Pazar, Ekim 20, 2019
Dilhâne > Söyleşiler > Portakal Sulu Ördek – Sosyal Sorumluluk Projesi (Kamil Kurt ile Söyleştik)

Portakal Sulu Ördek – Sosyal Sorumluluk Projesi (Kamil Kurt ile Söyleştik)

“Portakal Sulu Ördek” projesinin içeriği hakkında okuyucularımızı bilgilendirir misiniz?
Aslında “Portakal Sulu Ördek” bir proje olarak kurulmadı. 2013 yılında öylesine bir sayfamız olsun, biz de bir şeyler paylaşalım hevesiyle Facebook’ta açtığımız sayfamız, bugünlerde yardım faaliyetlerinde koşan bir topluluk oldu. Bir proje değil. Tamamen gönül ticareti yapmaya odaklı bir sayfayız.

Proje fikri nasıl oluştu?
2015 yılının Kurban Bayramı arefesinde birkaç arkadaş gelip yetimlere bayramlık almak istediklerini, bunun için de kitaplıklarından ayırdıkları kitapları bizim sayfamız aracılığıyla satmak istediklerini belirttiler. Ben de kabul ettim ve 1 gecede 200 civarı kitabı sattık. Bundan 2 ay sonra Yemen ve Halep “katliamları” olurken İHH acil ilaç ve gıda yardımı çağrısı yaptı. Nasıl yardımcı olabilirim diye düşünürken 2 ay önce sattığımız kitaplar aklıma geldi. Bu sefer de ben kitaplığımdaki bütün kitapları satarak, 2 ay gibi kısa bir sürede 15 bin lira topladım ve İHH aracılığıyla orada bulunan kardeşlerimize şifa olsun diye gönderdim. Baktım potansiyel var. Bundan sonra sayfayı iki şekilde kullanmaya başladım. Hem şakalar, bilgilendirici paylaşımlar yapıyor, hem de ara ara kitap listeleri paylaşarak yardım topluyordum. Bu yardımı da gerekli yerlere gerekli kişiler aracılığıyla ulaştırmaya gayret ediyordum.

Bu proje dahilinde ne gibi ürünler satıyorsunuz?
Şu anda proje dahilinde kendi bastırdığım defterler ve ayraçları; bunların yanında bağış yoluyla gelen ve kendi satın aldığım kitapları, rozet ve çantaları satıyorum.

Bir su kuyusu projeniz de var. Bu proje hakkında da bilgi verir misiniz?
Malumunuz , bu yaz aşırı derecede sıcak geçiyor. Ben normal zamanlarda çok su içen biri değilimdir ama yaz geldi geleli nerden baksanız günde 2-3 litre su içiyorum artık. Yine bol su içtiğim bir gün kendi kendime düşünürken dedim ki, “Burası böyle sıcaksa, Afrika kim bilir ne kadar sıcaktır!? Ya oradaki yavrular ne yapacak susuzlukla?” Hemen fikri sayfa ahalisine açtım ve “Ab-ı Hayat-ı Nur” ismini vermek istediğimiz su kuyusu projemize başladık. Şu an sizin sorularınızı yanıtlarken kalan son infakı da anlaştığımız derneğe gönderiyorum. Yani ilk su kuyumuz yapılıyor, ikincisine niyet ediyoruz 🙂

 Proje vesilesiyle ulaştığınız yetimler hakkında da bilgi verir misiniz? İhtiyaç sahiplerinin böylesi bir projeye tepkileri neler oluyor?
Kalplerinde zerre kötülük olmayan minikler. Dil, din, ırk ayrımı gözetmemeye özen gösteriyorum. Suçsuz günahsız oradan oraya savrulan minik bedenlere kin duyulur mu hiç? Duymuyoruz biz de. Atalarının yaptığı hiçbir günahı onlara yüklemiyoruz. Ben çok duygusal olduğum için pek dayanamıyorum öyle manzaraları görmeye. O yüzden genelde arkadaşlarım ve yardım ulaştırdığım dernekler gidiyor. Bense sonradan fotoğraf ve videolara bakıyorum. Gittiklerimden de bir sarılma, bir tebessüm, bir dua almak; bütün evreni kucağıma bırakıyor. Utangaç yüzler, gülen gözler, başlarda annesinin eteğinin ardına saklanıp da sonradan hayran hayran bakan minikler, yetimler, öksüzler… bir insan bundan daha güzel ne ile karşılaşabilir ki?

Bu projeyi yürütürken özellikle aklınızda kalan ilginç bir olay yaşadınız mı?
Haziran’ın başında bir Kur’an Kursu’ndan hocamız bize ulaştı. Kurslarında oyuncak ve kitap eksiği olduğundan bahsetti. Destek olmak amacıyla oyuncaklar, kitaplar, miniklerin mutlu olacakları küçük şeyler koyup gönderdik. Önceden bir okul kardeşimiz vardı (kütüphanelerine kitap göndermiştik). Şimdi de Kur’an Kursu kardeşlerimiz olmuş oldu. O kardeşlerimize geçenlerde bizi anlatmış hocaları. Demiş, “Ördek abinizin su kuyusu projesi var. Afrika’daki kardeşlerinize hayat olmak istiyor.” O minikler, “yaşlarından beklenen” bir güzellik ve saflıkla ceplerindeki dondurma paralarını, hocaları aracılığıyla kardeşlerine gönderdiler. Sizin anlayacağınız, paramız onların sayesinde daha da bereketlendi. 🙂

Projeye dahil olmak isteyen okuyucularımızın ne yapması gerekiyor?
Kimseden bağış istemiyoruz, başta da dediğim gibi ticaret yaparak kazanıyoruz paramızı ve elhamdülillah bir kuruşunu dahi cebimize koymadan ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Ama bağış yapmak isteyenlere de engel olmuyoruz tabii ki. Bize destek olmak isteyen dostlarımız yaptığımız işleri eşlerine dostlarına duyurabilirler, sattığımız kitaplardan, rozetlerden, ayraçlardan, defterlerden satın alabilirler, ellerindeki kitapları bağışlayabilirler ve en büyük desteği de dua ile yapabilirler. Yaptığımız iş güzel. Güzel olduğu kadar tehlikeli de. Her daim meleklerle olduğumuz kadar şeytanla da hemhal oluyoruz. İşimizi tamamen samimiyet üzerine kurmaya özen gösteriyoruz. Yapacağımız işe dahil edeceğimiz küçücük bir kibir, bütün emeklerimizi mahvedebilir. Bu yüzden bütün dostlarımızdan dua istiyoruz. Kalplerimize kibir, gururlanma düşmesin, samimiyetimiz eksilmesin, yaptığımız işi kendi ellerimizle baltamayalım ve güzel yürekliler gönlümüzden eksilmesin diye…

 

Söyleşi için teşekkür ediyorum. Rabbim sizlerden razı olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir