Şarka Gitmek

Uçaktan iner inmez başladı imtihan silsilemiz. Bu yol bizim Şark’a gidişimiz, bu yol bizim köye varışımız.Sebepsiz, beş günlüğüne Adıyaman’a geldik. Aklımda onlarca soru var. Servise biniyoruz. Tam o sırada kaldırıyorum bakışlarımı, yol boyunca aynı manzara: pembe yanaklı,esmer şark çocukları. Yaşlarına uygun neşeleri, tebessümlerine gizli cümleleri. Yol boyunca düşündüm bu insanların kaderini ve yine yol boyunca zikrettim “nedendi çileleri”. Yol bitiyor,menzile varıyoruz.Henüz sabır heybem boş. Yeni başlamış imtihanlar.Yerleşiyoruz, dinleniyoruz biraz.Yüreğim sadece günün belli saatlerinde sakinleşiyor, o saatler dışında içim hep karanlık.Çorba içiyoruz. Gün bitiyor.Derken bir, iki… Günler ardı sıra, ben çok sıkılmışım.Tanıdık bir tebessüme muhtaç uyuyorum geceleri. Şark’ın ferahlatıcıymış dağları, toprakları.Sıkışıp kalmışım yeşil kapının ardına. Erişemiyorum dağlara,basamıyorum soğuk asfalta. Yalnızım, tanıdık bir gülümseme olmadıkça yalnızım. Ben ne zaman yalnız kalsam özlerim eskileri. Ne zaman evimi özlesem kalbim konup gidiyor eski odama; arıyorum eski ailemi,eski neşemizi ancak kirli,eski,boş bir evin kapısını ne kadar çalarsan çal içeriden yankılanan tok bir kapı vurma sesi dışında hiçbir şey gelmez geri.Ben bunu öğrendim Adıyaman’da bunaldığım kalabalığın dördüncü yalnız gecesinde.Ben bunu öğrendim henüz yeni başlamış bir ömrün imtihan arifesinde.Beşinci günün sonunda buluyorum tanıdık gülümsemeyi beklenmeyen bir ikindi vakti, uçağıma gitmeden hemen önce başını kaldırıp nazar ediyor nurlar içinde ve ben şimdi tam manasıyla varıyorum menzile…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir