Perşembe, Eylül 19, 2019
Dilhâne > Yazılar > Meşhur Ramazan-ı Şerif Güzellemelerinden; Paylaşmak

Meşhur Ramazan-ı Şerif Güzellemelerinden; Paylaşmak

“Eğer paylaşmayı bilirseniz, ekmeği paylaşmak, ekmekten daha lezzetlidir.”

Necip Fazıl Kısakürek

Paylaşmak, bir bütünü, sahip olunan bütün her ne ise, paylara ayırıp aralarında bölüşmektir. Kimi zaman ekonomik kaynaklarını, kimi zaman manevi değerlerini, kimi zaman ise duygularını…paylaşmak, paylaştıkça bereketlenen ve çoğalan, aynı mayoz bölünmede olduğu gibi artarak çoğalan bir sistemdir. Paylaşmak eyleminin içine girdiği her alan çoğalır. Halk arasında söylene gelen sevinçlerin paylaştıkça çoğalıp, acıların paylaştıkça azaldığı söylemi doğru değildir. Paylaşmak eylemi çoğaltır, bereketlendirir. Acı da olsa paylaştıkça çoğalır. Yayıldıkça dilden dile, çözümünde ehli olmayan kimselere aktarıldıkça, acılarda çoğalmaya hatta farklılaşarak çoğalmaya devam eder.

Muazzam bir ayın son demlerini yaşıyoruz. Birkaç güne bayram sevincine ulaşacağız biiznillah. Paylaşmak, ümmet arasında en çok Ramazan’ı Şerif’te nefes bulur. Ramazan’ı Şerif güzeldir ve birçok güzelleme dizilir üzerine. Paylaşmakta güzellemelere ruh katar. Adeta ruh üfürülüp güzelliklerine can verilmesidir.

Sosyal Devlet tanımlarına baktığımızda, devletin vatandaşlarının ekonomik ve toplumsal varlıklarını iyileştirmek için roller üstlenerek, bu yolda vatandaşlarına olanaklar sunması olduğunu görürüz. Kısacası, kaynaklarını vatandaşları ile paylaşan devlettir, sosyal devlet.

Ülkenin, devletin gelişmişliğinin göstergesi bile sosyal devlet olup olmamasından yani paylaşma kabiliyetinden geçiyor. Devleti bile devlet yapan paylaşmakken; bireyleri, toplumları özüne döndürecek olanın da bir yanında elbette paylaşmak vardır. İnsan yaşarken sahip olmak üzerine hayatını kurar. İyi okula, iyi işe, iyi eşe, iyi eve, cennete, Allah rızasına ve aklıma gelmeyen nice şeye sahip olmak üzere yaşar. Sahip olmak ve sahip olduğunu çoğaltmak üzere, iyi işte kademeye, evden sonra arabaya, cennette makama… kısacası sahip olunan her ne ise katlamak ister insanoğlu.

O halde paylaşmak eylemi de çarpan etkisi oluşturuyorsa sahip olmak istediklerimize daha hızlı erişmek için bu eyleme sımsıkı sarılmalıyız. Paylaşmakta var olan bir başka lezzette paylaştığın kimsenin mutluluğuna şahit olmaktır. Mutlu olmanın bir yolu da mutlu etmekten geçiyor. Başlarken üstadın sözüyle bismillah dedik. Paylaşmanın tadının ekmekten tatlı olduğunu söylüyor üstad. Ekmek elbette mecaz olan. Paylaşmanın öyle bir hazzı var ki paylaştığını çoğaltırken bir de mutlu ediyor. Hem çoğalmanın etkisi mutluluk veriyor hem de mutlu etmenin etkisi. Velhasıl kelam tadına doyulmuyor.

Toplumumuzun son yıllardaki ihtiyaçlarına baktığımızda manevi olanı paylaşmanın maddeyi paylaşmaktan daha fazla önem arzettiğini görüyoruz. Paylaşmanın yerini bulabilmesi, haz getirebilmesi için bir yoksunluk üzerine kurulması daha manidardır. Çünkü insan yoksun olduğuna kavuştuğunda paylaşmak yerini bulur. Gelişmekte olan bir ülkeyiz ve devlet sosyal yardımlar ile ekonomik olarak eşitliği sağmada ciddi yol kat etmiş durumda. Ancak toplumda zamanla bambaşka bir yoksunluk baş göstermektedir ki; o da manevi değerlerimizdir. Dostluk, arkadaşlık, yarenlik kavramları yavaş yavaş çözülmeye uğramaktadır. Sevgi; gösterilmeyen, saklanan, içte tutulan bir duyguya dönüşmüştür. Toplum içindeki duygu paylaşımını geçtik, aile içerisinde bile sorunlar, sevgi kavramı yerini bulmadığından kaynaklanmaktadır. Mutluluğu, huzuru paylaşmak neredeyse hiç görülmüyor. İlgi ve samimiyet kaybolmuş durumda. Toplum ve birey şuan bu yoksunluğu yaşıyor ve durumla baş etmeye çalışıyor.

Toplum olarak maddi kaynaklarımızı paylaşmakta hassaslaştığımız bir ayın içerisindeyiz ve sıra belirlediğimiz yoksunluklarımızı gidermeye gelmiş durumdadır. O halde kolları sıvamalıyız. Ramazan-ı Şerif 1 ayda 11 ayı kurtaracak bir düzeni kurmamıza yardımcı olur, hayatımızı düzenler. İbadet ve taatlerdeki eksiklikler görülüp nizama sokulur.

Yalnız Ayların Sultanı sadece ibadet alanında gelişimimiz için değildir. Birey her şeyiyle bir bütündür. Bireyi iyi olana taşıyacak her türlü eksikliklerin giderilmesi için bir rahmet ayıdır. O halde şuan birey ve toplum olarak yoksunluğunu çektiğimiz duygusal ve manevi birikimlerimizi paylaşıp gelecek 11 ayı düzenleyecek bir paylaşımı oluşturmanın tam zamanı.

İnsan vücudu az yediğinde, ekonomik olarak yoksunluk çektiğinde kolay kolay iflas etmez. Ucuz kaynaklardan da olsa gerekli beslenmeyi bir şekilde sağlar. Hatta maddi hastalıkların bir çoğu fazla beslenmekten kaynaklanır. Kaynaklar hastalıkların, açtıktansa fazla tokluktan daha çok kaynaklandığını söyler (Kast ettiğim aşırı yoksul ülkeler, açlık içinde kaynaklanan coğrafyalar değildir.). Ancak duygusal yoksunluk insanın bağışıklık sistemini çökerten, ciddi hastalıkların vuku bulmasına neden olan bir durumdur.

Duygusal yoksunluk, ekonomik yoksunluktan çok daha kötü sonuçların yaşandığı bir kıtlık halidir. Paylaşılması en kolay olan, kişinin sahip olduklarından verdiği hissini oluşturmayan bir paylaşım olmasına rağmen de son derece azalmış bir paylaşmadır.

Üstte de vurguladığım gibi Ramazan’ı Şerif silkelenme ve 11 ayı toparlama, düzene girme ayıdır. Son demlerine gelmişken, Ramazan’ı Şerif güzellemelerinden paylaşmanın duygusal boyutuna hep beraber niyet etmek güzel hasletlerimize can suyu olacaktır…

Merve Diken
1991 İstanbul doğumlu olup, Sosyoloji Lisans ve Yüksek Lisans mezunuyum. ‘Dert’im’ ile tanışıp, öğrenimimi sürdürdüğüm Balıkesir şehrinde ‘Kuantum ve Tasavvuf’ merakımla yazmaya başladım. ‘Niyetiniz Ümmeti Muhammedi Ateşten Kurtarmak Olsun’ sözünün muhatabı olarak gençler üzerinde çalışmaya, gençlik kulüplerinde eğitimin içinde olmaya ve en önemlisi yazmaya devam etmekteyim. İyi okur, iyi yüzer, iyi kahve içerim. Şimdilerde bir de iyi yazmaya niyet etmiş olup; ‘iyi’ anılmak isterim.
http://www.dilhane.net

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir