Keşf-i Köşe

Yeditepe’nin Gözbebeği: Süleymaniye Camii

Süleymaniye Camisi, Kanuni Sultan Süleyman tarafından
imparatorluğun gücünü ve görkemini göstermek adına inşa etmesi için tarihin en büyük ustası Mimarbaşı Sinan’a verildi. Caminin yapımına 1551 yılında başlandı ve 1557 yılında tamamlandı. Cami; medreseler, hazire, hastane, sübyan mektebi, hamam, kütüphane, imaret ve dükkânlarla beraber Süleymaniye Külliyesi’nin sadece bir parçası.

Rivayete göre Kanuni Sultan Süleyman günün birinde Mimarbaşı Mimar Sinan’ı huzuruna çağırarak bir cami yaptırmak istediğini ve onu bu işle görevlendirdiğini söyler. Fakat Kanuni, caminin nereye yapılacağı konusunda kararsızdır. Bir gece rüyasında Efendimizi görür. Hz. Muhammed (s.a.v) Kanuni’yi boş bir arsaya götürerek caminin oraya yapılmasını ister, camiyi tarif eder. Ertesi sabah Mimar Sinan’ı rüyasında kendisine gösterilen boş arsaya götürerek caminin yapılmasını buyurur. Mimar Sinan daha Sultan Süleyman anlatmadan caminin planını anlatmaya başlar. Koca Sinan’ın tarif ettiği cami, Kanuni’ye peygamberin anlattığı caminin birebir aynısıdır. Kanuni hayretler içerisinde planı birebir nasıl bildiğini sorar ve Sinan’ın yanıtı şöyle olur:
“Sultanım, Efendimiz size tarif ederken ben de arkanızdaydım…”

Mimar Sinan’ın ‘kalfalık eserim’ dediği, Türkiye’nin en büyük ve en görkemli camilerinden biri olan Süleymaniye Camisi’nde ancak Mimar Sinan’ın dehasıyla ortaya çıkacak bazı muhteşem ayrıntılar vardır.

Sesi kuvvetlendirmek için kubbenin içine ve köşelere, içleri boş ağızları dışarıya gelecek şekilde yerleştirilen 50 cm boyunda olan 64 küp sayesinde yüzlerce metrekarelik mekanın her köşesinde hassas bir akustik meydana getirmeyi başarmıştır. Cami içerisindeki ölçüler ebcet hesabına göre yapılmıştır. Bir ana kubbesi, iki yarım kubbesi ve iki çeyrek kubbesi ile on küçük kubbesi vardır. Ana kubbe dört fil ayağına; kubbe kemerleri ise, dört büyük granit sütuna istinat etmektedir. 32 pencereli kubbe 27*25 metre çapında ve yerden 53 metre yüksekliktedir. Yaklaşık 3500 metrekarelik iç alana sahip olan caminin uzunluğu 59, eni 58 metre olup 238 pencereden ışık almaktadır.

Koca Sinan yapının içine bir de hava koridoru inşa eder. Elektriğin henüz bulunmadığı o yıllarda, Süleymaniye 275 dev kandille aydınlatılıyordu. Caminin aydınlatması için kullanılan mumların ve kandillerin isleri camiye zarar vermesin diyerek ilk defa bu cami için bir is odası tasarladı ve camideki tüm isi bu odaya toplayabildi. Toplanan bu isler ise mürekkep olarak bir çok fermanın ve mektubun kaleme alınmasında kullanıldı. Mürekkep o kadar özeldi ki; kağıt komple yok edilmeden silinmesi mümkün değildi. İs odasından dışarıya açılan iki pencere vardır. Bu pencerelerden bakıldığında ise
birisinden Allah, diğerinden ise Muhammed yazılı levhalar görülür. Zekâsıyla bir kez daha kendine hayran bırakan Mimar Sinan haşere, akrep ve böceklere karşın önlem olarak avizelerin ortasına insanların algılayamadığı ama hayvanları rahatsız edecek derecede koku yayan deve kuşu yumurtalarını yerleştirmiştir. Yıllar boyu çalınan ve kırılan
bir çok yumurta olsa da halen ilk günkü gibi asılı olan yumurtalar vardır.

Caminin dört minaresi, İstanbul’un fethinden sonra yaşamış dört büyük hükümdarı; Fatih Sultan Mehmet, II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman’ı ya da camiyi yaptıranın İstanbul’un fethinden sonraki dördüncü padişah olduğunu temsil eder… İki uzun minaredeki üçer, iki kısa minaredeki ikişer şerefeleriyle toplam on şerefe de o devre kadar hüküm sürmüş on padişahı ya da camiyi yaptıran Kanuni’nin onuncu padişah olduğunu temsil eder…

Kanuni Sultan Süleyman, Mimar Sinan ve Hürrem Sultan gibi bir çok ismin kabr-i şerifi caminin külliyesi içerisindedir. Koca Sinan’ın kıyamete kadar yıkılmayacak dediği Süleymaniye, 500 yıla yakın tarihi boyunca yaşadığı bütün büyük depremlere rağmen en ufak bir zarar görmeden bugünlere kadar gelmiştir.

Yazar Hakkında

Asiye Eroğlu

Yorum Yaz

Yorum Yazmak İçin Buraya Tıklayın

En Çok Okunan Yazılar

Ekim Sayımız Yayımlandı

Herald

Ekim sayımız yayınlandı. 10. sayımızda "Gönül" dosyası ile okurlarımıza merhaba diyoruz. Şakir Kurtulmuş ve Mahmut Bıyıklı ile yaptığımız söyleşiler Ekim sayımızda.

Hemen Oku!