Saraybosna

Saraybosna

Balkanları gözdesi Bosna Hersek’in doğuyla batı kültürünü birleştiren başkenti Saraybosna. Avrupa’nın ortasında tam bir Osmanlı kenti. Biraz Avrupa, biraz Balkan ve çokça Osmanlı’nın etkisinde kalmış küçük bir şehirdir. Doğal güzellikleri, tarihi kültürel mirası ve dört tarafında bulunan Osmanlı eserleriyle Anadolu’nun küçük bir şehrini anımsatır.

İlk olarak 1463 senesinde Osmanlı topraklarına katılsa da kısa süre içinde kaybedilmiş ve tekrar 1492 senesinde hakimiyet sağlanmıştır. Yaklaşık 400 yıl Osmanlı yönetiminde kalan Saraybosna’da Müslüman, Ortodoks, Katolik ve Musevi nüfus barış içinde yaşamıştır. Öyle ki şehirde Müslüman Cemaati Başkanlığı, Ortodoks Patrikliği ve Katolik Başpiskoposluğu bulunur. Bu etnik farklılık ve kültürel çeşitlilik sebebiyle Avrupa’nın Kudüs’ü olarak ifade ediliyor.

Şehir, Hristiyanlık ve Yahudilik gibi birçok dinin izlerini taşısa da Türk-İslam sanatının ve Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerine Avrupa’nın göbeğinde ev sahipliği yapar. 1878 Berlin Anlaşmasına kadar Osmanlı egemenliğinde olan şehirdeki en önemli eserler İsa Bey‘den sonra şehrin ikinci kurucusu sayılan Gazi Hüsrev Bey‘e aittir.

Başçarşı, Sebil, Başçarşı Camii, Gazi Hüsrev Bey Camii, Gazi Hüsrev Bey Medresesi, Kurşunlu Medresesi, Saat Kulesi, Ferhadiye Camii, Taşlıhan, Latin Köprüsü, Hünkar Camii, Ali Paşa Camii ve Bakırcılar Çarşısı gibi bir çok eserde Osmanlı’nın izini görmek mümkün.

Asırlardır barış ve refah içinde yaşamış Bosna halkı. Ta ki ecdad bu topraklardan ayrılana kadar. Sırplar 1992 – 1996 yılları arasında tüm dünyanın gözü önünde alenen Müslümanlara karşı bir kıyıma başlamıştır. Sırp Ordusu tarafından yapılan kuşatma tam 1425 gün sürmüş ve savaş tarihinin en uzun kuşatması olarak kayıtlara geçmiştir. Soykırım ikiyüz binin üzeride insanın ölümüne neden olmuştur. Her mezartaşı aynı ölüm tarihini göstermektedir 1993. “Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın” diyor Aliya İzzetbegoviç.”Unutmayın çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.” Yaşanan vahşet Saraybosna’nın tarihi yapı ve güzelliklerine büyük ölçüde zarar verse de şehir daha sonraları kendini toparlamayı başarmıştır.

Beğen  
Sonraki Yazı
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir