Sultan Abdülhamid Han’ın Vefatının Seneidevriyesinden Aldığım Bir Ders

Yaşadığımız zamandaki veya çevremizdeki insanlar bizi anlamasa da anlayamasa da eğer ihlasla ve fedakârlıkla din, vatan ve millet için bir şeyler yapmışsak, bizden sonra gelen nesiller, bizi mutlaka anlayacaklar, belki ayakta alkışlayacaklardır.
Sultan Abdülhamid Han, kendisini eleştirmeyen münevverin kalmadığı bir zamanda, 1. Dünya Savaşı arefesinde; iç ve dış düşmanlar tarafından saldırı altında kaldığı bir hengamede, vazifesini savsaklamamış, ümitsizliğe düşmemiş ve yoluna devam etmiştir. Biz de onun gibi ümitsizliğe ve atalete düşmeden sabır ve sebatla, nefsin desiseleri ve şeytanın vesveseleri, insafsızların tarassutları altında, kıskançların kinlerine, gammazların garazlarına aldırmadan işimizi ve hizmetimizi en iyi şekilde yapmamızdır.

Varsın çevremizdekiler bizi ve yaptıklarımızı anlamasınlar, görmesinler, dinlemesinler.Bediüzzaman hazretleri gibi: “Şu mısralarım, varsın beni dinlemesinler. Şu tarafa dönüyorum; müstakbeldeki insanlarla konuşacağım:”Ey üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş ve sâkitâne nurun sözünü dinleyen ve bir nazar-ı hafî-i gaybî ile bizi temâşâ eden Saidler, Hamzalar, Ömerler, Osmanlar, Tâhirler, Yusuflar, Ahmedler ve saireler! Sizlere hitap ediyorum!” diyelim ve bizden sonraki nesl-i âtî için, ilây-ı Kelimetullah için çalışalım, çabalayalım ve unutmayalım:

“Kim zerre miktarı bir hayır işlerse onun mükâfatını görecek.”

(Zilzal suresi, 7.ayet)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir