Sıradaki içerik:

Gece Vardiyası – 4

e
sv

17 Kasım Belirli Günler ve Haftalar Şiirlerini Anma Günü

avatar

Alim Akca

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

Bekir’in Şiiri:

Bekir 12 yaşına girmenin de heyecanıyla sınıf arkadaşı Gülbahar’a abayı fena yakmıştır. Arkadaşı Feyyaz akıl verir, der ki oğlum Bekir, kıza güzel bir şiir yaz!

Şiir yaz, şiir yaz, şiir… Demek, Bekir şiir yazsa, kıza verse bu iş olacak. Genç şair hemen kaleme, kâğıda sarılır:

Gülbahar; bayrağımın gülü, vatanımın baharıdır.

Canımdadır, kanımdadır, her zaman yanımdadır.

Yardımsever, insancıl, Anadolu yolundadır.

Ufka özgürlüğün, bağımsızlığın şavkımasıdır.

Feyyaz internetten Can Yücel şiirleri(!) okumuştur. Konuya hâkimdir. Der ki bu şiir hiç de duygulu değil.

Bekir bu kez biraz kitap karıştırır. Ders kitaplarından başka kitabı olmadığı için bulabildiği üç şiirden yararlanmak zorundadır. Bu kez ortaya şöyle bir dörtlük çıkar:

Gülbahar 2007 yılında, Ankara’da kuruldu.

Köylerden ta arşa dek dünyada namı duyuldu.

Ayrımcılık bilmez, misafirperverdir.

Namus uğrunda, Atatürk yolunda bir neferdir.

Bekir bu kez kendine güvenmektedir. Şiirini Feyyaz’a göstermez. Kıskanıyor çakal, diye düşünmektedir. Gidip şiiri Gülbahar’ın karşısında okur. Gülbahar çok utanır, Bekir’e kızar, onu öğretmene şikâyet eder. Hırsını alamayıp bir de kolunu çimdikler.

Gülbahar’ın kâbusu bununla bitmemiştir. Annesi Yeter olanları duyar.  Çünkü şiir meselesi eltisinin kulağına kadar gelmiştir. Türk büyükeltisinin dedikoduyla birlikte verdiği ültimatomda, “Hiç böyle şey olur mu?” denilmektedir.

Yeter ertesi gün okula gider. Etrafı vaveylaya verir. Öğretmende umduğunu bulamayınca kendisi işi ele alır. Bekir’in şiirinin yazılı olduğu defter yaprağına ulaşır. Okur, bir daha okur. O yaprağı getiren komşu çocuğuna bu şiir olduğundan emin misin, diye sorar. Yok yok, çocuk kesinlikle emindir. O zaman Yeter rahat bir nefes alır. “Ben de şiir deyince, aşk şiiri zannettiydim…” der. Pişman olmuştur, günahını aldık çocuğun, diye düşünmektedir. “Bu çocuk okur, memur olur.” der Bekir’den için.

Geleceğin memuru, milletin en bilinçli bir bireyi Bekir daha önce hiç şiir yazmamıştır ama birkaç kez topluluk karşısında okumuştur. Bir keresinde yere diz çöküp ağlamış ve şiir okuma yarışmasında 2. olmuştur. Ha, bir de belediye apollosundan[1] okumuşluğu da vardır. Yıllar sonra askerde, yemin töreninde okunacak şiir için de komutanları Bekir’i seçecektir…

Belirli Günler ve Haftalar:

Bir günü veya haftayı herhangi bir konunun kutlanmasına veya anılmasına ayırmak, bizde hemen bütün modern modalar gibi Batı’dan ithal.  Yılbaşı başta olmak üzere; Sevgililer Günü, Anneler Günü, Babalar Günü, Öğretmenler Günü; İş Güvenliği Haftası, Hıdrellez, Danıştay ve İdari Yargı Haftası, Engelliler Haftası ve daha niceleri…

Mevlid-i Nebî Haftası (Diyanet İşleri Başkanlığınca belirlenecek haftada): Bu ne demek? Kutlu Doğum Haftasını kaldırdık, yılın belli bir haftasına sabitlemekten de vazgeçtik. Hicri takvime göre nereye denk gelirse o!

Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı (19 Mayıs): İlk “ve”nin yerine virgül koymayı teklif etmek dahi siyasi krize sebep olabilir.

Bun gün ve haftaların belirlenmesindeki kriterler dönemin iktidarına göre değişiklik gösterse de mantık aynıdır. Milleti bilinçlendirmek adı altında devletin önemsediği şeyi önemsetmek.

Birçok evrensel gün, ülkemizde resmî ya da gayriresmî olarak tanınmış durumda. Başka bakanlıkların, kurumların yönetmeliklerinde yer alan günler, haftalar da var. Fakat ulaştığı kitle ve yaptığı etki bakımından en meşhurları elbette Milli Eğitim Bakanlığımızın. Üstelik Milliği Eğitimin bir de “günün anlam ve önemini belirten konuşma”sı ile o günü, haftayı anlatan şiirleri var.

İşte O Şiirler:

Dünya Okul Sütü Günü (28 Eylül):

Süt demek ne demek protein kalsiyum

O benim her şeyim ekmeğim suyum

Birleşmiş Milletler Günü (24 Ekim):

Nerede bir aç varsa koşar

Bir yerde kültür varsa o da var

Bir yer işgal mi ediliyor

Çok ağır bir şeklide kınar

Eskiden Nato Günü de vardı:

İşbirliğimizin adı

Avrupa’nın kolu kanadı

Her an hazır asker

Bize üyemiz der

Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası (12-18 Aralık): En sevdiğimiz belirli hafta! Şunu yazmazsak ayıp olur:

Yerli malı, yurdun malı

Herkes onu kullanmalı

İstanbul´un Fethi (29 Mayıs), Kût´ül Amâre Zaferi (29 Nisan): Onları onların silahlarıyla vuracağız!

İstanbul fethedildi

Bizans defedildi

29.05.1453

Her şeyimize şifre oldu

İşte, bu şiirler, milletimizin şiir damarını koparmıştır. Anasınıfı seviyesinden itibaren bu metinlerle karşılaşan çocuk, şiiri böyle tanıyor. Belirli günleri işlemeye çalışan; didaktik veya hamasi olmaktan öteye geçemeyen, klişelerle dolu ve en kötüsü amatörlerin elinden çıkmış -hoş, ustalar yazsa da konular onları bile amatörleştiriyor- şiirin her biri, şiir sanatına sıkılmış birer kurşun.

Bu şiirlerin dışında eğitici, öğretici olmak iddiasıyla ders kitaplarına konan çocuk şiirleri de aynı fecaatta. Çocuk, ancak kötü şiiri mi anlar? Hiçbir sanatı, lirizmi, orijinalliği olmayan şiir midir çocuk şiiri? Hele devletin, millete benimsetmek istediği politikasını çocuklar üzerinden, üstüne üstlük şiiri katlederek yaymaya çalışması eğitime, sanata sığar mı?

Çocuklarımızın tekerlemeler, maniler, ninniler, türkülerle kurdukları şiir dünyalarını postallarınızla yıktınız efendiler! Onlar Yunus Emre okuyacaklardı. Şiir deyince akıllarına aşk gelecekti:

Bilmem n’ideyim aşkın elinden
Kande[2] gideyim aşkın elinden

Meskenim dağlar, gözyaşım çağlar
Durmaz kan ağlar aşkın elinden

Kaddim[3] yay oldu, bağrım nây[4] oldu
İşim zay’[5]  oldu aşkın elinden

Dinle zârımı[6], kodum ârımı[7]
Verdim serimi[8], aşkın elinden

Varım[9] vereyim, kadre[10] ereyim
Üryan[11] olayım aşkın elinden

Yunus’un sözü, köz olmuş özü
Kan ağlar gözü aşkın elinden

 

 

[1] Hoparlör

[2] Nereye

[3] Boy

[4] Ney

[5] Zayi, kaybolmuş

[6] Ağlama

[7] Utanma

[8] Baş, can

[9] Varımı, varlığımı

[10] Kadir, kıymet

[11] Çıplak

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

  • Hüsran Acer1 sene önce
  • Selamünaleyküm kaleminize sağlık diyerek başlayacaktım aklıma teknoloji çağında olduğumuz geldi. Bu yüzden klavyenize sağlık mı demeliyim? Bu belirlenen günler yüzünden yılın 365 günden fazla olmadığına seviniyorum.