Sükut

Vakit gece…
Sükût kapladı bedenimi yine.. Ay gölgesini yüzüme doğru vururken, yıldızların ışıltısı gözlerimi parlatıyor. Ama ben ay’ın farkında bile değilim. Gözlerim ise yıldızlardan bi haber.. Düşünce bulutları kafamın üzerinde kara kara dolaşırken, hafif bir rüzgar esiyor ve ben üşümekle, üşümemek arasında kararsız kalırken uzaklara dalıyorum…
Uzaklar.. Hani şu seni ona götürmeyen, onu sana getirmeyen mesafeden ibaret olan kelime… Mesafe ise bakış açısına bağlı bir kelime. Kimine yol, kimine bağ.

Kimi yol alır mesafe mesafe, kimi bağ kurar mesafe mesafe…
Kavuşamamak arzusuyla içten içe eriyip dururken, ‘neden ve nasıl’ soruları kafamın içini tırmalayıp duruyordu.

‘Neden’ sorusuna onlarca cevap türetirken, ‘nasıl’ sorusunun cevabını bilmediğimi farkediyordum.

Bu kadar derin düşünceler arasında bir an kendime geliyor, beynim ve kalbim arasındaki kavgaya bir müddet arar vererek çayımdan bir yudum alıyorum. (Çay da soğumuş yâ hû…)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir