Sevda Duman’a ile Kıyıdaki Hayatlar

Sevda Duman’a ile Kıyıdaki Hayatlar

Merhaba Sevda Hanım. Semerkand Radyo’da hazırlayıp sunduğunuz Kıyıdaki Hayatlar programını okurlarımız için anlatır mısınız?
Kıyıdaki Hayatlar,
Sokakta yürürken, alışveriş yaparken, hastanede ya da başka bir yerde karşılaştığımız ama çok da dikkatimizi çekmeyen, hayatın yükünü omuzlanmış, imtihanı biraz daha ağır olan insanların gerçek hayat hikâyelerinden oluşuyor. Hayatın kendisi aslında.

Türlü zorluklarla yaşayan insanlar ile paylaşmayı seven cömert insanlar arasında bir köprü oluyor.
Türkiye’nin dört bir yanında, maddi sıkıntıları olan ailelerin dertlerini paylaşıyor,
Çarşamba günleri saat 16.00’da ve Cuma günleri saat 10.00’da Semerkand Radyo dinleyenlerine ulaştırıyoruz.

Zor şartlarda yaşayan ve durumu olmayan ailelerle bizzat görüşüp dertlerine ortak oluyorsunuz. Sizi özellikle etkileyen bir ihtiyaç sahibi, yaşadığınız bir olay ve benzeri durumlar var mıydı?
Pek çok ailenin hayatı oldukça yüreğimize dokunuyor aslında
Ama bazıları, bazılarının tavrı, duruşu ve anlattıkları ibret misali.
Uykumuzu kaçırıyor, gözlerimizden yaşlar akıtıyor.

Kocaeli’de bir teyzemiz ile röportaj yapmıştık.
Kendisi çok fedakâr bir hanımefendi. 35 yıllık evli.
Eşi ile nişanlıyken, nişanlısı bir kaza geçirecek felç olmuş.
Doktorlar bir daha asla iyileşemeyeceğini, ömür boyu yürüyemeyeceğini ve hep bakıma muhtaç olacağını söylemişler.
‘’Bir an bile tereddüt etmedim’’ diyordu. ‘’Bir an bile şüphe etmedim kararımdan, evlendim.’’
İki çocukları olmuş. 35 yıldır evin hem annesi, hem babası.
Çocuklarına bakmış, büyütmüş, okutmuş, eşinin tüm ihtiyaçlarını karşılamış. Hala karşılıyor.
Her namaz vakti abdestini kendi elleri ile aldırıyor.
El işleri yaparak evini geçindirmeye çalışıyor. Tabii büyük zorluklar içerisinde bir aile.
Fakat sürekli şükreden ve hamd eden bir teyzemiz.
Hayat düsturu ise şu ‘’ Bu dünya yalan, biz ahiret için yaşıyoruz.’’
Bu teslimiyeti ve dik duruşu unutmak mümkün değil elbette.

Bir başka röportajımızda da evin hanımı, kendilerine ikram etmek için götürdüğümüz meyveleri çay ile birlikte biz ikram etmiş ve ‘’kusura bakmayın’’ evde başka bir şey yok demişti.
Kendilerinin uzun süredir meyve yemediğini, röportaj yaptığımız küçük çocuğundan öğrendik.
Düşünün kendi yemediği halde ve belki de tekrar alamayacağını bildiği halde, cömertçe bize ikram ediyordu.
O insanlardan öğrenilecek çok fazla şey var inanın.
Muhakkak iyi temennilerde bulunan, ihtiyaç sahiplerine yardım etmek isteyen dinleyicileriniz olmuştur. Dinleyicilerinizden nasıl dönüşler alıyorsunuz?
Yardımlar ailelere Beşir Derneği vasıtasıyla ulaştırılıyor.
Kendileri bizi, düzenli olarak bilgilendiriyorlar.
Bugüne kadar çocuklara eğitim bursları, kira yardımları, eşya yardımları gibi pek çok dönüş aldık çok şükür.
Bir öksüz ve yetim kız çocuğu için hemen ertesi hafta yapılan, özel çocuk odası takımı ve kısmen çadırda yaşayan Aydın’da ki aile için hediye edilen dayalı döşeli daire ise ayrıca mutlu olduğumuz yardımlardandır.

Programın sponsoru olan Beşir Derneği’nin ihtiyaç sahiplerine ne gibi yardımları oluyor? Beşir Derneği aracılığıyla yardımda bulunmak isteyen okurlarımız ne yapmalı?
Beşir Derneği programın sponsoru aynı zamanda aileler ile aramızda köprü.
Büyük bir hassasiyet ve özveri ile çalışıyorlar bu organizasyonda.
Kendilerine bir yayıncı ve bir hanım olarak ayrıca teşekkür etmek istiyorum.
Beşir Derneği bizi tanıştırdığı ailelere düzenli olarak yardımlar yapıyor, kendileri ile ilgileniyor fakat dernek, gelen bağışlar kapsamında ailelere destek oluyor.
Gıda, kira, eşya, elzem durumlarda para yardımı gibi desteklerde bulunuyor.

Kıyıdaki Hayatlar programında dinleyerek yardım yapmak isteyenler:
Beşir Derneğinin www.besir.gor.tr web sitesini ziyaret ederek,
Kıyıdaki Hayatlar için açılmış özel bölüme tıklayarak hem programı dinleyebilir hem de bağışta bulunabilirler.
Sitede tüm bağışlar için de ayrıca bölümler bulunmakta.

Yaşanılan bu zor şartlardan en çok çocuklar etkileniyor olmalı. İzlenimlerinizi bizimle paylaşır mısınız?
Oldukça güzel bir tespit ve güzel bir soru.
Çocuklar çok masum ve bir o kadar muhtaçlar.
Babasını kaybetmiş, annesini kaybetmiş çocuklar, ayakkabısı ya da hiç oyuncağı olmayan çocuklar, annesi ile inşaatta çalışan, temizliğe giden çocuklar, okula gidemeyen, gittiği halde hiç harçlık almamış, bir kış boyunca canı mandalina istediği halde yiyememiş, evi ısıtamadıkları için evde montla duran çocuklar gördük.
Çocukları etkilenmesin diye fedakârca uğraşan anneler de…

Fakat gördüğümüz şu ki: Fakirlik değil, aile içi şiddet ya da dağılmışlıklar daha çok yıpratıyor çocukları.
Anne babası ile ilişkileri iyi olan çocuklar çok mutlu, evdeki tencere tava ile de oynuyor, bir çikolata verince havalara da uçuyor.
Baba evi terk etmiş, boşanmış ya da şiddet yaşanan ailelerde, çocuklarla iletişim kurmak da bir o kadar zor.
Onlar bizim geleceğimiz, onların okumasına ve faydalı bireyler olmasına katkı yapmak,
Bu programı dinlerken de en çok onları düşünerek yardımda bulunmamız gerektiğine inanıyorum.

Sizler gibi iyi niyetli, “bir şeyler yapmalıyım” düşüncesinde olan insanlar Kıyıdaki Hayatlar’ın seslerini kalp sahiplerine duyurmaya çalışıyor. Gönül isterdi ki böylesi zorlukları yaşayan bu kadar çok hayat olmasaydı. Temel sorunumuz nedir sizce, şartların herkes için daha iyi olması için nereden başlamalıyız?
Çok geniş kapsamlı bir cevap ile başlayalım o zaman.
Bir Müslüman bakış açısıyla elbette imtihan dünyası. Yaşayan için de, gören ve şahit olan için de imtihan.
Fakat bunun yanında sebepler dünyası. Yani her yaşananın bir sebebi de var elbette.
Naçizane gözlemimiz, genel olarak ailelerde gördüğümüz: Evin anne ya da babasının bir mesleğinin olmaması, özetle okumamış ya da okutulmamış olmaları diyebiliriz.
Nadiren, meslek sahibi olup da başına büyük musibetler geldikten sonra her şeyini kaybetmiş insanlar da görüyoruz.
Günümüzde ilkokuldan mezun olmuş bir kimse için, yapabileceği işler oldukça sınırlı.
İnşaat işçiliği ya da temizlik yaparak hayatını kazanmaya çalışanlar için de yeterli gelir olmadığı gibi oldukça ağır koşullarda çalışıyorlar.

Başlamamız gereken nokta sanırım: Eğitime önem vermek.
Hem dünyevi hem uhrevi eğitime büyük bir hassasiyet göstermeliyiz, göstermeliyiz ki eğitimli, inançlı ve vicdanlı nesiller yetiştirebilelim.

Kıyıdaki Hayatlar programının düşünce ve gönül dünyanıza ne gibi katkıları oldu?
Kıyıdaki Hayatlar’a hayatımızın oldukça zor bir döneminde başladık desem…
Bizim için tam anlamıyla bir ibret penceresi ve güç kaynağı oldu.
Her zorlukta ve sıkıntıda röportaj yaptığım ailelerden bir kesit geliyor aklıma, gözümün önüne.
Silkelenip kendime geliyorum.
En güzel tarafı da bu insanlardan, kanaati, şükrü ve misafirperverliği öğreniyoruz.
Uzun lafın kısası bu program gönlümüze bir ilaç etkisi yapıyor.

Dilhâne’nizde yer edinmiş bir sözü bizimle paylaşır mısınız?
Yazarınız Âmine Yamaç’ın şu cümlesi beni ne de güzel düşündürdü:
‘’Ve dünyayı sadece onu dinleyerek keşfedebilirim’’
Bunu yapmaya çalışmalı…

Kıymetli vaktinizi bize ayırdığınız için teşekkür ederiz.
Ben teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.

Beğen  8
Sonraki Yazı
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir