Mor Elbiseli

Kalem hüzün mâkamında yazıyor bu akşam
Yürek biraz soluklanmak için müsade istiyor sanki
Ben bu mahlas ile nasıl olur, ne yapsam
Günler geçecek diye ödüm kopuyor, içim gidiyor

Nur çehrene değsin bir kere gözlerim dedim ilk kez
Yaşarım bundan sonra , uğramaz keder diyebilseydim bir kez
Kalkıp gidilecek gibi değilsin, kendime mesken edindiğim bir sen
Kuş olup uçabilsem yanına, durabilsem evinin önünde son kez

Uçuyorum. Hiçbir üslup eğmiyor başımı ve eğmeyecek diyorum
Yurt edindiğim ellerine ilişiyor gözlerim , bilmem saat gece kaç diyorum
Ben sana bir sevda misâli yangınımdan eriyeceğim, düşeceğim biliyorum
Günler geçecek diye ödüm kopuyor, içim gidiyor .

Kağıttan bir gemi yapacaktın bir İstanbul akşamı
Kaptanlığına tanımadığın bir insanı atayacaktın benden habersiz
Gemi de sen ve ben. Gemi bile yüzüyor inanmıyorum
Bir ben miyim şahsına can simidim olmadan ulaşamayan .

Bir kere yansam ateşinde , bir kere bulsam seni
Korksam bir kere kaybetmekten , ürkütmekten seni
Yollar edinsem , yuva edinsem kendime seni
Mecnun ettin ya beni, seviyorum seni .

“Oy benum gönlüne sevda tuttuğum yâr
Oy yüreğume söz geçiremeduğum da kendumi âciz hissettuğum yâr
Oy dertlerumi sana haykırsam Ayder Yaylasında yâr
Oy çehresine hüzün değmeyen, mor elbiseli yâr.”

Mor Elbiseli” için bir yorum

  • 15 Şubat 2018 tarihinde, saat 01:04
    Permalink

    harika olmuş yuregine sağlık canim

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir