Son Perde

Karanlık dünyanın görev dağılımında bana susmak yükü;
Ağır ağır boşalan kandilin anka tüyü
Düştü sonsuz iş içinde omuzlarıma.

Kapıya ağır gelen bir kilit gibi,
Yorgun düşesi ayaklarımla
Trafiğe kapalı kalbimin sen yanı.
Yürüyorum,
Bitiş uzaktan bakan bir yıldız,
İnsan yok gözler bakıyor…
Üstüm kıyafetsiz kılıksız.

Bir sara nöbeti tutuyor avuç içlerim
Bet bir lambanın ışık vermez yanına düştü kollarım.
Bisiklete binen iki çocuk geçti yanıma
Düğün neşesi kızın yüzünde
Diyor ‘bana savaştan söz AÇMA’.

Toparlanan yanım sokağa düşen tarafımı ele geçirip
Yavaşça göğe doğru bir merdiven serip
Eda eder gibi kulluğunu şiir abdestiyle
Uzanıyor bir sevda
Büyüyor içimde serpilip

Bir genç kız oluyor zamana direnirken
Yanımda taşıdığım mihnet,
Bir delikanlı cesaretiyle
Çekiyor zulme karşı vicdansı eziyet

Son perde açılışını bekler gibi
Bekliyor son nefeste,
Dillerinde şehadet.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir