Malcolm’dan Kalanlar

Malcolm’dan Kalanlar

“beyaz adam savaştı, biz öldük.”

Malcolm, bu sözü söylerken neredeydi ve neyle meşguldü bilmiyorum. Ama, bildiğim bir şey varsa o da hiç yalnız olmadığı gerçeğidir. Çünkü, dünyanın en büyük cemaati Mazlum İnsanlar Topluluğudur. Ve bütün cemaatlerde olduğu gibi onlarda da aidiyet, mensubiyet ve her daim beraber hareket etme dolayısıyla bir kör düğüm gibi birbirine kenetlenme duygusu hakimdir.

…biz öldük. / Nihayeti ise sol tarafta. Biz öldük çünkü beyaz adam bir bireydi ve biz bir topluluktuk. Dolayısıyla, bireyselleşmenin yani Batılı anlamda Amerikanlaşmanın önündeki en büyük engeldik. Tüm bunlarla beraber, yukarıda saydığımız özelliklerimizden ve ten rengimiz sebebiyle farklığımızdan dolayı beyaz adamın gözünde terörist hükmündeydik.Her terörist gibi bizimde imha edilmemiz gerekiyordu. Bununda en iyi yöntemi hiç şüphesiz,beyaz adamın materyalisttik kafasına göre ölümdü.

“gerçekle yüz yüze gelemeyecek kadar vatanseverlikle kör olmamalısınız. Yanlış yanlıştır, kimin söylediği önemli değil.”

Bu söz bütün evrenselliğiyle iki büyük hüküm içermektedir. Birincisi, vatanseverliğimizin hakikatleri görmemize en olmaması gerekliliğidir. İkincisi ise, yanlışı soyut olarak görmemiz ve o şekilde davranmamız gerekliliğidir. Çünkü, yanlışı somutlaştırmak kişi odaklı düşünmemize sebep olacaktır. Bu da, zihnimizde bir insan tipini tamamen kötü diğerini ise tamamen iyi olarak nitelendirmemize yol açacak vehayatımızı bize zehir edecektir.

“müslüman âleminde kim ki İslam’ı kabul eder ve beyaz yahut siyah olmasıyla ilişiğini keserse, sadece İnsan olarak tanınır.”

Kim ki İslam’ı seçer, işte o zaman İnsan olur daha da sadesi. Bu söz El Hac Malik El Şahbaz’ın hac vazifesi esnasında yazdığı bir mektuptan alıntıdır. Evet, El Hac Malik El Şahbaz. Bu sözü söyleyesiye kadar birçok isimle anılmıştı Malcolm. Öyle ki, doğduğunda ona Malcolm Little ismini vermişlerdi, hapishane hayatında ona “Hemşeri”, “Jack Carlton”, “Detroitli Kızıloğlan”, “Büyük Kızıloğlan”,  “Şeytan” gibi lakaplar takmışlardı. Son olarak ise Hacı bir müslüman olduğu için: El Hac Malik El Şahbaz.

“amerika, İslam’ı anlamak zorunda. Çünkü toplumdan ırk problemini silen tek din İslam’dır.”

Irkçılık bir beladır. Öyle bir bela ki, farklı olana tahammülü olmayan insanlar ortaya çıkarır ve o insanları kendi cinsine düşmanlık yaptırır. Sırf rengi farklı diye. Çözüm, Malcolm’a göre bellidir. Çünkü o hac vazifesini ifa ederken oradaki Müslümanların birbirine renk ayrımı yapmaksızın kardeşçe muamele ettiğini görmüştür. Dolayısıyla, bu anlayış Amerika’da da hakim olmalıdır. Bu da ancak İslam ile mümkündür. Malcolm’un yeni nesil Amerikan gençliğine bu hususta inancı tamdır. Öyle ki, bu inancını bir mektubunda şöyle açıklıyor:

“Amerika’nın ırka dair delice takıntısı, onu intihara eşdeğer bir yola ve aşağısında dipsiz çukurların olduğu bir uçuruma sürüklemiştir. Ben inanıyorum ki, henüz gençliğin etkisi altında olan kolejlerdeki, üniversitelerdeki yeni nesil beyaz Amerikalılar, engellerle önü daha az kapatılmış entelektüeller, ‘kötüye işaret eden bu durumu’ görecek ve manevi kurtuluş için İslam Dinine dönecek. Hatta yaşlı nesilleride buna ikna edeceklerdir.”

Ancak, Amerikan halkı ve iktidarı maalesef bu anlayışı hâlâ benimseyememişlerdir. Bugün ABD kamuoyunda İslam; terörizmle, Yahudi karşıtlığıyla, batı uygarlığına karşıtlıkla ve fanatizmle eşdeğer görünmektedir. Hususiyetle, son dönemlerdeki Amerika’da veya dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bazı terör olayları sebebiyle kamuoyunda İslami Fundamentalizme karşıçok geniş çaplı bir anti-propagandaya girişilmiştir.  Elbette bu saldırı direk dinin kendisine yapılmamıştır. Daha çok, bazı İslami cemaatlerin ya da şahsiyetlerin terörist olarak damgalanıp hapsedilmesine yöneliktir. Umarım, hidayet bulurlar.

Beğen  
Yazar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir