Sen Şehirdesin; Konu İdeolojik Değil!

Şehirde sen varsan, bütün bu kaldırımları öpe öpe avuturum ben. Ellerinin değdiği her yerde bir çiçek! İlkokul bahçelerindeki gürültüden ödünç alınmış bir gülüş ağzımın kenarında. Toplumun bileğini tutmuşum, nabzını yokluyorum. Kimse kimseyi tanımıyor diyorlar; yok canım, daha neler! Ayaklarım koşmak istiyor sokakları. Dervişlik kılıcı boynumda bir haz, dörtnala Horasan atlıları… İşte şu bitişik binaları, bu güvenlikli siteleri, o vitrinli dükkânları, şuradaki caddeyi, ilerideki meydanı, berideki parkı soluk soluğa geçerek; öyle koşmak sana doğru.

Sen hangi evin hangi odasındasın, kim bilir. Ben kan ter içinde…

Yangından ilk kurtarılacaklar listesinin başında değilim, ben de farkındayım. Gözlerim harcanan bir şeye dönüyor karanlıkta. Bana sırf seni görmek için göz bağışlandığını düşündüğüm doğrudur; yüz bin kere şükür olsun. Sen şehirdesin, konu ideolojik değil. Ne var bunda, bir zamanlar hepimiz çocuktuk. Bir zamanlar hepimiz kapılmıştık ideoloji ırmaklarına.

Ve sabah ezanıyla güle dönüyor taşralarda, sol kolu olmayan gömlekler. Kubbeleri göğe çeviriyorum, duana beni de kat; ağla ağla açılırsın! İçimde bir şey var; sabah işçilerin fabrikaya girişi gibi bir şey… Anlatsam bir şeyler solup gidecek sanki. Saklasam diyorum ama söylemesem olmaz. Bir saniye, şimdi anlatacağım; bence bu şehir bir tek seninle bayındır.

Ellerim meleklerin ağzında, göğe tutunuyorum. Yine de düşüyor işte düşecek olan, hoyrat bir üslupla üstümüze. Oturup ağaçların öldüğünü izleyemiyoruz, içimiz kaldırmıyor. Ne yapsalar haklı çıkıyorlar çünkü çok güzel vuruluyoruz. Oluruna bırakalım bence. Birbirimize bir kere sarılsaydık belki de bu kadar şık durmazdı bu trajedi üzerimizde.

Yüksek sesle söyleyelim şarkımızı, nasılsa öleceğiz.

Yüksek sesle söylüyorum seni sevdiğimi; kan revan içinde…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir