Yazılar

Tam Bağımsızlık Yolunda

Çünkü insanlık onurunun hakkıdır. Fikir özgürlüğünün en çok yakıştığı yerdir. İnsanı her türlü yaptırımdan, maddi manevi işkenceden uzak tutan bir yoldur…
Fikir… Özgürlük… İşkence…
Bir zamanlara damgasını vuran bir slogan geldi kulaklarıma; “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek”.
Sahi yenecek miydi gerçekten?
İşkencenin insanlık suçu sayılması için kimlere uygulanması gerekiyordu?
Başlangıç olarak Bilal Habeşi desek…
Sadece ama sadece Allah bir dediği için, Lat ve Uzzayı kabul etmiyorum dediği için… Kızgın kumlarda boğazında bir ip olduğu halde sürüklenerek ve alay edilerek günlerinin geçmiş olması, aç bırakılarak vücudu kızgın ve ağır taşlarla ezilerek işkenceler görmesi, onu fikir hürriyetinin bir mazlumu yapmaz mı?
Peki ya Uhayha… Öz babası tarafından işkencelere maruz bırakılan genç bir fidan…
Ammar… Allah Resulunun (sallallahu aleyhi ve sellem) fidanlarından sadece biri…
En sevdiğiniz, anneniz ve babanızdır değil mi?
Ammar, babası Yasir ve annesi Sümeyye… (Allah onlardan razı olsun)
Babası Yasir ağır işkenceler altında şehit mi oldu…
Annesi Sümeyye ise ayakları iki ayrı deveye bağlanarak parçalanana kadar işkence gördü de yine de Ebu Cehil’in dediğini yapmadı. Sonunda bir mızrak darbesiyle şehid edildi… Eşinin ve oğlunun gözleri önünde öldürülmesi mi acıttı en çok yoksa gördüğü işkenceler mi bilinmez ama Ammar da dönmedi davasından babası da annesi de… Onurlarını ve inançlarını korudular…
Allah resulünün (sallalahu aleyhi ve sellem) uğrunda darağacına giden çok fidan oldu ve oluyor da…
Bu insanları ölüme bu kadar kolay hazırlayan ne oldu hiç düşündünüz mü? Kısa bir süre içinde hayatlarını tamamen değiştirecek kararlar verdiren ne oldu? İnsana yakışmayan tüm uygulamaları kaldırıp, yerine daha medeni uygulamalar getiren, yeryüzünün görüp de bir daha asla göremeyeceği kadar büyük bir devrimci olan Allah Resulunun (sallalahu aleyhi ve sellem) hangi sözleri ve davranışları bu insanları bu kadar hızlı bir şekilde hazırladı, yeryüzünün en büyük devrimine…
Bir yerde yanlış var. Bize anlatılan daha doğrusu bizim anlamamız istenen farklı şeyler var. Din temelli ne devrim olur ne devrimci. Din temelli asla modernlik olmaz, yenilik olmaz, ilerleme olmaz… Anlamamız gerekenleri çok iyi anlamışız da, asıl olandan kopup gitmişiz…
Eskiler bilir; devrimci ahlak yaşamı vardı. Sokakta sigara içilmezdi. Herkesle iyi geçinilir, örnek olunurdu.
Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin… (Nisa-15)
Tam olarak da bu… Güzel ülkemizin kalkınması için yerli malı kullanılır Amerikan emperyalizmine karşı ekonomi aslan gibi savunulurdu…
Abilerimizin bize dedikleri hep aynı şeyler olurdu;
– İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. (Fussilet-41)

