Üşüyorum

Üşüyorum

Geceye her gün biraz daha yol alıyorum
Önümde bilinmezliğin soğuk diliyle
Aydınlıklar yadırgıyor beni
Siyahların tanıdığı ben değilmişim
Ben ki en parlak renkleri doğuranken
Şimdi güneş doğsa üstüme,
Yeryüzünün görülmemiş bahârını sererdim insanlığın yüzüne

Ellerimi uzatıyorum değmiyor güneşe
Üşüyorum
Üşüyorum

Geceye açılan penceremde görünen,
Yüreğini kavalıyla aralıksız çalan bir kadındır
Vakurlu bir özlemle
Sessiz ölümlerle
Yüreğini kavalla çalan bir kadın

Ses, acısızlığın şöleni demiştim
Artık seslerin mantığını bilmiyorum
Ses mi
Sessizlik mi
İkisi de dar bana
Nasıl sığarım bu ikisinin gölgesine
Ben nereye sığarım böyle bulanmışken derinliğe
Nereye sığarım böyle bulanmışken özleme

Beğen  
Önceki Yazı
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir