Öz

Öz

Solumdan seslenen atlıya dikiyordum gözlerimi
gökten ödünç aldığım
yüzün özünden
mavi bir süzülüşle.

Bir melodinin kulağımı çınlayan tokadı
savruldu ağaçların dallarından
yüreğimdekine benzer bir yaprak
kahverengini kırıldı, hüzne yalpalandı.

Bir yüz aksiyle
yerden düştü gök
yırtıldı perdeler hanemde
ayna rengi cümleler ko(r)ktu dudaklarımda.

Bir tılsım kanar yağmur yağmur
incinir senin yüzünden güller
tıkırdar bir duvar bende
hangi düşünceye çarpar zihnim
avuçlarına düşmeden
bilmediğim.

Kıvrıldı cümlelerden süzülen öz
uyudu göğsünde…
çocuğumuz olsaydı ona sütten çıkmış
cümleler içirdi bilirdi
oysa kendini içirirdi, bir ben bilirdim.

Ölüm mevsimi doğduğunda
menekşe kokulu yıllar ortasından
sakın, uzatma sözcüklerin başını dişlerinin arasından
onlara temas edince, çürüyecekler!

Beğen  
Önceki Yazı
Yazar

İstanbul Üniversitesi, Dilbilimi bölümünden mezun, çeşitli dergilerde çalışmalarına yer verilmiş, 24 yaşında, arkadaşlarının çoğu hayata gözlerini yummuş kişilerden meydana gelir. (yazar burada okuduğu ve beğendiği yazarlardan söz etmektedir) Şiir ve öykü yazar. Eserse, yazarın tinsel ve içinde bulunduğu ortamı göz önünde bulundurarak, bazılarının da tabii olduğu Alımlama Estetiği çerçevesinde, kitap yorumu yapar. Artık bir klişe görüntüsü verilse de, fani ve faniliğinin bilincinde. Misafir olduğu dünyada Ev Sahibi'nin istediği surette yaşamaya çalışır. Ve bazen günde bir kitap okur. =)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir