Perşembe, Aralık 12, 2019
Dilhâne > Yazılar > Ukba’daki Kazancımız

Ukba’daki Kazancımız

Saat gece yarısını çoktan geçmiş. Önümde yapılması gereken işler listesi. Bakıyorum da yapılacak daha ne çok iş var. Ben ise yorgun… Ama bir yanımda yorgun olduğu kadar huzurlu. Hatta kendime bir keyif kahvesi bile yapabilirim… İnsanın yorgunluğu bedeni ile alakadar olunca bunu geçiştirebiliyor. Bir kahve, biraz uyku veyahut da kısa bir mola ile… Benimki de öyle bir yorgunluk, yorgunluğum… Sızlıyor kemiklerim, buradayım diyor romatizmam. Günüm yoğun, bedenim yorgun, kısa bir mola veriyorum dinlenmek için; o arada oturup, yorgunluğumu yazıyorum. Bedenimin yorulduğu doğru ama gönlüm bu yorgunlukla huzurlu… İnsan hem yorgun hem mutlu olabilir mi peki..? Evet olur. Buraya bir tebessüm iliştirerek devam ediyorum. Mutluluk bedenimizi yoran işin ruhunda saklı. Bir tebessüm için yorduysak bedenimizi, su olduysak bir fidana, omzuna omuz verdiysek yükünün altında ezilmiş olana… Mutlu olur yorulduğumuza sebep olan işlerin ruhu, bize gülümser uzaktan. Bu gülümsemedir işte bizi de mutlu eden, yorgunluğumuzun içinde… Dünya hiç de güzel bir yer değildir diyenlere sorun bakalım, dünya güzelleşsin diye ne yapmışlar demişti, çok sevdiğim bir hocam. Dünya güzel olur biz güzel olursak diye de eklemişti. Olduğumuz yeri güzelleştirmek bizim elimizde ve mutlu olmak kalbimizin niyetinde gizli.

Yorulmak insanın gündelik hallerinden biri, yemek yemek, su içmek kadar hayatımızın merkezinde. İnsanız ya yoruluyoruz. Yoruldum demek ise ne güzeldir; kalbimiz huzur ile ritim tutarken ve bilmediğimiz bir dilde dudaklardan dökülen dualara amin olurken… Bütün ağrılarımız diner bir fotoğraf karesindeki mutlu çocukların yüzüne bakarken. Elini tutup başını okşarken, kucak dolusu sarılırken… Bedenlerimizin, nefeslerimizin, ömrümüzün bize emanet olduğunu hepimiz biliyoruz. Gözden kaçırdığımız ise emanet edilen bu nimetler ile neler yaptığımız, gün gelip hesaba çekileceğimiz gerçeği. Nerdeydin diyecekler, nerde yoruldun. Dile gelecek o vakit emanet edilenler,anlatacaklar bir bir. Mutlu yorgunluklarımız hazine sandıklarımız olucak.Sen diyecek emanetlerimiz, dünyada bizimle umut olmuştun. Fidanların boy verdi senin yorulduğun yerlerde. Şimdi ise hasat zamanı…

O gün keşke biraz daha yorulsaydık diyeceğiz. Biraz daha yük alsaydık omuzlarımıza, sızlasaydı dizlerimiz diye ah edeceğiz. Bir gönül Sultan’ının sözü gelecek gözümüzün önüne; dünyada birlikte yorulacağız,ahirette birlikte dinleneceğiz dediği… Öyle diyordu işte o güzel zat. Yorgunluğun da güzel olduğunu anlatırken, ateşin ortasındayken uyumaya vakit yok diye misaller veriyordu… Biz kendimizi hayra yormazsak bile, nefsimiz bizi yoracak sebebler bulacak elbette. Bize düşen ise ne yönde yorulmak istiyorsak tarafımızı o yönde seçmek. Karşılığı sadece bu dünyada olan yorgunluklar bize geçici mutluluklardan başka bir şey kazandırmayacak…O an yorulduğumuza değdi diyeceğiz belkide ama mühim olan iki dünyada da geçer akçe kazandıran yorgunlukların, verdiği mutluluklar olacak… İnsanız dedik ya, yorulacağız elbette.

Biz yoruldukça güzelleşecek dünya,
Gülecek mahsun yüzler,
Sofralarşenlenecek,
Daha sıkı sarılacağız birbirimize.
Umut olacak mavi gökyüzü tüm yorgunluklarımızın üstüne.

Dizlerimizi sızlatacak bu yorgunluklar belki ama vicdanımız rahat,rahat koyacağız başımızı yastığa. İlacımız, aldığımız dualar olacak. Nur yağacak kabir yurdumuza ardımızdan fatihalar eşliğinde… Yorulmak bizim mayamız olacak. Yoğrulurken avuçlarımız göğe değecek. Bir güzelin muradı kabul olacak. Kainat güzelleşecek. Biz bizden isteneni yapacağız. Sorulduğunda ne yaptın diye, yorgunluğumuz şahidimiz olacak. Dünya’da ne kadar yorulduysak ukbada da o kadar kazancımız olacak…

O zaman buyurun birlikte yorulalım…

Gülden Bayraktar
1986 Samsunlu doğumlu, Ebrar ve Ertuğrul isimli iki emanetin emanetçisiyim. Eğitime açıköğretimden devam eden, fiili okuma yazma gayreti olan okur-yazarım. Genç nesillere faydalı olmak adına gençlik kulüplerinde eğitim görevine devam etmekteyim. Yazma hikayem okumakla başladı. Tasavvuf ve aşka dair okumalar rehberim oldu. Temennim bir ömrü kalbimin rehberi eşliğinde yazarak ve yaşayarak geçirmektir.
http://www.dilhane.net

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir