Şeyh Şamil ve Kafkasya Gazavatı III

Şeyh Şamil ve Kafkasya Gazavatı III

Kafkasya’nın işgaline karşı ilk cihad sancağını açan Şeyh Mansur’un 1792’de esir edilip 1794’te vefat etmesinden sonra uzun süren bir sessizlik oldu. Bu süre zarfından Kafkasya’daki Rus başkumandanları sürekli değişse de zulüm hiç eksilmedi. Bunların arasında en öne çıkan ve yaptıkları senelerce unutulmayan Yermolov şöyle diyordu mesela: ‘Bir dağlı çocuğun öldürülmesi yüz Rus askerinin sağ kalması demektir.’
İşte bu evrede Rusya bir yandan yerli halkları sindirmeye çalışırken, bir yandan da bölgenin iki önemli devletine karşı savaşıyordu. Neticede 1828’de İran’ı, 1829’da da Osmanlı’yı ağır biçimde hezimete uğrattıktan sonra yapılan Türkmençayı ve Edirne anlaşmalarıyla beraber bölgedeki tek hâkim güç konumuna geldi. Zaten Gürcistan çok önceden ilhak edilmişti ve diğer Güney Kafkasya topraklarına da Ermeniler yerleştirilince geriye tek hedef olarak Kuzey Kafkasya kaldı. Bundan sonra Rusya tüm gücünü ve dikkatini bu büyük ve zorlu coğrafyanın işgaline dikecekti.
Rus cephesinde bu gelişmeler yaşanırken, Dağıstan’da tüm bunlardan bağımsız, farklı bir tablo vardı. Kafkasya’daki Rus işgalinin meşrulaştırıldığı sene olan 1829’a kadarki dönem, Şeyh Muhammed Yaraği (Beraği) ve Şeyh Seyyid Cemaleddin Gazikumuki’nin himmetleriyle Dağıstan’da Nakşibendi tarikatının yaygınlaşması ve Gazi Muhammed, Hamzat Bek, Şeyh Şamil gibi ilerideki savaşlara imamlık edecek önemli şahsiyetlerin maddi manevi eğitimleriyle geçti.

Gazi Muhammed
1793 senesinde Dağıstan’ın Gimri köyünde dünyaya gelen Gazi Muhammed’in çocukluk ve gençlik yılları çeşitli beldelerde ilim tahsili ile geçti. Medrese hocaları arasında ise Seyyid Cemaleddin Gazikumuki’nin adını zikretmeden geçmemek lazım. Aynı dönemde Nakşibendi tarikatına da intisap eden Gazi Muhammed, icazetini alıp Gimri’ye döndükten sonra hem kendi köyünde hem de civar köylerde vaaz u nasihate başladı. 1829 yılına kadarki sohbetleri temel dini bilgiler, ibadetlerin önemi ve sair konularda seyrederken, Şeyh Muhammed Yaraği (Beraği)’nin de yoğun teşvikleriyle 1829 yılında Ruslara karşı açıkça cihat ilan etti, işgal ve hürriyet hakkında konuşmalar yapmaya başladı. Büyük bir âlim ve hatip olan Gazi Muhammed’in vaazları hemen tesirini gösterdi ve kısa zamanda davasına pek çok kişi katıldı. Ayrıca Gazi Muhammed yalnızca vaazlarla yetinmeyip konu hakkında bir kitap yazdı, Arapça bir bildiri yayınladı ve civar hanlıklardan destek istedi.

Sonraki haftalarda kendisine katılan birkaç bin kadar mücahidle beraber civar köyleri tek tek dolaşıp onları şeriata davet etti. Şeriatı terk edip töre ile hüküm veren kadıları ve kendisine muhalefet edip Ruslarla iş tutan kabile reislerini hapsettirdi. Kısa zamanda pek çok köy şeriata tabi olup, gazavata katılınca Gazi Muhammed bölgenin en mühim şehri, Avar Hanlığı’nın başkenti olan Hunzah’a gözünü dikti. Aynı sene bölgedeki âlim ve ileri gelen zatların katıldığı bir toplantıda gazavat için imam seçilince itibarı ve davasına katılım çok arttı.

Gazi Muhammed ertesi sene en yakın arkadaşı ve naibi Şamil ile birlikte Ruslarla ittifak halindeki Hunzah’a saldırdı. 6000 kadar mücahidin iştirak ettiği bu ilk büyük savaşta beklemediği bir bozguna uğrayan Gazi Muhammed Gimri’den çıkıp ormanlık alanda inşa ettirdiği ağaç kalede ikamet etmeye başladı. Bu esnada Gimri ahalisi de Ruslarla ittifak etmişti. Kısa bir süre sonra Rusların en önemli yerli işbirlikçilerinden Ahmed Han ve Tarku Şamhalı ağaç kaleye saldırdıysa da geri püskürtüldü.

Gazi Muhammed sonraki bir yıl içinde Rusların Kafkasya’daki en önemli üsleri olan Dargo, Derbend ve Kızlar’a saldırdıysa da kalıcı bir başarı elde edilemedi. Zira sürekli aynı sahne tekrar ediyordu; Gazi Muhammed saldırının başlangıcında hâkim duruma geliyor ancak Ruslara takviye birlikler gelince geri çekilmek zorunda kalıyordu. Elbette asker sayısı, teknik üstünlük ve rüşvetle beslenen yerli işbirlikçileri de unutmamak gerek.

Gazi Muhammed’in Rüyası
Çeçenistan’a yaptığı ve haftalarca süren seferi esnasında dayısının kızı, bazı başka kadınlarla birlikte kendisini ziyaret edip, mülakat etti.
Gazi Muhammed söz arasında,
-Yakın zamanda sizden ayrılacağım, dedi.
Kadınlar ağlaştılar ve
-Senden sonra bizim halimiz nice olur, sualinde bulundular. Gazi Muhammed,
-Şamil size ikram ve ihsanda kusur etmez, cevabını verdi ve kadınların,
-Bize riayet hususunda senin gibi ihtimam gösteremez, demelerine karşı da,
-Ben gördüğüm bir mana üzerine söylüyorum. Rüyada bir nehir kenarında bulunuyordum. Su üzerinde de iki direk yüzüyordu. Bunlardan biri benim, biri Şamil’inmiş. Benimki akıp gitti, Şamil’inki bir kenara gelip dışarıya çıktı. Bundan anlıyorum ki ben yakında öleceğim. Şamil yaşayıp vekilim olacak, dedi.

Gimri Savaşı ve Şehadeti
Çeçenistan seferi devam ederken Ruslar’ın kendi köyü olan Gimri’ye saldıracaklarına dair gelen istihbarat üzerine derhal Gimri’ye yöneldi. Gazi Muhammed Ruslar’dan erken varıp pek çok tahkimat yaptı, Ruslar’ın oldukça yüksek ve dağlık bir arazide bulunan Gimri’ye top çıkaramayacağını da öngörülürse köy savunulabilirdi. Ancak öyle olmadı ve Ruslar şaşırtıcı bir biçimde patika yollardan toplarını taşımayı başardılar. Ayrıca Gimri’nin dışında bulunan Hamzat Bek’in ordusunun köye girişine de mani olunca Gazi Muhammed ve mücahidler yoğun top atışı altında köyde sıkışıp kaldılar. İkindiye doğru bütün hatlar aşılmış, mücahidler dağılmıştı. Gazi Muhammed, Şamil ve birkaç mücahid cephanelik olarak kullanılan bir kulübeye sığınıp çatışmaya oradan devam ettiler. Gazi Muhammed durumun vahametini görünce mücahidlerine dışarıya çıkarak Ruslara saldırmalarını emretti ancak düşmanın kalabalıklığından çekinen mücahidler geri durdular. Bunun üzerine Gazi Muhammed istiğfar ederek ve tekbir getirerek dışarıya fırladı. O sırada kulübenin arka tarafında bulunan Şamil,
-Kapının önündekiler çıksın, dedi.
Mücahidler yine çıkmadılar.

-Bakın Gazi Muhammed kurtuldu mu yoksa şehit mi oldu, diye sordu.
-Kapının önünde şehit düşmüş, cevabını verdiler.
-Öyleyse onun için ağlamayalım. Bilakis gittiği yola gidelim. Şu anda cennet hurileri bizim şehit olarak gelmemizi bekliyorlar. Biraz daha duracak olursak damdan gelen kurşunlarla içerideki barut ateş alacak ve hepimizi kasıp kavuracak. Kapalı bir yerde olmaktansa çıkıp dövüşe dövüşe şehit olalım, dedi.
Mücahidler yine geri durunca Şamil tek başına dışarı atıldı ve o günkü büyük savaştan tek sağ kalan da o oldu. Şamil ağır yaralı halde köyden uzaklaşırken Ruslar bütün direnişi kırmış, köye hâkim olmuşlardı. Çatışmalar bitip Gazi Muhammed’in naaşını bulduklarında ise gerçekten hayret verici bir manzarayla karşılaştılar. Gazavatın büyük imamı bir eliyle mübarek sakalını tutmuş bir elini de dua eder gibi göğe açmış haldeydi.
Gimri’de bir hafta kadar kalan Ruslar, Hoca Said namındaki işbirlikçinin,
-Gazi Muhammed’in buraya defnine müsaade etmeyin! Çünkü müridleri ziyaret kastıyla gelip toplanırlar da yeni bir fitne çıkarırlar, diye verdiği nasihat (!) üzerine onu Dargo’ya götürdüler. Naaşı ahaliye temaşa ettirildikten sonra da oraya gömüldü. Ancak birkaç sene sonra burayı fetheden Şeyh Şamil naaşını tekrar Gimri’ye naklettirip, üzerine de bir türbe inşa ettirdi.
Kafkasya’daki Rus hilelerinin ve ihanetin derecesini anlamak bakımından şu notu düşmek lazımdır ki Hoca Said denilen bu adam Gazi Muhammed’in medrese hocası ve bölgenin büyük bir âlimidir. Ancak Ruslarla ittifak edip talebesine ve cihada ihanet etmekten de geri durmamıştır.

Şahsiyeti
Şeyh Mansur’dan tam 35 sene sonra zuhur eden Gazi Muhammed Kafkasya’da adeta bir dirilişin ve ümidin sembolüydü. Öyle ki Gimri Savaşı’nda şehit düştüğü haberi etrafa yayıldığında pek çok kimse onun bir gâvur kurşunuyla öldüğünü kabul etmemiş, inanmamıştı.
Âlim ve arif bir kimse olan Gazi Muhammed ziyadesiyle zeki ve cesurdu. Güçlü, etkileyici hitabetiyle nam salmış bu mücahit lüzumsuz yere konuşmaktan ise son derece kaçınırdı. Hatta Şeyh Şamil onun için ‘bir taş kadar sessizdi’ diyerek, ketumluğundan dem vurmaktadır.
Ayrıca Şeyh Şamil ile hem kapı komşusu hem medrese arkadaşı hem de silah arkadaşıydı. Şeyh Şamil’den 4 yaş büyük olduğu için medrese tahsilini ondan evvel bitirmiş ve birkaç sene de Şamil’e hocalık etmiştir. Bu sebepten Şeyh Şamil: “Ondan öğrendiğim kadarını kimseden öğrenmedim.” demiştir.
Son söz yerine,
Allah yolunda hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan Gazi Muhammed sadece üç sene süren cihadı boyunca 8000 Rus askerini kılıçtan geçirerek gaza ve fetih kapısını sonuna kadar aralamıştır.

Beğen  
Yazar

‘yeni bir hayatın acemisi’

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yapılan Yorum (1)