En yakınlarına dahi acımasız olan, hatta onları döverek, işkence ederek ve… Ve onları diri diri toprağa gömerek nasıl bir vicdanları olduklarını belli eden bir toplum kısa süre içinde adeta yenilenmiş bir ruh ile geri dönüp, atla giderken yerdeki karıncayı incitmekten korkan bir hale nasıl gelmişlerdi?
Allah Resulunun (sallallahu aleyhi ve sellem) onuru, tebessümü ve tebliğ ettiği din işkenceyi yendi.
Onun izinden gidilen yollarda, yolun bile hakkına girilmedi. Tam anlamıyla adalete ve merhamete dayalı bir devlet sistemi geliştirilmiş, herkese devlet hazinesinden yardımlar yapılmış ve sosyal devletin en güzel örneği olmuştu.
Ve özgürlük ilanı…
Yesribi’i Medine-i Münevvere’ye çeviren şanlı toplum “artık burası islâm yurdudur” çağrısı olan ezanı okudu. Ezilen, küçük görülen, değer verilmeyen bir toplumdan dünyanın dört bir yanına göndereceği öğretmenlerden oluşan bir devlet…

Onun yol göstericiliği, insanlığın tümüne ebedî huzur ve güven mesajıdır. O bütün in-sanları bilgi zenginliğine, iyilik ve saflığın dünyasına davet etti ve bütün ırk, inanç ve renk farklılıklarını ortadan kaldırdı. Bütün gruplar, sınıflar ve uluslar Onun nazarında aynıydı; prensip olarak din ve renge bakmaksızın onları eşit görmekten çekinmedi.
Bir kişinin toplumdaki konu¬munun düşük veya yüksekliği, zengin veya fakirliği hiç önemli değildir. Bu kişiye insan olarak -lehinde veya aleyhinde olmaksızın-aynı hürmet ve itibar gösterilmelidir…
Rasulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) başlattığı bu düşünce sistemi günümüzde kimlere daha yakın acaba?
Onun bu tavrına karşılık dünyanın diğer yerlerinde neler olmuştu?
Hıristiyan kilisesi tarafından kurulan ‘engizisyon mahkemeleri’ deyince akla ilk gelen şey, İspanyol Müslümanlarının imhasıdır. Sözü edilen mahkemeler, Müslümanlara, daha önce hiç denenmemiş canice işkenceler, yapmışlardır. İnsanlar, diri diri yakılmış, tırnaklan sökülmüş, gözleri oyulmuş, kol ve bacakları kesilmiştir. Bütün bu işkenceler insanlara, din¬lerini zorla değiştirip, belirli bir Hristiyan mezhebini kabul etmeleri için yapılmıştı.
Müslüman doğunun Hıristiyanları böylesi muamelelere hiç maruz kalmışlar mıydı?
Avrupa’daki Müslümanları imha etmek için kılıçlar kullanıldı: Yugoslavya, Arnavutluk, Rusya, Avrupa’nın yönetimi altındaki Kuzey Afrika, Somali, Kenya, Zenzibar gibi diğer ülkeler ve Hindistan ve Malezya’da. Bu kılıçtan geçirmeler, bazen orduların temizlenmesi bahanesiyle, bazen de emniyet ve huzurun sağlanması adıyla yapıldı.

Şimdi eğip bükmeden soruyorum;
Sol düşünceye sahip hümanist, devrimci ve anti emperyalist kardeşim. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) gibi merhamet ve adalet sahibi bir devrimci tanıdınız mı? Tüm hayatının her dakikası kayıt altına alınması rağmen, merhametsiz ve adaletsiz tek bir hükmü bulunmayan Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kadar iyi bir idareci tanıdınız mı? Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yolundan giden kadar iyi bir devrimci tanıdınız mı?

Ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yolundan giden Müslümanlar kadar mazlum bir halk gördünüz mü?
Hani mazlumun her zaman yanındasınız ya…

Yazar Hakkında

Gökhan Kırcılı

Şubat 1984 Mersin doğumlu. ÇEKO mezunu, Ankara'da yaşıyor. Lise yıllarında şiir ve deneme yazmaya başladı. O dönemler sosyalist kimliğiyle yazdığı yazılara şimdilerde dervişane bir tarzda devam ediyor. Zeyd Sâki'nin babası.

Yorum Yaz

Yorum Yazmak İçin Buraya Tıklayın

En Çok Okunan Yazılar

Kasım Sayımız Yayımlandı

Herald

11. sayımızda "Ölüm" dosyası ile karşınızdayız. İsmail Kılıçarslan ile yaptığımız söyleşi dilhanenize konuk oluyor.

Hemen Oku!