gittiğimiz evde, ev sahibinin bizim için en uygun gördüğü yere oturmalıyız! Belki de gösterdiği yere oturmak evin mahrem kişilerini ve yerlerini kapatıyor olabilir.

12) Misafirliğe gittiğimiz evde orada oturur veya gecelersek bir şeyler arıyormuş gibi etrafa bakmak ve karıştırmak yanlıştır!

13) Bir kimseyi ziyaret edeceğimiz vakit hem bizim hem de ev sahibinin uygun olduğu bir zamanda ziyaret etmemiz gerekir!

14) Misafirinle veya herhangi bir insanla konuşurken sesin yumuşak, kibar ve zaruret yoksa alçak olmalıdır. Bir araya gelip yapılan sohbetlerde dikkat etmek gereken edeplerden biri de şudur; Bir kimsenin bizim bilmediğimizi zannederek bir şey anlattığı zaman, biz bildiğimizi göstererek onu mahcup duruma düşürmemeliyiz! Ayrıca başkasına sorulan sorulara cevap vermek için atılmamalıyız!

15) Bir meclise girdiğimiz zaman, orada bulunan herkese selam vermeliyiz. Musafaha (tokalaşmak) için orada bulunan en faziletli yahut en yaşlı kişiden başlamalı ve daha sonra en sağdan başlayarak bitirmeliyiz. İkram yaparken de bu usul kullanılır.

16) Anne babaya iyilik ve ihsanda bulunmak farzdır. Aynı zamanda bu görev, Allah Tealâ’nın kendisine nasip ettiği kimseler için oldukça kolay bir iştir. Şu dört zümreye hürmet etmek gerekir; Alimler, yaşlılar, idareciler ve babalar.

17) Hoşa gitmeyen bir haberi, aniden meydana gelen bir hadiseyi veya yakın bir arkadaş yahut değer verilen birisinin vefatını ve bunun gibi fevkalade acı bir haberi hastaya iletmek gerektiğinde haberi yumuşatmak ve hastayı alıştırarak söylemek ve böyle ağır haberlerinin karşısında hastayı buna hazırlayarak söylemek gerekir!

18) Hasta ziyaretini kısa tutmak ve ziyaret eden kimsenin elbisesi temiz olmalı ve güzel koku kullanmış olması gerekir!

19) Bir nikah akdine veya düğün merasimine davet edildiğimiz zaman, davete icabet etmemiz gerekir. Çünkü bu merasimlere katılmak, haram ve dinen yasak şeyler yapılmadığı sürece, Efendimiz (s.a.v)’in sünnetlerindendir.
 
Kötü insan olmak kolaydır, zor olan iyi insan olabilmek. Kendimize iyi davranılmasını istediğimiz gibi bizler de başkalarına iyi davranmak zorundayız. Dünyayı değiştirebilmenin yolu kendimizi (ahlakımızı) değiştirmekten başlıyor…

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.