Cuma, Temmuz 19, 2019
Dilhane > Keşf-i Köşe > “Kubbet-ül İslam” Buhara

“Kubbet-ül İslam” Buhara

Orta Asya’nın en eski yerleşim yerlerinden birisidir Buhara. Şehrin 2.500 yıllık bir geçmişi vardır. Doğu ve Batı’yı birbirine bağlayan Buhara sadece ticaretin değil ilmin ve bilimin de merkezidir. Zengin ve köklü tarihinin yanı sıra nice alim ve bilimadamına da ev sahipliği yapmıştır. Türk-İslam dünyasında saygın bir yere sahip Buhara, İpek Yolu üzerinden kültürlerin, dinlerin ve ticaretin kesişme noktası olmuştur.

Şehir “Kubbet-ül İslam” olarak adlandırılır. Yani İslam dininin kubbesi. Türk-İslam dünyasında “Yedi Pir” diye bilinen Hoca Abdülhalık Gucdevani, Hoca Muhammed Arif er- Rivegeri, Hoca Mahmud Encir Fağnevi, Hoca Ali Rametani, Hoca Muhammed Baba Sammasi, Seyyid Emir Külal ve Bahauddin Nakşibend gibi Nakşibendi tarikatının büyüklerini yetiştiren Buhara, İslam medeniyetinin merkezi haline gelmiştir.

Samaniler, Karahanlılar, Moğollar, Timur ve Şeybaniler devletlerinin egemenliğine giren Buhara, 1533’ten Sovyet Rusya’nın 1920’deki işgaline kadar Buhara Emirliği’nin merkezi oldu. Ata diyarı topraklar tarih boyunca birçok savaş ve yıkıma şahitlik etti.
Genelde Özbekistan, özelde Buhara uzun yıllar Sovyet işgali altında olmasına ve görünümünden çok şey yitirmesine rağmen günümüzde halâ ayaktalar. Kentte camiler, türbeler, kapalı çarşılar bugüne kadar varlıklarını koruyabilen özgün yapılardır. Samanoğlu İsmail Türbesi, Hazara Camisi, Kalan Minaresi, Muğak Attari Camisi ve Mescid-i Cuma, Uluğbey Medresesi, Mir Arap Medresesi, Abdülaziz Han Medresesi, Emir Kalesi, Nakşi Bendi Türbesi, Ark Kalesi kentteki en önemli tarihi yapılardır.

Devlet korumasına alınmış 700 ‘e yakın tarihi ve kültürel yapıt bulunuyor. Buhara, 1993’de BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alındı.

Ana yurdumuzdan ata yurdumuza selam olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir