Pazar, Ekim 20, 2019
Dilhâne > Şiirler > Siyah Çocuğum Ben!

Siyah Çocuğum Ben!

Ben: Siyah çocuk.
Geniş çöllerin ve derin denizlerin öksüz evladı.
Yolunda akrepler, yılanlar… dillerinde zehir,
Rüzgarın semada ve yerde fikr-i ilminde sır,
Sürgün ülkelerin her daim yabancısı, hem dem kiracısı: siyah çocuğum ben.

Sen: beyaz kralın kızı.
En güzel boya Allah’ın boyası iken,
Ne siyah kalabilmiş ne beyaz olabilmiş âraf, sen!
Yüreğinde Afrika çölleri saklıyken,
Tacını, Endülüs misal gurbet etmiş, sen.
Cezayir’in Gırnata’ya sesi ulaştığı günün iftarında
Bir çocuğun elinden kaçan balonun yasını tutamayacak kadar esir,
Balonun hürriyetine sevinecek kadar hür, sen.
Kartala yem olacak kadar vahşi ve masum,
Serçeye su verecek kadar cömert ve mazlum.
İlla bir yanı dargın, kırgın ve yorgun.
Bir yanı Bağdat, bir yanı Şam, bir yanı Beyrut, sen.
Beyaz kralın kızı.

Ve şu, beyaz kral! Kızının babası.
Gemilerinin, alâmet makamının en gözde şahikasında seyredişine kör,
Gemilerinin, marifet makamının en rızk ufkunda zikredişine sağır,
Gemilerinin, zarafet makamının en afili çizgisinde lütfedişine cahil, beyaz kral!

Dedim ya, siyah çocuğum ben!
Teri çöle değince güller devşiren alınların izleri,
Nişan olup secdelere düşen mürettebatım.
Küreklere mahkûm deniz incileri,
Katarlarda sürgün siyah çocuğum ben!

Okyanusun kıyıya vuracağı şişeler içinde,
Semada hazinelenmiş dualar eşiğinde,
Ufuklara göz dikip anahtarlar gözleyen,
Kilitlerin çarkında siyah çocuğum ben.

Hayatın içinde bir şiirim,
Hem şiirim hem kalemim hem mürekkebim.
Avukatım karınca, şahidim devran, sancağım kefen!
Oyuncaklarına kan damlayan, siyah çocuğum ben.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir