Pazar, Ekim 20, 2019

Yoksun

Dimdik duruyor sancılarımız
Yüreğimize battıkça kanatıyor
Bir ceylan misali heyecanla ıssızlığa
Bir matemin peşinden koşuyor.

Sulara kazınmış derimiz,
Nereye baksak her yerde her an iz
Ve biz çocukları dünyanın
Göğün şahlanan atları
Anaların gönül taçları
Kahkalara boğan neşeleriyiz  gözün yaşlarında.

Susturduklarımız cennet için
Aşk için birikir odalarında erdemin
Yüreklilik berekettir aş bekleyen yetimlere
Bir gül iliştir gözlerindeki kelebeklere
Ki kuşlar kırıntılarıyla beslensin merhamet denizinde.

Siz ki esaretin çocukları
Elleriniz, siz, isminiz
Buhranın kapılarında şifa bekleyen
Nefessiz ve sessiz
Yalın kalabalıkların yükünü taşır vicdan elbiseniz.

Oysa biz, nasıl sahipleneceğiz?
Hesap gününün yükünü
Tohumlarımıza gaflet ekildikçe
Kara bir meltem çöktü üzerimize.

Zihinlerimizde,
Dirilişe özlem yağmurları
İçimizde bestelenir
Tutsak beldelerinden adalete seslenerek
Savaş alanlarını dolaşmak
Ve yıkamak gerekir kan ve kinden
İbretlik düşünceleri.

Bu çağa, bahçeleri güllerin
Ümitlerin , emeklerin
İnsanlık sofrasında bekleyenlerin
Aşkını dillendirmek gerek.

Öfke,  afyon birikintisi katil kelimelere
Şefkat tepelerine hiç bir zaman uğramayan
Delilik ülkesinde sağır kulaklara fısıldayan
Oysa memleketim hasrettir
Dostluk sağanağında
Yahut damlalar arasında yeşermeye.

Köklerinde menekşeler, sümbüller
Özünde şahitlik şahadeti
Nesillerin çığlıkları titrer
Topraklarında uyuyan beşerler türedikçe.

Ölüm, yakışmalı topraktan gelene
Elbisesi ruhun aşka büründükçe
Ve büyüdükçe izleri
Öksüzlerin adımlarında
Adaleti asalet kalesinde yaşattıkça
Seyyah gülümsemesi oturacak kanatlarına.

Sözlerin diriliş erlerine öncü
Aydınlık sabahlara elbet ince bir bakış
Damarlarımda nakış nakış
İşlendikçe umut yeleğim
Hüzün düşecek birden kapkaranlık zamanlara.

Dumanlar arasında tükenmez sancıları yuvaların
Aşkı taşıyacak komşu kaldırımlarında beklemeye duran peygamber ocaklarına
Millete ait müjdeler ansızın mektuplarda
Şahadet kelamları yaklaştıkça bu vatana
Âlemlerin Efendisi düşecek hatrımıza.

Çağların ürününden uzak bir ikindi vakti
Tutunarak gül kokulu dert yoluna
Sabır ve şükür coğrafyalarına
Çıkacağız, dağ gibi bulut ve gök gibi
Haydi!
Hakkın temsilcisi, dünyanın öbür ucuna, yolculuğa.

Ahteran

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir