Rumuzlarda Ramazanı Aramak

Kör olan biri neyin resmini çizebilir sorusuyla sarsıldım. Cevabı daha da sarstı nefis çölünde yolunu kaybetmiş ruhumu. Kimsenin görmediği şeyi çizebilir. Maneviyat sahası ya da metafizik olaylar göremediğimiz, vâkıf olamadığımız şeyler… Demek ki pek açıkgöz insanlarız modern manada. Aptal yani abdalları pek sevmez modern dünya ve yetiştirdiği insanlar. Bu düzenin çarklarına çomak sokan, uzaklaşmaya çalışan, uzaklaşmakta huzur bulan insanı bile rahat bırakmaz gözlerimiz açık tutanlar.
Dikkatle çevrenize bakarsanız şayet, bu olayları da merak eden pek yok zaten. Görmek için göze ihtiyacı olduğunu düşünenler yanıldılar. Gözleri kapalıyken gördükleri rüyalara mana veremediler bu sebeple. Görmeyi bilmediğimizden ötürü hep bu görünmek istemeler. Kendimizi bilmediğimiz için hep bilinmek isteyişimiz. Oysa gözlerimizi kapayıp kendi iç alemimize yönelebilirsek… Görmek ile bakmanın arasındaki uçuruma nurdan bir köprü kurabilirsek… Bu hızın ortasında ezip geçmesinler bizi ? Olsun ne çıkar ? Ne buyurmuş hazret:
“Miskinlikte buldular kimde erlik var ise
Merdivenden iterler yüksekten bakar ise “

Zavallı kelimesine gözünüzü çevirmenizi rica ederim,ama gönül gözünüzü. Zeval kelimesi tebeddüle uğrayarak dilimize zeval,zavallı diyerek geçmiş. Zeval, yok olmaya doğru giden, yok olacak olan varlığın kulağında küpe, acıtan… Durmadan acıtır modern insanın canını, çünkü o can,canandan habersiz. Zeval, kemâlin zıttıdır. Kemâle ulaşmanın yolu zevalden geçer der büyükler.

Bu hakikati Yunus Emre hazretleri gizli bir dille şöyle anlatmış;

Bir sinek bir kartalı
Alıp da vurdu yere
Yalan değil gerçektir
Ben de gördüm tozunu

Ten kafesinde zavallı olan ruhumuza sahip çıkmanın,elinden tutmanın, nefis adlı kartalın pençesinden kurtarıp Hakikate doğru yola çıkmanın vakti olsun Ramazan. Yolculuk nereye diye sorarsanız şayet;
Cevabı kendinizden kendinize olacaktır.

İslam felsefesi tasavvurunda yol, daireseldir. Ve Deleuze’un dediği gibi:
“Dönüş, oluş halinde olanın varlığıdır.”

Bir tavsiye isterseniz şayet, gözlerinizi kapatmanızı,geçmiş ve gelecek bağlarından sıyrılmanızı, zihninizi temizlemenizi, kendinize, nefsinize, ruhunuza yönelmenizi, onlarla tanışmanızı ve size yolun tehlikelerini gösterecek bir üstat bulmanızı tavsiye ederim. Şu tatlı anektot ile yazıma son verirken, Ramazan ayınızın hayırla vesile olmasını, kendimizi bulduğumuz, kendimiz olduğumuz, Hakikat çölünde kaybolup bulunduğumuz bir ay olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyâz ederim.

Molla Câmi (k.s) anlatıyor:
“-Pirimiz Sadeddin Kaşgari’nin (k.s) hizmetine girmek için Herat Merkez Camiine geldiğimde, varıp ayaklarının dibine oturdum. Adetleri üzere sürekli olarak gaybet halinde idiler, fakat ben kendilerini uykusuz zannettim. Dedim ki, bir müddet dinlenseniz daha iyi olur.Gülümsedi ve dedi ki; Uykudan başka bir işim olduğunu düşünmüyor musun ?”

Gözünü kapa ey tâlip ve Mevlânâ’ya (k.s) kulak ver:

“Geçmiş ve gelecek Allah’ı bizim gözümüzden saklar, her ikisini de ateşe atıp yakın.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir