Sütten Çıkmış Ak Kaşık Değiliz Ama Sütte Bulunmuş Olma İhtimâlinin Hayrına Tâlibiz

Hz. Âdem’den beri talep etmenin, üstelik kul olmanın bitmeyen yüzüyle talep etmenin başat mahlûku olan insan, varlığını arzuladığı şeyi elde etmiş olma münâsebetiyle tatmin eder. Bu tatmin hemen öyle kötü, menfî bir şeymiş gibi anlaşılmasın, bu tatmin, mesela tövbe etmenin hakkını verme yani o günaha bir daha dönmemenin tatmini de olabilir.
Yani her birimiz taleb ettiğimiz şeyiz. Bu şey -ki kelime eşyâ manâsına gelir, bu da dünyadandır- her ne ise biz o oluyoruz. İnsan affolunmayı taleb ediyorsa ve affedilmişse yeryüzünde bir affediliş olarak dolaşır, peki bu nasıl olur? Kişi talebi karşılığı affolunmuşsa bir af olarak yürür ve yürürken gördüğü her şeye bir merhamet nazarıyla bakar. Çünkü insanın talep ettiği şeye bürünmemesi olanaksızdır. Bu sebepten kişi neyi, ne için istediğine dikkat etmelidir ki hiç kimse ona verilenin çabuk biten, tadına doyulmadan yiten bir şey olmasını istemez. Yani dünya için, dünyadan bir talebiniz varsa bunun karşılığında size verilen de bu kadar geçici ve aldatıcı olacaktır. Üstelik kişi tâlibi olduğu şeye büründüğünden ve bu şeye benzeyeceğinden “mazaallah” kendi fenâ, aldatıcı olur. Bu aldatıcılığın açtığı tek kapı da aldanmaktır. Şimdi bu “kendi”ye bakalım, nedir kendi? Kendi; öz, insanın özü yani rûhu, işte o “mazaallah” denilen yani Allah’ın korumasını “taleb ettiğimiz” fânilik, rûhun fâniliğidir. İnsan elbette fânidir, gelip geçen yani sürûr gibi mürûr edendir fakat rûhlar bâki. Nasıl ki bedeni yaratılmadan ervâh-ı ezelde rûhlar yaratılmış ve daha sonra envâi çeşit kılığa sokulmuşsa, sonunda da bu şekilden sıyrılır ve öz dediğimiz o rûh bâki kalır.
Hiçbirimiz sütten çıkmış ak kaşık olduğumuzu iddia edemeyiz
fakat sütte durmuş, bulunmuş olma ihtimalinin hayrına, bereketine tâlibiz. Buradaki sütten maksadın ne olduğu her birimizce farklılık gösterebilir. Sütü sevmeyen, içmeyen biri bile “anasının” hatrına sütün hayır getiren, hayra ait bir şey olduğu konusunda mutâbıktır. İşte hayırlı bu şey, bu ak şeyden çıkmış olmaklık, bir zamanlar orada bulunmuş olmaya delâlettir. Sırf bu ihtimâl için bile insan aklığa, sarf ve temiz olmaya talep edendir. Hayrdan şer sâdır olamayacağından, öyle olmuş gibi ise de her şerde bir hayr bulunacağından çıkılmış olunsa dahi çıkılanın süt olma ihtimâlinin hayrına tâlibiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir