Nuri Pakdil Şiir Seçkisi

Nuri Pakdil Şiir Seçkisi

ANNELER VE KUDÜSLER
III
Tûr Dağını yaşa
Ki bilesin nerde Kudüs
Ben Kudüs’ü kol saatı gibi taşıyorum
*
Ayarlanmadan Kudüs’e
Boşuna vakit geçirirsin
Buz tutar
Gözün görmez olur
*
Gel
Anne ol
Çünkü anne
Bir çocuktan bir Kudüs yapar
*
Adam baba olunca
İçinde bir Kudüs canlanır
*
Yürü kardeşim
Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin
(Ocak 1972)

IV

Narin bir üzüm anne yüreği
ağlaması çocuğun
çöl tülbent üstünde
sarar onunla anne yüreğini
*
Çocuk harita
anne çocuğun gözleriyle bakar
uyur çocuk
anne bekçi daim
*
Sokaklar dar mı
boğulur anne
bu atlar
geniş alan isterler
*
Çocuk koşar
ardından K da
insanın yüreğinde bir parça Kudüs vardır yani K
anne şimdi eline aldığı yüreğini yerine bırakır
*
Irmak yatağıdır
çocukların cepleri
bilmeyiz bütün ırmaklar sabahları
akşamları çocuk ceplerindedir
*
Erişince kelime beyi
çocuğun etine
pamuk gibi yumuşak olur o dağ
anneler her yerde o dağı ararlar
*
Dener çocuk
öndeki çocuk boynu mitralyözdür
toz kalktı mı ayaklardan
Alttaki çocukla birlikte ikisi de attır
*
Doğudan mı batıdan mı
yürüyen bir çocuk göreceğiz Kudüse
ben çok önce çıktım doğu’dan
anneler her yerde ararlar beni
*
Çocuk akdeniz görmüş
her ülkede bulunan
bir
K’dır
*
Büyüyor elinde bomba
bombanın gerçeği yumuk çocuk eli
ama çocuk
aykırı görülür ölüme
*
Ölüm de yasadır
artar K
annelere sunu günaydın
çocuk önder

(Kasım 1973)

KUŞLUK MÜZİĞİ

Kutsal inadı olanlar gerekli
Bir kalbi daha olanlar gerekli

CEMRE

Kalbime bir daha cemre düşer mi?
kalbime cemre düştü

Babam Ziyaioğlu Hoca Emin Efendi

Yaşama cesaretimi artıran
Ağır acı oturuşunuz vardı

EDEBİYAT

Döner yerine evrilince tekrar
Koşmaya başlar ya daha da civan

KALDIRACIN DAYANMA NOKTASI

Sabrın bittiği yerde
El değmemiş o sabır

İNSANI KALBİNDEN TUTAMADINIZ MI..

İnsanın en çok kalbi temiz olmalıdır.
Tüm organlarımıza buyuran bir güç var onda.
Anlatmaya, yorumlamaya gücümüzün yetmediği bir giz birikimi bu.
İnsanı kalbinden tutamadınız mı, görün nasıl kayıp gidecek elinizden!
Kaygan, yabancı madde dolu bir şey olup çıkacak sonunda.
Kalbin gereksinimlerine dikkat edilmedi mi emek de, ekmek de yitiriverir anlamını.
Ne emek, ne ekmek; önce kalbimiz bozuluyor çünkü.

İnsan, Kendi Sesini, Dâima, Başkalarından Önce İşitir
Bile bile aynı kâğıdı açıyorum: kendimi sınamanın ağırlığı hergün artsa da.
Saat kaç olmuş… hâlâ bir çocuk yürümemiş sokakta!
Sabah da, akşam da kül boşaltıyorum: yanan zamanın.
*
Hayır! yazar havlu atmaz. Olsa olsa, sükûtunu duvara asar, tüfek gibi; bakar.
Bir nidâ kadar gerekli bana: sinirliliğim sakinleştiriyor beni.
Alın yazıma sâdık kalmalıyım.
İki eliyle sıkıyordu başını: çatlamasın diye…
Çileyi çeken yazıyı yazandır. Bin çile de bin çeşit yazı demektir.
*
Ağlaya ağlaya yanına geldi zaman: diz dize oturup, teselli etti; n’apsın. İçinden, ‘Amma da buldu ha adamını! ‘ da geçmedi değil doğrusu.
Ne durumda olursak olalım, bir müziğiz; insan, kendi sesini, dâima, başkalarından önce işitir. Herkesin, kendince bir çileye dayanabilme gücü de burdan gelir ya.
Elbette aynı şeylerle acı çekmek çok zor bir eylem.
Yüzünüze güller, dün gece çok okudum.

*
Uzak bir pencereydi, yeni kalkmıştım uykudan: bir ağacın dalları Kâbe’ye bakıyordu.
Stop – zamanın da bir uğunması var ki, doğrusu dayanamıyorum bakmaya; mekânda, çünkü, zamanla derin bağıntı içindedir ya, herhalde sana göstermemeye çalışıyor.
İnsan, yıkılan KENDİKENDİSİYLE DE burun buruna gelebilir bazan.

Tohumlar

Atılacak bir sonraki adım kadar güzeldir sessiz tek gece bile

HAS

Sükut suretinde
Çok koyu düşer ses

TESELLİ

Yaa kaç omurga çöktü
Direniş tuttu seni

TAK TAK TAK TAK

Bu kadar ayak
Yürür Devrimde

ÇAVLAN

Arkadaş kıl tartan terazi misin
Artıyor katsayısı direnişin

RAHMAN

Suyu temizliyor ayakların /gerçek mi gerçek/
savaş pilotu exupery’nin
parmaklarının suya dokunuşudur
çoğalan ibrahimlerle
bir gelecek vakit habercisi
yeniden çizdi kenti
-buruşmuş çocuk balonları
gibi kaldırıldı
kentin
putları
ve
eski fotoğrafları –
bir şölen
kelimelerde
inanınca duanın gücü artar
tutsaklık eridi
bir akımdır geçen yüreğimden
en uzaktaki bir müslümanın yüreğine
*
bir güzel geyik gibi
özü tarihin
anlamı yaşamanın -her savaşçının-
bir muştu büyütüyorum yüreğimde
bileklerimizin gücüne doğru işleyen
bir asya direnci
afrika siyah inci
en çok şimdi anlıyoruz ömer’i ali’yi hasan’ı ve osman’ı
/keskin nişancı
olarak
ilerliyoruz/
*
ey öbürsü günleri bekleyen çocuklar
-işçi asker
kutsal
/alınteri kitabımın ilk cümlesi/
burjuva ayağa kalk
güneyde kuzeyde doğuda batıda
yargılıyorum seni
şan soluyan şan alan genç yürekler
ey kardeşler
gören gözlere ortalık ışımıştır

ARAF
I
Kutlu öğleüstü ve akşam üstü
özellikle şimdi akşam üstü
Hiç eskimiyor ortadoğuda zaman
çünkü en verimli bir alçı
*
Sözü alıp bindi sağlam at gibi üstüne
ömrümüzün orağı gamı alıp kırdı
Ölümse sabırlı bir hüma kuşu
hannâne direği ölçüledi varoluşu
Denizi bir solukta içtim de
tuz ve toprak kaldı geride
İştahlıyım bağımsızlığa savaşa özgürlüğe
bu ilkeler her ülkede girecek yürürlüğe
*
II
Konuşma sırası geldi mi bana anne
ortadoğu çocuğu değil miyim anne
düşünüyorum o halde savaşacağım anne
Savaş benim arkadaşım anne
durmadan mukavemet anıtları dikiyoruz her
santimetre karesine ortadoğunun
Bölünemez ortadoğu
sınır
taşlarıyla
Çoğuz
biz
anne
Çevremde
muştu dağıtan
kesiksiz artan
her çocuk
bir komutan
*
Parmaklarımız kabardı bir geyik karnı oluverdi
ileride görüyoruz putu kıran ibrahimi
bizi yanına çağıran ibrahimi
Bizi özgür eden
putu kıran özgür eden
hep o ateşte yanmayan güçlü ibrahim
Çoğaldılar
birbirlerine destek olup
daha çoğaldılar
O
sesin
yankısını
betondan sağlam
bastırdılar göğüslerine
yeni bir eylem yüklediler
kelimelerine bile
*
/gözlerin şiirin ekmeği gibi
geliyor eylemin bitiştiğinde
ey sevdanın has buğdayı/
Damladı yere
bir damla yağmur
bir damla eylem
bir damla yağmur
bir damla eylem
IV
Zekâtla hac önderliğinde namazın
başlattılar eylemini çağımızın
Bir mutlu akımla aydınlattılar evleri
parmaklarım sürekli yeni bir devrimi getiriyor
Soluğumuz şandır
güneş devrimci soluğundan daha sıcak değil
Tüm yasalarda yazılı varoluş ayetleri
görüyorum iki bin yıl öncesiyle iki bin yıl sonrasını
Duydum çalışanın kıvançlı sağlam
inançlı yürek sesini toprakta

Editör: Ebru Yalçın

Beğen  
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir