Cuma, Şubat 21, 2020
Dilhâne > Köşe Yazıları > Unutmamalı Unutturmamalı

Unutmamalı Unutturmamalı

Zarından sıyrılıp kuruyan yapraklar gibi anılar. Kurudukça daha çelikleşen daha keskinleşen kırılmalar. Ama bundan dersler çıkarmalı, daha çok yeni çünkü.
Unutmamalı, unutturmamalı.
Bütün kültürel değerler kolektif bilincin oluşmasında nasıl etkili ise, toplumun fertlerinin tek bir ruh ve duygu etrafında birleşmelerini sağlamak o kadar önemli. Evet, bu mümkün bunu bu topraklarda çok yaşadık. Bunu örnekledik, deneyimledik. Ama unutmamak gerek bunun akside mümkün.
Kolektif bilinç fertlerin bilinçlerinin dışın­da ve üstünde oluşmuş bir bilinçtir. Evet, fert, fert oluşmuştur ama bambaşka bir şeye dönüşmüştür. Bu artık daha yüce, daha kapsayıcı, daha bütüncül olduğundan çok daha yukarıdadır.
Buradan yola çıkarak şunu ifade etmekte yarar var, farklılığı, özgünlüğü ve yeni şeyler üretme, söyleme ve düşünme alanını tabi ki yok etmeden bunu başarmalıdır bir toplum.
Aksi takdirde aklını, adaletini, haysiyetini, özgürlüğünü ve özgünlüğünü kaybeder bir toplum.
Zamana tanıklık yapmayanların zamanları azalır.
Zamana tanıklık yapmayanların kolektif bilinç seviyelerinde büyük sıkıntı oluşur.
Ortak düşünce, istek ve heyecanını kaybetmiş bir toplumda kolektif bir yükselme mümkün değildir.
Bireysel bilinç toplumsal bir kayda dönüşmüyorsa o zaman büyük çok büyük sıkıntıların doğmasını beklemek hiç de hayalci bir yaklaşım olmaz.
Aklını, adaletini, haysiyetini, özgürlüğünü kaybetmiş bir toplumda değer üretmeye çalışmak azmi güçlü kimlikler gerektir çoğu zaman. Bu güçlü kimlikler çoğu zaman ilk etapta anlaşılamazlar ve tedirginlik uyandırırlar.
Arzu edilen kolektif bilincin aklı, adaleti, haysiyeti, özgürlüğü, özgünlüğü, farklılığı yok etmesine asla müsaade edilmemelidir.
Değersizin popüler, değerin ise zor algılandığı zamanlarda inadına direnmeli ki insanoğlu hüviyeti şeref bulsun.
Kolektif bilincin var edilebilmesi güçlü ve çetin bir yoldur. Bu yol bir toplumun kendi kimliğini, kokusunu, farklılığını taşır. Küresel sömürü düzenine karşı mücadelede bu unsurlar son derece önem arz eder.
Sloganist bir dünyada güdük insan günümüzün en büyük açmazı haline gelmiştir. Jilet gibi kesip atan zamanda ne çok şey kaybediyor ruhlar.
Kolektif bilinç için son derece zararlıdır. Kastettiğim asla bu değildir. İçi boş sloganlarla kolektif bir bilincin var edilmeye çalışılması korkunç sonuçlara dönüşebilir.
Dayatılan ne varsa reddiye geliştirmek gereklidir. Aydın olmanın hazzı bunda gizlidir. Paçavra hükmünde gölgelere değer yüklemeden ve asla seçkinci bir tavır içine girmeden ve asla kendini var eden toplumun değer yargılarına sırt dönmeden başarılması gereken bir durumdur bu.
Hiç bir ideolojiye boyun eğmeden, nefsin girdaplarının insanoğlunu asla tetikçi pejmürdeliğine düşürmesine izin vermeden bunu başarmalıdır bir toplum.
Aksi haysiyetsizliği kapı açar ki bu topraklar bunu asla sevmemiştir.
Bu kadim topraklarda yaşayan insanların görüşleri, kavramları, düşünceleri, siyasi algıları, sanat, gelenek, görenek ve töreleri toplumsal bilincin oluşmasında son derece etkili olmuştur.
Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan bizler unutmayalım temel çıkarlarımız için iş birliği yapmalı ve birbirimizi anlamalıyız.
Temel çıkarımız ne mi?
Yaşam hakkımız, özgürlüğümüz ve ülke bütünlüğümüz.
Gerisi teferruat.
Tehlikenin geçmediğini bir kez daha tekrarlamakta fayda var bunun için herkes bir çerağ olup yanmalı yeniden.
Küresel sömürünün sülfür rüzgârlarının söndürdüğü her bir çerağ yeniden yanmalı her yeri aydınlatmalı.
Allah yarattığı kulunun karanlık kâinatın içinde ışıksız kalmasın, yolunu kaybetmesin ışığı bulsun istedi.
Yan ki aydınlansın karanlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir